Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dershanelerle ilgili olarak, "Böyle bir polemiğin içerisine girmek istemedim ve bu polemiği de doğrusu çok çirkin buldum. Zira bu, bugün gündeme gelmiş bir konu değil. 1980'li yıllardan bu yana çok çok farklı dünya görüşüne sahip olan yönetimlerin, iktidarların sürekli gündeme getirdiği ve gündeme getirdikçe de mesafe aldık alamadık, bu şekilde devam eden ve trendin çok çok düşük seviyelerden yavaş yavaş bizim iktidarımızda zirve yaptığı bir süreçtir" dedi.
Başbakan Erdoğan, ATV ve A Haber ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.
"Çözüm sürecinde 'Geri dönemeyiz' diyecek noktada mıyız?" sorusu üzerine, geri dönmek gibi bir niyetlerinin olmadığını, devamlı ilerlediklerini söyledi. Erdoğan, "Her zaman ne diyoruz, 'Durmak yok yola devam' diyoruz" ifadesini kullandı.
PKK'lıların yurtdışına çıkış oranına ilişkin Erdoğan, "Yüzde 20'ye filan ulaşmıştı. Ondan sonra onlar maalesef nokta koydular, artık virgül de diyemiyorum. Temmenni ederiz ki samimi olarak o süreci devam ettirirler" dedi.
"İmralı görüşmeleri, ocak ayında açıkladığınız perspektif istikametinde yürüyor mu?" sorusu üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:
"Şu anda bizim tabii ki ilgili arkadaşlarımız, istihbarat teşkilatımız bu konuda üzerine düşen görevi sürekli yapıyor ve burada malum, parlamentodaki muhalefet partisinin üyelerinden gitmek isteyen milletvekilleri arasından Adalet Bakanlığımız değerlendirmesini yapıp, uygun gördüğü isimlere bu konuda müsaade ediyor ve onlar da gidip orada zaman zaman bu ziyaretleri yapabiliyorlar. Böylece temennimiz odur ki bu sürece oranın da katkısı olur. Ama bunu tabii muhalefet kabul ediyor mu etmiyor mu ayrı mesele. Ama biz böyle anladık, biz stratejimizi böyle belirledik ve bu strateji istikametinde süreci devam ettiriyoruz. Şimdilik böyle gidiyoruz ama yarın ne olur onu da yine şartlar belirleyecek. Bazen biz şartları oluştururuz bazen de şartlar bazı adımlar atmamızı, değiştirmemizi gerekli kılabilir."
-"Çektikleri gibi de indirirler"
Başbakan Erdoğan, "Diyarbakır'daki buluşma ve manzara, bölgedeki Kürtlerin üzerinde Barzani'nin etkisini öne çıkaran, Barzani'nin özellikle geleneksel ve dini değerlere bağlı Kürtler için ne kadar değerli olduğunu vurgulayan bir hareket oldu. Bundan PYD'nin yalnızlaşmış hissedip, muhaliflerle beraber mücadele etme yolundan bir kez saptı çünkü, Esed'e yaklaşma ihtimali söz konusu mu?" sorusu üzerine, şu değerlendirmede bulundu:
"Barzani, PYD'deki bu gelişmeler üzerine çok sert bir açıklama yaptı ve bu açıklama da aslında bizim takındığımız tavırla paralel düşen açıklamalardı. Bu açıklamalardan sonra özellikle Suriye kuzeyinde olumsuz gelişmeler başladı ve şu anda onlar hala kendilerini toparlamaya çalışıyorlar ama toparlayamıyorlar. Çünkü şu anda Barzani yönetimiyle bir defa adeta kopmuş durumdalar. Biz bunları da kendileriyle yine değerlendirdik çünkü bizim Kuzey Suriye'de onların belirlediği gibi bir oluşuma 'evet' dememiz mümkün değil. Bu farklı bir gelişme. Bunu hep konuştuk, konuşuyoruz. Burada müşterek bazı çalışmaları Irak'ın merkezi yönetimiyle de aynı şekilde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile de müşterek çalışarak buradaki bu gelişmeleri biz engellemekte kararlıyız."
Erdoğan, "Barzani ile görüşmesinin hemen ardından sınırın Suriye tarafından yeniden PYD bayrağı çekildiğinin" hatırlatılması üzerine ise "Suriye tarafında bu tür bir şeyi kendilerinin çekmesi, çekerler, çektikleri gibi de indirirler yani. Geçmişte de onu yaptılar, ondan sonra da indirdiler" değerlendirmesinde bulundu.
-"Bazen şartlar bu tür şeyleri belirler"
Başbakan Erdoğan, "İmralı'ya gazeteciler veya akil adamlardan oluşan bir heyet giderek, Öcalan ile yüz yüze görüşebilir mi?" sorusu üzerine, "Şu anda gündemimizde böyle bir şey yok ama ilerde olur mu olmaz mı, bazen şartlar bu tür şeyleri belirler" şeklinde yanıtladı.
"Öcalan'ın bu konuda talebi olup olmadığına" ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Her zaman oluyor tabii, yeni değil yani" diye konuştu.
Gazetecilerin İmralı'ya gitmesine ilişkin Erdoğan, "Gün ola harman ola ama şu anda gündemimizde böyle bir şey yok. Zaman bunları gösterir" dedi.
Başbakan Erdoğan, "Çözüm sürecinde STK ve iş adamlarının katkılarından memnun değilsiniz. Ne yapmaları gerekiyor?" sorusu üzerine, iş adamlarının, Türkiye'nin belli bölgelerinde risk almayı sevmediklerini söyledi.
İş adamlarının yatırım yapacakları yerde asla risk olmamasını veya risk yüzdesinin çok düşük olmasını istediklerini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Örneğin geçenlerde Van'daydım. Orada da açık açık söyledim. Orada mesela bir girişimcimiz kalktı 60-70 milyon TL aklımda kaldığı kadarıyla, orada bir mermer fabrikası kurdu, 400 kişi falan orada çalıştırıyor ve çok da kaliteli iş yapıyor. Şimdi buna benzer girişimcilerimizin Anadolu'nun değişik yerlerinde yatırım yapması, işsizliğin kaldırılması veya azalması noktasında çok büyük bir imkan sağlayacak, bölge halkının kendine özgüvenini artıracak ve ekonomi demokrasi at başı gitmesi gerekir tezimizi bunlar vasıtasıyla güçlendirmiş olacağız. Olayın eğer maliyet noktasındaki girdilerine baktığımız zaman emeğin oradaki maliyeti Batıdaki gibi değil, daha düşük. Bu yönden de aslında maliyetlerin çok daha düşük olduğunu orada görmek mümkün. Bu adımları orada atmamız inanıyorum ki hem ülke ekonomisine hem o bölgenin insanına istihdam noktasında çok büyük fırsatlar getirecektir. Daha yeni yeni bir hareketlenme, bir canlanma, örneğin işte Diyarbakır'da, çok ilginç, kalacak otel yoktu. Öyle bir durum oldu. Ama şimdi bu yatırımlar olmuş olsa biz bunu aşmış oluruz. Mesela Diyarbakır, sadece bizim şu anda inşallah adımını atıyoruz bir Dicle projemiz var, bu Dicle projemizi bitirdiğimiz anda, şu anda bile başladı, ciddi manada bir turist gidiş gelişi oluyor. Burada da ona göre turistlerin ihtiyacına cevap verecek, hakikaten kaliteli otellerin olması, lüks otellerin olması hem oraya özellikle ekonomik noktada bir canlılık, hareketlilik getirecek ve orada yaşayan vatandaşlarımızın da inanıyorum ki gelirini artıracaktır."
-"Sen benim anamsın diyor Emine Hanım'a"
"Sivil toplum örgütleri ne yapabilir?" sorusu üzerine Erdoğan, "Sivil toplum örgütlerinden bir defa sanayi ve ticaret odaları diyelim, buralarda aslında o bölgede olanlar çok daha girişimci olması lazım, çok daha rahat hareket etmesi lazım, çünkü onlar o bölgenin insanları, bu işi çok daha rahat bir şekilde yürütmesi lazım" dedi.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu hafta Şırnak zannediyorum veya Van, Hakkari, o yol üzerinde mesela müteahhit firmanın kamyonları yakıldı, iş makineleri yakıldı vs. Şimdi bu tabii oradaki müteahhit firmayı ister istemez rahatsız ediyor. Yüksekova'da şimdi havalimanını yapıyoruz. Havalimanının yapılması müteahhidin devamlı tehdit altında olması sebebiyle engellerle karşılaşıyor. Yani Hakkari'ye havalimanı kazandıracaksın ama bu engelleniyor. Burada bölücü terör örgütüne karşı, özellikle onlar üzerinde tesiri olan çevrelerin, onlara karşı durması lazım. Durmuyorlar. Yani benim Hakkari'de yaşayan Kürt kardeşim oraya uçakla gitme hakkına sahip değil mi? Niye oradan kalkıp da diyelim ki araçlarla Van'a gelsin, Van'dan Türkiye'nin değişik yerlerine gitsin? Ama yine de bütün bunlara rağmen ben bir şeyin inancı içindeyim, hiç olmazsa yaklaşık bir yıldır kepenkler kapanmıyor, bu bir gelişme."
Bismil'de bir gencin otobüslerinin önüne çıktığını anlatan Erdoğan, "Korumalar filan durduruyordu. 'Durun' dedim, 'Bırak gelsin.' Geldi genç, 'Başbakanım biz barış istiyoruz' dedi. Meğerse iki ağabeyi hapisteymiş. Kendisi de üç ay sonra askere gidecek. Ben dedim ki 'Ben buraya niye geldim?', 'Biz dün Diyarbakır'da o mitingi niye yaptık?' Bunların hepsi çözüm sürecine yönelik. Bu bölge barışına katkıda bulunalım, kucaklaşalım, bunun için buraya geldik. Birbirimize sarıldık, o beni öptü, kucakladı, ben de onu kucakladım. Hüngür hüngür ağlayarak ayrıştık. Eşimin elini öptüler, yanında bir kişi daha. 'Sen benim anamsın' diyor Emine Hanım'a. Bu duygular farklı duygular değil, bu duygular bizim duygularımız. Ama niye bunlar engellenmek isteniyor? Sıkıntı burada" diye konuştu.
-Anayasadaki vatandaşlık tanımı
Başbakan Erdoğan, "Anayasadaki vatandaşlık tanımı konusunun, toplu anayasa paketini beklemeden çözülmesi" konusundaki soru üzerine, "60 madde konusu var ya, 60 madde konusu 48 ile başladı, geldi iş 60 maddeye. Ana Muhalefetin Genel Başkanı ne dedi? 'Ben varım' dedi. Ben onun üzerine ne yaptım? Arkadaşlarımı hemen onlara gönderdim, 'Gidin görüşün' dedim. 'Varım' dediğine göre biz beraber, diğerleri katılmıyorsa bile şu 60 maddeyi çıkartalım Meclis'ten, komisyon yine devam etsin çalışmasına. Bize dediler ki 'Bir hafta sonra biz size döneriz.' Bir hafta sonra geldiler dediler ki 'Tüm partiler katılmadıktan sonra biz bu işte yokuz.' Şimdi bunlarla neyi çözeceksin?" ifadesini kullandı.
"Bu (Vatandaşlık tanımı) maddenin özel ve hassas olduğunun" belirtilmesi üzerine de Başbakan Erdoğan, "Hayır bu maddeyi de onlar, inanın şu anda gelsin, onu bile oturup değiştirmeye gelmezler. Orada da derler ki 'Onun da gelmesi lazım.' Öyle bir dertleri yok" dedi.
"Kılıçdaroğlu'nun da seçim öncesinde bu yönde taahhüdünün bulunduğunun" hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Biz hazırız. Anayasayla ilgili o 60 maddenin içinde, 60 madde olmuyor, içinde ne istiyorlarsa biz hepsine varız" diye konuştu.
-"Çirkin buldum"
Başbakan Erdoğan, "Dershaneler konusunda hemen hemen herkesin açıklamaları oldu ama sizden açıklama gelmedi. Dershaneler ne olacak?" sorusu üzerine, şunları kaydetti:
"Öncelikle bugüne kadar niye konuşmadınız sorusuna şöyle bir cevap vereyim, böyle bir polemiğin içerisine girmek istemedim ve bu polemiği de doğrusu çok çirkin buldum. Zira bu bugün gündeme gelmiş bir konu değil. 1980'li yıllardan bu yana çok çok farklı dünya görüşüne sahip olan yönetimlerin, iktidarların sürekli gündeme getirdiği ve gündeme getirdikçe de mesafe aldık alamadık, bu şekilde devam eden ve trendin çok çok düşük seviyelerden yavaş yavaş bizim iktidarımızda zirve yaptığı bir süreçtir.
İktidar olduğumuzda ben hatta Hüseyin Bey'in bakanlığı döneminde, 'Hüseyin Bey' dedim, artık bu dershaneler konusunu bir çözüme kavuşturalım ve bunu bir dönüşüm projesi olarak sizden özellikle istiyorum.' Zira geldiğimizden bu yana birçok konuda attığımız reform adımlarını biz bu alanda da atalım."
Sağlıkta dönüşüm projelerini hatırlatan Erdoğan, bunu gerçekleştirmek için adım attıklarında önlerine birçok engeller çıktığını belirtti.
"Dedik ki 'Biz bunu yapacağız.' Hatta hatta sendikalar dediler ki 'Bu hastaneler', SSK için, 'Bizimdir' dediler. Dedik 'Bu halkındır sizin değil.' Ama biz bütün bunları şu anda tek çatı altında toplamak suretiyle halkımızın sağlık sorununu çözmeyi hedefliyoruz" ifadesini kullanan Erdoğan, "Yani bu hastanelerde gelip de benim köylü vatandaşım veya işçi vatandaşım, kuyruklarda bekleyip sabah namazından sonra tedavi olmadan dönmesi mi isabetli yoksa bütün hastaneler, bütün işçinin, memurun, hepsinin emrinde olmak suretiyle Bağ-Kurlunun bunu çözmemiz mi önemli. ve sonunda biz bu hedefe ulaştık, bunu çözdük" diye konuştu.
-"Bir taraftan taslak diyeceksin, bir taraftan gece baskı diyeceksin"
Dershaneler konusunda da 1980'li yıllardan itibaren gelen sürecin, aynı şekilde uzayıp gittiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ben Milli Eğitim Bakanı arkadaşlarımın bu değiştikleri süre içerisinde hepsinden de doğrusu bunu istedim. ve son dönemde artık dedik 'Bu işi bizim bitirmemiz gerekiyor, bu dönüşümü bizim eğitimde de başarmamız gerekiyor.' ve arkadaşlarımız belli bir çalışmayı yaptılar. Tabii bu hazırlanan taslak bizlere daha sunulmadan atılan gazete başlıkları tabii çok çok çirkindi. 'Bir gece baskını' başlığı hakikaten yenilir yutulur bir başlık değildi. Kim nereye gece baskını yapmış?' Ortada ne var? Bu Meclise gelmiş mi? Gelmemiş. Hem bir taraftan taslak diyeceksin, bir taraftan gece baskını diyeceksin. Eğer bir gece baskını olacaksa bu yeni başlamadı. 2003'ten bu yana konuşulan, görüşülen, nitekim bu işin en çok seslendireni olan arkadaşların birçoğuyla ben bunları görüştüm, kendilerine bu konuyu anlattım. Dedim 'Bakın biz bu işi çözeceğiz ve bu konuda bizim bir kararlılığımız var."
Bir gazete kupürünü gösteren Erdoğan, "Mesela bu çok enteresan. Şimdi o gün böyle yazan bu zat, şimdi bakıyorsun, orta yolu bulmaya çalışıyor. Bu çok manidar, çok ilginç. Buradan şimdi destek almaya çalışıyorlar" diye konuştu.
Erdoğan, şunları kaydetti:
"Biz de diyoruz ki gelin bu konuda samimi olalım. Biz sizden hizmet almaksa hizmet alalım. Ne yapalım? Gelin bu dershaneleri okula dönüştürün. Okula dönüştürmek suretiyle sınıflarda boşluk mu var? Bizim limitimiz 30. Kalite arıyoruz çünkü. Burada 15 öğrenciniz mi var, biz size 15 öğrenci verelim. Eğer 15 öğrenci veremiyorsak biz bu 15 öğrencinin bize diyelim yıllık maliyeti nedir, 2 bin, 2 bin 500 lira. Her biri için size o ücreti biz verelim ve siz burada rahatlıkla bunu devam ettirin. Ama merdiven altı dershanecilik sürecini bitireceğiz. Böyle apartman katlarında filan bu işin bitmesi lazım. ve biz sizden böylece hizmet alımı yapalım. Yok buna girmiyorsunuz. 'Efendim bizde öğretmen fazlası var.' Tamam, sizde öğretmen fazlası varsa siz bu fazla öğretmenleri bize devredin, biz bunları yazılı imtihana tabi tutmadan, biz bunları sadece mülakatla alıp devletin okullarında istihdam edelim. Yok bunu da istemiyorsunuz. O zaman ne istiyorsunuz bize bunu söyleyin. Biz size arsa verelim, bu arsalar tamamen bizim stratejik olarak oluşturduğumuz teşvik kapsamında biz birinci bölgede de ikinci bölgede de Anadolu'nun dört bir yanında biz size arsa verebiliriz. Gelin bu arsalarda siz bunu yapın. Ucuz kredi verebiliriz, gelin bunu bu ucuz krediyle yapın. Bütün bunların yanında vergide sizlere muafiyet, indirim, bunları sağlarız, enerjide aynı şekilde bunu sağlarız. Yeter ki gelin bunu bu şekilde yapın."
- Ankara
Son Dakika › Güncel › Başbakan Erdoğan Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.