İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ - Son Dakika
Son Dakika Logo

İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ

İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ
12.01.2020 15:35

Drone saldıran köpek izleyenleri gülümsettiERZİNCAN Ergan Kayak Merkezi'nin maskotu haline gelen "Bulut isimli köpeğin drone ile kovalamacası izleyenleri gülümsetti.

Drone saldıran köpek izleyenleri gülümsetti

ERZİNCAN Ergan Kayak Merkezi'nin maskotu haline gelen "Bulut isimli köpeğin drone ile kovalamacası izleyenleri gülümsetti.

Ergan Kayak Merkezi'nin maskotu haline gelen 'Bulut' isimli köpeğin habercilerin dronuna saldırısı renkli görüntüler oluşturdu. Kayak merkezini havadan görüntüleyen drone sürekli takip eden ve yakalamak için üzerine zıplayan köpeğin o anları izleyenleri gülümsetti. Dronenin yere inmesine bir türlü fırsat vermeyen 'Bulut' drone operatörünün cihazı havada yakalamasına rağmen bir süre daha takip etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------------------------Köpeğin dronu kovalaması-Dron kamerasından köpeğin o anları Haber-Kamera: Coşkun MENEK/ ERZİNCAN, ==============================

Karacadağ'da, davullu zurnalı kayak

ŞANLIURFA'nın Siverek ilçesinde, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin tek kayak merkezi olan, 1919 rakımlı Karacadağ'da, kayak sezonu açıldı. Kayak yapanlar, çalınan davul zurna eşliğinde eğlendi.

Siverek merkeze 60 kilometre uzaklıkta bulunan Karacadağ'daki kayak merkezine gelenler, kayak yaptı. İlçe kırsalında etkili olan kar yağışının ardından beyaza bürünen kayak merkezinde kar kalınlığının 1 metreye ulaştığı belirtildi. Kayak yapanlar, çalınan davul zurna eşliğinde 1919 rakımlı Karacadağ'da eğlendi. Diyarbakır ve Mardin gibi çevre illerden gelenler arasında kayak bilmeyenler de kaymaya çalışınca renkli görüntüler ortaya çıktı. Hafta sonu kış mevsiminin güzelliklerini yaşamak için Karacadağ'a geldiklerini anlatan ziyaretçilerden Figen Ordu, "Kayak sezonu açıldı. Bizler de geldik. Burası çok güzel. İsteyen kayak, isteyen mangal yapıp, davul zurna eşliğinde halay çekiyor. Karacadağ'ın bu kış mevsiminde sıcak bir ortamı var" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------------------Kayak merkezi     Merkeze gelen ziyaretçilerKızaklarla kayanlarMangal yapan ziyaretçiler -Davul zurna eşliğinde halay çekenlerKayak yapan ziyaretçilerNaylon Leğenlerle gelen ziyaretçilerZiyaretçilerin konuşmasıGenel ve detay görüntülerHaber-Kamera: Mehmet SEZGİN-ŞANLIURFA-DHA)

==================================

Muğla'da foto kapana karakulak takıldı MUĞLA'nın Köyceğiz ilçesinde, nesli tükenme tehdidi altında olan karakulak yaban hayvanlarını izlemek için kullanılan foto kapana takıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan açıklamada, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü'nün yaban hayvanlarını izlemek için doğaya yerleştirdiği foto kapanlar sayesinde yaban hayatını izlemeye devam ettiği bildirildi. Muğla Köyceğiz'de doğaya yerleştirilen foto kapana bu kez, Türkiye'de nesli tehdit altında olan karakulakın takıldığı kaydedilerek, "Foto kapana hem gece hem de gündüz görüntüsü takılan karakulak daha sonra ise envanter ve av koruma kontrol faaliyetleri esnasında DKMP görevlilerin objektifine poz verdi. Elde edilen görüntüler nesli tehdit altında olan bu türün ülkemizdeki varlığının görülmesi bakımından büyük önem taşıyor" denildi.

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

MUĞLA - DHA

===================================

Doğa harikası şelaleye HES'i Danıştay iptal etti

ANTALYA'da, doğa harikası Uçansu Şelalesi'ni oluşturan Alara Çayı üzerinde, Kamer regülatörü ve HES projesi için Mayıs 2015'te verilen 'ÇED olumlu' raporunun iptali için köylülerin açtığı davada Antalya 2'nci İdare Mahkemesi'nin iptal kararı Danıştay 14'üncü Daire tarafından da onaylandı. Karara göre, HES projesi iptal oldu.

Gündoğmuş ilçesinde, Torosların zirvesi Akdağ ve Geyik dağlarında, 50 metre yükseklikten dökülen Uçansu Şelalesi'nin kaynağını da oluşturan Alara Çayı üzerinde, 7'si dere, 1'i baraj tipi olmak üzere 8 HES projesi bulunuyor. Akdeniz'e döküldüğü alana kadar yaklaşık 80 kilometre uzunluğa sahip nehir üzerindeki HES projelerinden Hayat 1, Hayat 2 ve Kamer HES ile ilgili hukuki süreç devam ediyor. ÇED raporlarında harita üzerinde belirtilen Uçankaya, Gündoğmuş, Erka, Oğuz HES projesi ve Alara Barajı'yla ilgili hukuki süreç ise başlatılmadı.

DANIŞTAY İPTAL KARARINI ONAYLADINehir üzerinde şelaleye çok yakın bölgede planlanan Kamer regülatörü ve HES projesi için Mayıs 2015'te verilen 'ÇED olumlu' raporunun iptali için köylülerin açtığı davada Antalya 2'nci İdare Mahkemesi, 2016 yılında iptal kararı verdi. Karar temyiz edildi. Danıştay 14'üncü Dairesi itirazı reddederek, Kamer HES projesini iptal eden kararı onayladı.

'DİĞER PROJELER DE İPTAL EDİLMELİDİR'HES'e karşı dava açan köylülerin avukatı Münip Ermiş, neredeyse 10 yıldır devam eden dava sürecinin tamamlandığını belirterek, "Danıştay, Gündoğmuş/Alara Çayında son sözü söyledi. Kamer HES projesi bitti, yok oldu. Danıştay da bunu ilan etti. Bölgede 6 kez keşif yapıldı. Hepsinde bilirkişiler, 'Buraya HES yapılamaz' dedi. Karar, bu sebeple sadece bu projeyi ilgilendirmiyor. Bölgedeki diğer HES projeleri için de bağlayıcı. Bu karardan sonra artık Alara Çayı'nın hiçbir noktasında HES yapılamaz ve başvuruların tümünü reddetmeli, ÇED süreçlerini durdurmalıdır" dedi.

40'A YAKIN BİLİM İNSANI 6 RAPOR HAZIRLADINehir üzerindeki toplam 8 projesinden 3'üyle ilgili hukuki sürecin 10 yıldır devam ettiğini belirten Ermiş, "Bu davalarda 40'a yakın profesör ve doçentten oluşan bilirkişi heyetleri tarafından hazırlanan 6 raporda, Uçansu Şelalesi'nin de bulunduğu Alara Çayı'na kesinlikle HES yapılamayacağı kaydedildi. Buna rağmen davalarda itiraz üzerine sürekli yeni bilirkişi heyeti oluşturulması talep edilerek mahkeme kararları bozuluyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------------------------Alara çayı uçansu şelalesinden görüntüRÖP: Av: Münip Ermiş

Haber: Mehmet ÇINAR - Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

Haber Kodu : 200112018

===================================

Datça'da baharın müjdecileri anemonlar açtı MUĞLA'nın Datça ilçesinde, yaklaşık 1 aydır aralıksız yağan yağmurun ardından güneşin açmasıyla doğa tekrar canlandı. İlçede baharın müjdecileri anemon çiçeklerinin açtığı görüldü.

Türkiye'nin birçok yerinde soğuk havanın etkisini gösterdiği günlerde, Datça'da baharın müjdecileri kır laleleri anemonlar açtı. İlçede hava sıcaklığı 16 dereceye kadar yükselirken, kırlar pembeden mora, eflatundan beyaza, rengarenk anemonlarla süslendi. Anemonların görüntüsü, soğuk kış günlerinin geride kaldığının habercisi olarak yorumlandı. İlçe merkezinde ilk yerleşim alanı olarak bilinen antik Burgaz kenti ve çevresindeki çayırlar anemonlarla kaplanırken, büyükbaş hayvanlar da yeşillik alanlara çıkarıldı. Otlaklara yayılan hayvanlar, anemonların arasında taptaze otlardan yedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -----------------Datça'da açan kır lalelerinin görüntüBurgaz ören yerinde kır laleleri ile renklenen kırlardan görüntü

Haber- Kamera: Mehmet ÇİL/ DATÇA (Muğla),

Haber Kodu : 200112029

==============================

Isırmaması için Yusuf'un ellerine bebek bezi bağlıyorlar İZMİR'de yaşayan Asiye ve Serdal Maden çifti, çocukları Yusuf'un (7), bipolar mizaç bozukluğu ve obsesif kompulsif bozukluk nedeniyle ellerini ısırmasına çözüm bulmak için ellerine bebek bezi sardı. Serdal Maden, oğlunun tedavisi için yardım çağrısında bulunurken, Kızılay aileye gıda ve eşya yardımı yaptı.

Gaziemir ilçesinde oturan Asiye ve Serdal Maden çiftinin ilk çocuğu olan Yusuf, 1,5 yaşından sonra kendisine zarar vermeye başladı. Vücudu morarana kadar kendini tokatlayan Yusuf, bir süre sonra elleri ve kollarını ısırmaya başladı. Bunun üzerine aile, çocuklarını hastaneye götürdü ve Yusuf'a bipolar mizaç bozukluğu ile obsesif kompulsif bozukluk teşhisi konuldu. Tedavilerden sonuç alınamayınca aile yaklaşık 3 ay önce İzmir'e taşındı. Aile, oğullarının tedavisini burada da bulamadı. Serdal Maden, oğlunun hem kollarına, hem de dişlerine zarar verdiğini belirterek yardım feryadında bulundu. Maden, "Oğlum öncelikle kendini tokatlamaya başlamıştı. Bunu engellemek için ellerini arkadan bağlıyorduk. Bu sayede bu alışkanlığını bıraktı. Ancak ardından kollarını ısırmaya başladı. Hem kolları çok kötü durumda hem de dişlerini kırdı. Kendine zarar vermemesi için ellerini bebek beziyle bağlıyoruz. Kendi yiyemediği için yemeklerini ben yediriyorum. Ona yemek yedirirken hüngür hüngür ağlıyorum. Dayanacak gücüm kalmadı. Çocuğumu kurtarın" dedi.

'ZOR DURUMDAYIM'Eşi ve çocuklarına bakmak için düzenli bir işte çalışamadığını söyleyen Maden, "Geçen ay hastaneye gittiğimizde bizi arayacaklarını söylediler, ama kimse aramadı. 6-7 senedir bir ilaç kullanıyoruz, ama sonuç ortada. Eşim de engelli olduğu için tüm işlerle ben ilgileniyorum. Bu yüzden düzenli bir işte çalışamıyorum. Psikolojik olarak zor durumdayım. Çocuğumla ilgilenilmesini istiyorum. Hastaneler, ileri tarihlere randevu veriyor. 7 yıldır çektiğimiz çileyi bir biz biliyoruz. Kendimiz için hiçbir şey istemiyoruz. Tek isteğimiz evladımızın iyi olması" diye konuştu. Öte yandan Kızılay, aileye gıda ve eşya yardımında bulundu. Gaziemir Kızılay Şube Başkanı Davut Dinçel, "Serdal Bey iki ay önce bize müracaat etti. Yaptığımız incelemenin ardından gıda ve eşya yardımında bulunduk. Engelli çocuğumuz için sağlık bakımından yardıma ihtiyaçları var. Biz Kızılay olarak sosyal faaliyetler ışığında; gıda, giyim ve kırtasiye yardımı yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Serdal Maden röportajAileden görüntüYusuf Maden'den görüntüGenel ve detay görüntü

Haber: Tolga TAHÇI - Kamera: Ahmet Turan ARAS/İZMİR,

Haber Kodu : 200112024

==============================

Arı zararlısıyla kurbağa derisi salgısından solüsyonla mücadele

EDİRNE'nin Keşan ilçesinde, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hasan Avcu, 'Kurbağa deri salgısında bulunan biyoaktivitelerin, arı zararlısı varroa paraziti üzerinde etkilerinin incelenerek ürüne dönüştürülmesi' adlı projeyle katıldığı Başakşehir Living Lab 6'ncı İnovasyon Yarışması'nda 'öğretmen- öğretim görevlisi' kategorisinde Türkiye 1'incisi oldu. Avcu'nun projesi sayesinde kurbağa derisi salgısından üretilen solüsyonla 'Varroa paraziti' isimli arı zararlısı ile kimyasal ilaçlar kullanmadan ve balda, petekte kalıntı bırakmadan organik olarak mücadele edilebilecek.

İstanbul'da bu yıl 6'ncısı düzenlenen Başakşehir Living Lab İnovasyon Yarışması'na 'Kurbağa deri salgısında bulunan biyoaktivitelerin, arı zararlısı varroa paraziti üzerinde etkilerinin incelenerek ürüne dönüştürülmesi' adlı projeyle katılan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Hasan Avcu, 'Öğretmen-öğretim görevlisi' kategorisinde Türkiye 1'incisi oldu. Avcu, proje kapsamında kurbağa derisi salgısından elde edilen solüsyonla 'Varroa paraziti' isimli arı zararlısıyla kimyasal ilaçlar kullanmadan mücadele etmeyi başarırken, Avrupa pazarında yüksek fiyatlardan alıcı bulan kurbağaların derisinin de ilaç sektöründe ayrı bir pazar oluşturmasını hedefliyor.

'KURBAĞA DERİSİ, PARAZİT VE BAKTERİLERİ BARINDIRMIYOR'Hasan Avcu, uzun yıllar arılar üzerine araştırmalar yürüttüğünü ve en çok dikkatini çekenin arı zararlısı olan Varroa parazitine karşı yapılan kimyasal ilaçlamalar olduğunu belirterek, "Yapılan çalışmalar sonucunda kovanların gereksiz yere ilaçlandığını gördüm. Piyasada özellikle ruhsatsız ilaçlar çok fazla. Bal, propolis, polen ve arı sütü organiktir. Bu kalıntı yapan ilaçlardan nasıl uzaklaşılır, yıllardan beri bunun üzerine çalışmalar yapıyorum. Bizim 2 yıl önce TÜBİTAK için hazırladığımız kurbağalar üzerine olan bir projemiz vardı. Bu projeden çıkan farklı bir çalışma oldu. Çalışmamızda kurbağaların dikkatimizi çeken bir yönü oldu. Kurbağanın derisinden salgıladığı maddelerden dolayı derisinde parazitleri, bakterileri barındırmadığını görünce, bunu arıların üzerinde, özellikle de 'Varroa paraziti'yle mücadelede denemek istedik. Özel kazanlarda konulan kurbağa derilerinden fermantasyonla bir solüsyon elde ettik. Bu yaklaşık 2 yıllık bir çalışma. Yüzlerce denemesi oldu" dedi.

'BU ÜRÜNÜN HAYVANSAL NİTELİKLİ OLMASI ÇOK ÖNEMLİ'Kurbağalar üzerindeki deri salgısını toplayarak, solüsyon haline getirdiğini ifaden eden Avcu, "Bu solüsyonu geliştirdikten sonra yaklaşık 300 kovan üzerinde denememiz oldu. Denemelerin ardından çok ciddi olumlu sonuçlar aldığımızı gördük. Arıcılar, çok pratik ve basit şeyler istiyor. Bu solüsyonla 'Varroa paraziti' ile organik olarak mücadele edebileceğimizi gördük. Kimyasal ilaçlar piyasada çok fazla var. Bu ürünün hayvansal nitelikli olması çok önemli" diye konuştu.

'NİYETİMİZ TAM ORGANİK ÜRETİM'Hasan Avcu, bu yıl yaklaşık 600 projenin katıldığı yarışmada 1'inci olmaktan dolayı gurur duyduğunu belirterek, "İnşallah bu alandaki çalışmalar faydalı olur ve bu kimyasallardan kurtuluruz. Niyetimiz tam organik bal, propolis, polen ve arı sütü üretilmesi" dedi.

'KURBAĞA DERİSİ ALTERNATİF ÜRÜN OLABİLİR'Özellikle İpsala ve Enez ilçelerinde toplanarak ihraç edilen kurbağa bacağının Avrupa mutfağında yüksek fiyatlara satıldığını kaydeden Avcu, "Kurbağa bacağı Avrupa'da yüksek fiyatlara satılıyor. Bunun derisi burada çöpe atılıyor. Bu solüsyonun üretilmesi için gereken kurbağa derileri ek bir sektör haline gelebilir. Kurbağa toplayıcılığı yaparak gelir sağlayan insanlar var. Bu gelecek için alternatif bir ürün" ifadelerini kullandı.

'BÖLGEMİZİN VE ÜLKEMİZİN GELİŞMESİNDE AKTİF ROL OYNAYACAK'Keşan Milli Eğitim Müdürü İlhan Saz, "İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak bu ve bunun gibi projeleri önemsiyor ve destekliyoruz. Bu gibi iyi örneklerin, inovasyon ve teknolojik çalışmaların örnek olmasının, öğretmen ve öğrenciler arasında yaygınlaşmasının bölgemiz ve ülkemizin gelişmesinde aktif rol oynayacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Üretilen solüsyon-Hasan Avcu'nun 1.'lik plaketi-Kurbağalar ile yapılan çalışma-Kurbağa derisinden elde edilen sıvı-Arı kovanları-Solüsyonun arı kovanlarında denenmesi-Hasan Avcu röp.-Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürü İlhan Saz röp.-Detaylar

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),,

Haber Kodu : 200112016==================================

Oltu çayı köpürdü ERZURUM'daki Oltu Çayı'ndan akan köpük ve gelen kötü kokular halkı, tedirgin etti. Nedeni henüz belirlenemeyen koku ve köpüğün balık ölümlerine yol açtığı belirtilirken, halk sorunun kaynağının bulunmasını istedi.

İlçe merkezinin tam ortasından geçen Oltu Çayı'nın geceleri köpürmesi ve çevreye pis koku yayması endişeye neden oldu. Çaydaki balıkların da ölmeye başladığını belirten mahalleli, soruna çözüm bulunmasını istedi.

Mahalle sakinlerinden Temel Vural, çayın ilk kez böyle köpürdüğüne şahit olduklarını belirterek, "Yıllardır Oltu'da yaşıyorum. Oltu Çayı'nın bu şekilde aktığına şahit olmadım. İki akşamdır Oltu Çayı köpürerek akıyor. Acaba gecenin karanlığından yararlanıp kimyasal atık mı atılıyor, yoksa başka bir şey mi var merak ediyoruz. Bunun acilen araştırılıp, halkın da aydınlatılmasını istiyoruz. İnşallah olumsuz bir şey olmaz, ama akıl ve mantık ölçüsünde baktığımızda neden böyle akıyor, anlamış değiliz" diye konuştu.Beycan Onat ise, "Oltu Çayı köpürüyor. Nedeni ise bilinmiyor. Etrafa da pis koku yayıyor. Muhtemelen atık su bırakılmış. Çayın köpürmesinden dolayı balık ölümleri de yaşanıyor. Şayet böyle ise suçluların yakalanıp, en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Oltu Çayı geçen yıl da böyle akmış ve balık ölümleri olmuştu" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Köpüren Oltu çayından detaylar-Vatanaşlarla röp

Haber-Kamera: Murat AYDIN/ OLTU (ERZURUM),

Haber Kodu : 200112046

===================================

Doğu Karadeniz'de deprem riski arttı

GÜRCİSTAN'da, 3 yıl meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki depremin Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki fay hattını tetiklendiği ve yarılmayı hızlandırdığı belirlendi. Jeoloji Mühendisi Prof.Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz'de deniz dolgusu üzerine kurulan yerleşim yerlerinde deniz erozyonuna uğrayan binaların depremde yıkılma riski taşıdığını belirterek, "Deprem hem Trabzon hem de Rize'nin deprem tehlikesini 3 kat artırdı. Karadeniz fayı, çok yavaş ve sinsi hareket ediyor. Dolgular üzerinde elbette binalar yapılacak ama dolgunun tekniğine uygun bir şekilde yapılması gerekiyor. Yapılar, yeni deprem yönetmeliğine uygun hale getirilmeli" dedi.

Gürcistan'ın başkenti Tiflis'ten yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki Kakheti bölgesinde, 2017'de meydana gelen 5.1 büyüklüğündeki depremin Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki fay hattını tetiklediği ve yarılmayı hızlandırdığı saptandı. 4'üncü deprem kuşağındaki bölge, 3'üncü deprem riski bölgesine çekildi. Karadeniz sahil kesiminin deprem riskinin iç kesimlere oranla daha yüksek olduğunu belirten uzmanlar, deniz erozyonuna uğrayan binaların olası depremde yıkılma riski taşıdığını belirtiyor.

'DEPREM TEHLİKESİNİ 3 KAT ARTTIRDI'Jeoloji Mühendisi Prof.Dr. Osman Bektaş, deprem riskinin bilinenden daha fazla olduğuna dikkat çekerek, "Doğu Karadeniz'de şehirleşmeye bağlı olarak aşırı nüfus artışı nedeni ile denizden yer kazanma olayları yani dolgu alanları yaygın bir şekilde kullanılmaya başladı. Ama artık dolguların yeni yönetmeliğe göre yapılması gerekiyor. Karadeniz'in içerisinde gerçekleşen 5.1 büyüklüğündeki deprem, hem Trabzon hem de Rize'nin deprem tehlikesini 3 kat artırdı. Dolgularda deprem tehlikesi daha da arttı. Dolgular üzerinde elbette binalar yapılacak ama dolgunun tekniğine uygun bir şekilde yapılması gerekiyor" dedi.

'ARTIK DOLGU RİZE'Yİ TAŞIMIYOR'Yıllar önce denizin doldurulmasıyla oluşturulan 350 dönümlük alana kurulan Rize'nin büyük risk taşıdığını kaydeden Bektaş, "Deprem tehlikesini artık göz ardı etmemiz gerekiyor. Mesela Rize'de yapılan iki temel yanlış vardı. Birincisi 1960'lı yıllarda yapılan ve dünya standartlarına uygun olmayan dolgu idi. Artık bu dolgu Rize'yi taşımıyor. İkinci yanlış ise bölgenin gerçekçi deprem potansiyelinin ciddiye alınmaması. 2012 yılında Karadeniz'de oluşan deprem Rize'nin yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor" diye konuştu.

'KARADENİZ FAYI YAVAŞ VE SİNSİ HAREKET EDİYOR'Karadeniz fayının çok yavaş ve sinsi hareket ettiğine dikkat çeken Bektaş, "Bölgemizde 'deprem sık olmuyor' diye evlerinizde rahat uyuyor olabilirsiniz. Ama Karadeniz fayı, çok yavaş ve sinsi hareket ediyor. Bölgemizde yaşanabilecek orta büyüklükteki bir deprem bile bölgedeki heyelanlı sahaları aktif hale getirebilir ve ciddi kayıplara sebebiyet verebilir. Yapı stoklarımızın çoğu yeni deprem yönetmeliğine uygun değil. Çıkarılan yeni deprem haritasına uygun bir şekilde yapılanmaya gidilmeli" ifadelerinde bulundu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Karadeniz sahil dolgu alanlarından drone detay görüntüleri-Rize'den drone görüntüleri-Sahilden görüntüler-Dolgu çalışması yapılan alanlardan görüntüler-Osman Bektaş röportaj-Haber genel ve detay görüntüleri

Haber-Kamera: Aleyna KESKİN-Selçuk BAŞAR TRABZON-

Haber Kodu : 200112026===========================================

İşkence edilerek öldürülen gencin ölüme gittiği anlar

BURSA'da üç gün önce yapımı devam eden hızlı tren inşaatı yakınında ağzı bantlandıktan sonra kalbinden 2 kez bıçaklanarak öldürülen Furkan Kahraman'ın (27) cinayet zanlılarından Ömer Y. tarafından Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden alınışı güvenlik kameralarına yansıdı.

Olay, üç gün önce merkez Osmangazi ilçesi Dereçavuş Mahallesi'nde bulunan hızlı tren inşaatının yakınındaki boş arazide meydana geldi. Yerde hareketsiz yatan kişiyi görenler, polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbarla olay yerine gelen sağlık görevlileri, yaptığı kontrolde, yerde hareketsiz yatan kişinin yaşamını yitirdiğini belirledi. Yapılan incelemede ağzı koli bandıyla bantlanan kişinin, kalbinden 2 kez bıçaklandığı tespit edildi. Olayın ardından Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince soruşturma başlatılırken, cansız bedenin, Yozgat nüfusuna kayıtlı Furkan Kahraman'a ait olduğu belirlendi.

CİNAYETİ KABUL ETTİOlayın ardından Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Cinayet Büro dedektifleri, Furkan Kahraman'ın telefonundan en son kimlerle görüşme yaptığını belirledi. Bunun üzerine harekete geçen ekipler Ömer Y. (28), Fatma Y. (21), Muhammet D. (28) ve 1 ay önce evlendiği Ezgi D.'yi (24) gözaltına aldı. Şüphelilerden Muhammet D.'nin, emniyetteki sorgusunda cinayeti kabul ettiği öğrenildi. Kahraman'ın, eski sevgilisi Ezgi D.'yi Muhammet D. ile evlendiğini öğrenince rahatsız etmeye başladığı, bunun üzerine Muhammet D.'nin, Kahraman'ı öldürmek için arkadaşlarıyla plan yaptığı belirtildi. Muhammet D.'nin, polise verdiği ifadede, eşini bir daha rahatsız etmemesi için Furkan Kahraman'ı telefonla aradığını, görüşmede tartışıp, küfürleştiklerini söylediği öğrenildi.

SOSYAL MEDYADAN SAHTE HESAP AÇMIŞLARMuhammet D.'nin, Kahraman'ı Bursa'ya getirmek için sosyal medyada kadın fotoğrafıyla sahte hesap açıp, yazıştığı ve inandırmak için arkadaşı Ömer Y.'nin kız kardeşi Fatma Y. ile görüştürüp, Bursa'ya davet ettiği öğrenildi. Fatma Y. terminale gelen Kahraman'a müsait olmadığını ve kendisini arkadaşının karşılayacağını söyledi. Bunun üzerine Bursa'ya gelen Furkan Kahraman, Muhammet D.'nin cinayet planını yaptığı Ömer Y. tarafından Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali'nden alınıp kırmızı bir kamyonete bindirildi. Hızlı tren inşaatı yakınlarına silah zoruyla götürülen Kahraman'a burada plastik kelepçe takan cinayet zanlılarının işkence yaptıktan sonra kalbinden 2 kez bıçaklanarak öldürdüğü öğrenildi.

CİNAYET, EMNİYET EKİPLERİ TARAFINDAN 8 SAATTE ÇÖZÜLDÜBursa Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler ihbar üzerine olay yerine gitti. Asayiş Şube Müdürlüğü cinayet büro ekipleri olay yeri incelemesinin ardından harekete geçti. Cesedin Yozgat nüfusuna kayıtlı Furkan Kahraman'a ait olduğunu belirleyen ekipler telefon kayıtlarını inceledi. Ardından çevredeki güvenlik kameralarını incelemeye alan ekipler şüphelilere 8 saat gibi kısa sürede ulaştı ve gözaltına aldı.

ÖLÜME BÖYLE GİTTİSosyal medyada konuştuğu sahte hesapla kandırılarak Bursa'ya gelen Furkan Kahraman'ın son anları güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde, cinayet zanlılarından Ömer Y. ve Muhammet D. 28 NA 056 plakalı kırmızı kamyonet ile saat 11.45'te Bursa Şehirlerarası Otobüs Terminali'ne giriş yapıyor. Ardından terminale birlikte giren zanlılardan Muhammet D. gözden kayboluyor. Daha sonra Muhammet D.'nin kamyonete saklandığı öğrenilirken Ömer Y. Kayseri'den otobüsle gelen Kahraman'ı 12.48'de karşılıyor ve otoparka gidiyor.

Otoparktan ayrıldıktan sonra Muhammet D. saklandığı yerden çıkarak silah zoruyla ağzını koli bandıyla bantlayıp, ellerini kelepçelediği ardından eşi Ezgi D.'yi de alarak olay yerine gittikleri ve cinayeti işledikleri öğrenildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------Katil zanlıları Muhammet D. ve Ömer Y. terminale girerken-Katil zanlısı Ömer Y. ve öldürülen Furkan kahraman beraber yürürken-Katil zanlısı Ömer Y. ve öldürülen Furkan kahraman kamyonete binerken

Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,

Haber Kodu : 200112022=====================================

Erkek Barınma evi kış aylarında evsizlerin yuvası oluyor

TÜRKİYE'de ilk kez Bursa Büyükşehir Belediyesi'nce kış aylarında sokakta yaşayan kişilerin soğuktan korunması için yapılan Ürünlü Erkek Barınma Evi, 15 Ekim'de kapılarını açtı. Birbirinden farklı hikayelere sahip onlarca kişinin kaldığı evde, ressamlık yapan ve ailesi tarafından bu tutkusu nedeniyle terk edilen Halil Özyanık (56) da kalıyor. Özyanık, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'a, soğuktan korunmalarına yardım etmesi nedeniyle teşekkür etmek için yaptığı portreyi hediye etti.

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nce 2011 yılında hizmete açılan Ürünlü Erkek Barınma Evi, 15 Ekim 2019'da kapılarını açtı. Kış aylarının gelmesiyle Türkiye'nin her yerinden buraya gelen sokakta yaşayan birçok kişi, sıcak yemek ve yatacak yer buluyor. Türkiye'nin ilk erkek barınma evi olan Ürünlü Erkek Barınma Evi'nde televizyon ve kitaplar da bulunuyor.

Barınma Evi'nde kalan kişilerin birçoğu da birbirinden farklı hayat hikayelerine sahip. Yaz aylarında İstanbul'da sokaklarda kalan ve geçimini severek yaptığı ressamlıkla sağlayan Halil Özyanık, ailesi tarafından bu nedenle reddedildi. Özyanık, yaklaşık 6 yıldır barınma evine geldiğini ve burada sıcak bir ortam bulduğunu belirterek, "Allah devletimize zeval vermesin. Kışın sokakta kalmıyoruz, burada barınıyoruz. Soğuktan korunuyoruz. Burada bize her türlü imkanı sağlıyorlar. Günümüz güzel geçiyor. Bazen burada resim yapıyorum, dileniyorum, televizyon izliyorum. Günüm böyle geçiyor" dedi.

'SANAT İÇİN SOKAKTA KALDIM'Eşi ve çocuklarının olduğunu belirten Halil Özyanık, "Eşim beni terk etti. Yalnız kaldığım için evim de yok. Buradayım. Benim buraya gelme sebebim sanat. Başka işler yapsaydım belki burada olmazdım. Sanata ilgimden dolayı ailevi sorun yaşadım. Bu yüzden buradayım" diye konuştu.

Kendisinin ödüllü ressam olduğunu belirten Özyanık, "2003 yılında Tekel Resim yarışmasında mansiyon ödülü aldım. İstanbul Harbiye Askeri Müzesi'nde, Çanakkale Güzel Sanatlar Galerisi'nde resimim sergilendi. Her branşta resim yaptım ama sokakta para kazanmak için kara kalem çalıştım. Ama o da olmuyor. Bırakmıyorlar çalışalım" dedi.

Ürünlü Erkek Barınma Evi'nde günlerinin resim yapmakla geçtiğini söyleyen Halil Özyanık "Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın portresini yapıyorum. Böyle bir imkan sağlıyor, güzel bir yer yaptı biz de onun sayesinde soğuklardan korunuyoruz. Ben de teşekkür etmek için böyle bir çalışma yaptım" diye konuştu.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Barınma Evi'ni ziyarete gitti. Ziyarette Özyanık, Belediye Başkanı Aktaş'a, soğuktan korunmalarına yardım etmesi nedeniyle teşekkür etmek için yaptığı portreyi hediye etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Barınma evinden genel görüntüler-Barınma evinde yemek dağıtımı yapılırken-Barınma evinde kalan evsiz vatandaşlar televizyon izlerken-Ressam Halil Özyanık resim çizerken-Ressam Halil Özyanık röportaj-Ressam Halil Özyanık Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'a portresini hediye etmesi-Detaylar

Haber: Semih ŞAHİN - Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,

Haber Kodu : 200112017====================================

Kar topu oynarken vücutlarında yanık oluşan öğrencilerin sayısı 9'a yükseldi

AFYONKARAHİSAR'da, bir ilkokulun bahçesinde kar topu oynarken su birikintisine girince vücutlarının çeşitli yerlerinde yanıklar oluşan öğrencilerin sayısı 9'a yükseldi. Tenlerinde siyah yanıklar oluşan öğrencilerin tedavisi sürüyor.Afyonkarahisar merkez Dumlupınar Mahallesi'nde Atatürk İlkokulu ve Şemsettin Ortaokulu'nun ortak kullandığı bahçede, dün öğleden sonra kar topu oynayan öğrencilerden 7'si, su birikintisine girince vücutlarının çeşitli yerinde siyah yanıklar oluştu. Acıyla bağırarak okula giren öğrenciler, durumu öğretmenlere anlattı. Öğretmenlerin haber vermesi üzerine, okula sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi okulda yapılan öğrenciler, ambulanslarla hastanelere götürüldü. Gece saatlerinde ise 2 öğrenci daha benzer şikayetlerle hastaneye başvurdu. Öğrencilerden 8'inin Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'ne, diğerinin ise Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Hastanesi'nde tedavisinin sürdüğü belirtildi.AFAD İL MÜDÜRÜ BULDAN'DAN AÇIKLAMAOlayın ardından Afet ve Acil Durum (AFAD) İl Müdürlüğü ile polis ekipleri bahçedeki su ve kardan numune alarak incelenmek üzere laboratuvara gönderdi. AFAD İl Müdürü Mehmet Buldan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi: "10.01.2020 tarih ve saat 21.13 itibariyle alınan ihbarda; Afyonkarahisar Merkez Atatürk İlkokulu öğrencilerinden birkaçının vücudunda oluşan tahrişler nedeniyle hastaneye başvurması üzerine, Müdürlüğümüzden okulda ölçüm için KBRN ekibi talep edilmiştir. Talep üzerine aynı bahçeyi kullanan Atatürk İlkokulu ve Şemsettin Karahisari Ortaokulu bina içinde ve bahçesinde; GDA2, NEB223, RAİD-M100 ve Polimaster pm1401 K-3 cihazlarıyla yapılan ölçümde herhangi bir kimyasal ya da radyolojik bulguya rastlanılmamıştır. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi acil serviste bulunan 1 öğrenci ve AFSÜ'de bulunan 2 öğrenci üzerinde yapılan ölçümlerde de herhangi bir kimyasal ya da radyolojik bulguya rastlanılmamıştır."BELEDİYEDEN AÇIKLAMA Afyonkarahisar Belediyesi ise konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, dün öğleden sonra kent merkezinde bir okulun bahçesinde kar topu oynayan öğrencilerin bazılarının vücutlarında yanıklar oluştuğu belirtildi. Belediye ekiplerinin 8 Ocak'ta okulun bahçesinde kar temizleme çalışması yaptığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Öğrencilerin vücutlarından oluşan yanıkların okul bahçesinde belediye tarafından yapılan kar temizleme çalışması sonucu gerçekleştiği iddia edilmektedir. Olayın gerçekleştiği okul bahçesinde en son kar temizleme çalışması 8 Ocak Çarşamba günü sabah saatlerinde yapılmış olup, bu çalışma kapsamında kepçeyle küreme yapılmış, ihtiyaç halinde kullanılmak üzere okul idaresinin bilgisi dahilinde bir el arabası tuz hizmetli personele teslim edilmiştir. Rutin olarak şehrimizde yapılan kar temizleme çalışmalarının ve bu çalışmalarda kullanılan tuz ve kumun halk sağlığı açısından problem teşkil etmediği belgelerle mevcuttur. Gerek görüldüğü taktirde belgeler kamuoyuyla paylaşılacaktır. İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerinin ilk yaptığı bilgilendirmeye göre, oluşan yanık vakaları kimyasal yanık kapsamına girmekte olup, belediyemizin çalışmaları ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Konunun aydınlatılmasına yönelik çalışmalar AFAD ekipleri tarafından yürütülmektedir. Afyonkarahisar Belediyesi olarak konunun takipçisi olacağız. Çocuklarımız ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi sunarız."Olayla ilgili adli ve idari soruşturmanın başlatıldı. Okuldaki güvenlik kamera kayıtları incelemeye alındı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Okulun bahçesinden görüntülerHastane dış plan görüntü

HABER- KAMERA: Mustafa KILINÇ/AFYONKARAHİSAR,

===================================

Ateşe tiner döken Angolalı genç, alevlerin arasında kaldı

KONYA'da bir iş yerinde ısınmak için tenekenin içindeki ateşe tiner döken Angola uyruklu kişi, alevlerin arasında kaıp, yaralandı. İsminin Josef olduğu öğrenilen kişinin alevler içerisinde kaldığı anlar güvenlik kameralarına yansıdı.Olay, dün saat 13.00 sıralarında merkez Karatay ilçesi Fevzi Çakmak Mahallesi'ndeki bir iş yerinde meydana geldi. Angola uyruklu Josef isimli kişi, bir iş yeri çalışanı ile oturduğu sırada kovanın içindeki ateşi büyütmek için üzerine tiner döktü. Ancak bu sırada gencin kıyafetleri tutuştu. Alevler arasında kalan ve kendisini dışarı atan Josef'in yardımına çevre sakinleri koştu. Üzerindeki alevler söndürülen Josef, çağırılan ambulansla Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Vücudunda yanıklar oluşan genç, tedaviye alındı.Angolalı gencin alevler içerisinde kaldığı anlar ve yanındaki işçinin alevlerden son anda kaçmayı başarması ise iş yerinin güvenlik kameralarına yansıdı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -----------------Angolalı gencin ateşe tiner dökmesiKovanın alev alması ve gencin alevler arasında kalması

Haber-Kamera: Tolga YANIK/ KONYA

===================================

Kadın sürücülerin kazasında erkekler birbirine girdi

ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde Cemile Kaya ve Serpil Türker'in kullandığı otomobillerin çarpıştığı kazada, kız çocuğu N.H. Kaya (9) hafif yaralandı. Kazanın ardından olay yerine gelen yaralı çocuğun babası, kadın sürücüye saldırmak istedi. Diğer kadın sürücünün yanındaki erkek yakınının karşılık vermesi üzerine başlayan tartışma ve kavgayı polis ayırdı. Olay ise güvenlik kamerasına yansıdı.Kaza, Manavgat Aydınevler Mahallesi Hasan Ali Yücel Caddesi Askerlik Şubesi kavşağında meydana geldi. Cemile Kaya'nın kullandığı 07 LSJ 41 plakalı otomobil, 5562 Sokak'ta Serpil Türker'in kullandığı 06 BHP 376 plakalı otomobille çarpıştı. Kazada, Cemile Kaya'nın kullandığı otomobilin arka koltuğunda oturan kızı N.H. Kaya başını koltuğa çarparak hafif şekilde yaralandı.Kazayı duyarak olay yerine gelen sürücülerin yakınları arasında tartışma çıktı. Karşılıklı suçlamalar ve tartışmaların ardından birbirlerinin üzerine yürüyen erkekleri çevredeki vatandaşlar ve kaza yerine gelen trafik polisleri sakinleştirmeye çalıştı. Olay yerine gelen N.H. Kaya'nın babası Serpil Türker'e saldırmak istedi. Türker'in yanındaki erkek yakını öfkeli babaya müdahale etti. Taraflar arasındaki kavga bir süre sonra vatandaşlar ve polisin çabasıyla büyümeden önlendi. N.H. Kaya da 'yapma baba' diyerek, babasını sakinleştirmeye çalıştı. Ağlayan kız çocuğunu, kazaya karışan annesi teselli etmeye çalıştı.Kaza anı ve sonrasında yaşananlar ise bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------Kaza anı ve sonrasında yaşananlar (güvenlik kamerası)

Haber: Mithat ABAKAN/MANAVGAT(Antalya),


Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel İNTERNETTE VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ - Son Dakika


Advertisement