2026 Bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda... Gökçe Gökçen: Siyaseti Siyasetçilerin Değil Şirket Yöneticisi Bir Başsavcının Yaptığı Tuhaf Düzendeyiz - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

2026 Bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda... Gökçe Gökçen: Siyaseti Siyasetçilerin Değil Şirket Yöneticisi Bir Başsavcının Yaptığı Tuhaf Düzendeyiz

17.12.2025 15:17  Güncelleme: 16:35

CHP İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen, "Siyaseti siyasetçilerin değil şirket yöneticisi bir başsavcının yaptığı, kararların mahkemede değil başsavcılıkta verildiği bir tuhaf düzendeyiz. Bu tuhaf düzenin tabii ki meşruiyeti halktan gelmez, başka yerde aranır, o laflara cevap da veremezsiniz. Gülşah'ımızı uğurlayan o meydanda ben tekrar gördüm. Bu ülke nefretin ve zorbalığın ülkesi değil. Öyle de olmayacak. Bu ülkenin neşesini söndürenlerin bütçesine hayır oyu kullanacağız" dedi.

(TBMM) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, "Siyaseti siyasetçilerin değil şirket yöneticisi bir başsavcının yaptığı, kararların mahkemede değil başsavcılıkta verildiği bir tuhaf düzendeyiz. Bu tuhaf düzenin tabii ki meşruiyeti halktan gelmez, başka yerde aranır, o laflara cevap da veremezsiniz. Gülşah'ımızı uğurlayan o meydanda ben tekrar gördüm. Bu ülke nefretin ve zorbalığın ülkesi değil. Öyle de olmayacak. Bu ülkenin neşesini söndürenlerin bütçesine hayır oyu kullanacağız" dedi.

TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2026 yılı bütçeleri görüşülüyor. Bütçeler üzerinde grubu olan siyasi partiler görüş ve önerilerini dile getiriyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, kolon kanseri nedeniyle hayatını kaybeden Manisa'nın Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ı anarak konuşmasına başladı. Gökçen, acıyı yaşamanın ve yas tutabilmenin bir insan hakkı olduğunu belirterek, bu hakkın da insanların elinden alındığını söyledi.

Adalet ve barış talebine dikkati çeken Gökçen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmişteki bazı açıklamalarını hatırlattı. Metin Lokumcu, Berkin Elvan, 10 Ekim, Suruç, Güvenpark, Ali İsmail Korkmaz, Oğuz Arda Sel, Özgecan Aslan ve Rojin'i anan Gökçen, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendisi bir gün bile tutuklu yargılanmamış, cezaevine miting yaparak gitmiş, koğuş arkadaşını seçmiş, cezaevinde şiir kaseti çıkarmış, 4 ay sonra da çıkmış, siyasi yasağı rakipleri tarafından kaldırılmış bir siyasetçinin sadece ona karşı seçim kazanacak diye Ekrem İmamoğlu'nun sesini, görüntüsünü, sosyal medyasını bile yasaklama cüretine, 'parti kapatmaların mağduruyuz' diye başlanan bir yolun son seçimlerde birinci olan partiyi kapatma, İstanbul İl Başkanlığımıza kayyum atama girişimlerine bakıyorum. Hem de kanser hastası arkadaşımıza iftira atanların ifadelerine dayanarak, belediye başkanlarımızı sıraya dizip darbe görüntüleri verenleri, yalnızca gizli tanık ifadelerine dayanarak suç isnat edenleri hepimiz görüyoruz.

'560 milyar yolsuzluk' diye başlandı yalan çıktı. 'Kasalarda paralar' dediniz stok görüntü çıktı. Kurultayımızda atılan 'Özgür Başkan' sloganlarını suç gibi iddianamelere yazdınız. 'Casus' dediğiniz o kişi AKP'li siyasetçilerle Londra'da Lordlar Kamarası'nda çıktı. 'Cumhurbaşkanı adayı olmak' diye suç ürettiniz. Şimdi de mahkemenin açıklaması gereken duruşma tarihini bile başsavcılığın açıkladığı bir yerdeyiz. 12 yıl bekleyecekmişiz, öyle derler. İnsan merak ediyor. Bu yargılama sırasında tutukluluk kararlarını da bu başsavcılıktan mı öğreneceğiz, yargılama sonucunu da mı? Siyaseti siyasetçilerin değil şirket yöneticisi bir başsavcının yaptığı, kararların mahkemede değil başsavcılıkta verildiği bir tuhaf düzendeyiz. Bu tuhaf düzenin tabii ki meşruiyeti halktan gelmez, başka yerde aranır, o laflara cevap da veremezsiniz. Gülşah'ımızı uğurlayan o meydanda ben tekrar gördüm. Bu ülke nefretin ve zorbalığın ülkesi değil. Öyle de olmayacak. Bu ülkenin neşesini söndürenlerin bütçesine hayır oyu kullanacağız."

Derici:  Baskıcı ve adaletsiz sistemlerde bir terör örgütünü bitirirsiniz ama bir başkası oluşur

CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Türkiye gibi jeopolitik açıdan kritik bir bölgede yer alan bir ülke için bağımsız, tarafsız ve profesyonel kurumların varoluşsal bir zorunluluk olduğunu söyledi. Siyasallaşmış kurumların iç siyasi muhalefeti tehdit olarak algıladığını belirten Derici, "Vatandaşın vergileriyle maaşı ödenen, sadece devletin menfaatine odaklanması gereken, güvenlik kurumlarına siyasi talimat verirseniz siyasi atamalarla liyakati arka plana koyarsınız. Dosyalarınız, verileriniz sosyal medyada, basında, yönlendirme amaçlı dolaşıma sokulursa bu kurumlar esas yapması gereken işi yapamaz. Terör örgütleri adaletsizlik ve devletin keyfi uygulamalarını propaganda malzemesi olarak kullanır, insan devşirir. Baskıcı ve adaletsiz sistemlerde bir terör örgütünü bitirirsiniz ama bir başkası oluşur" ifadesini kullandı.

Kılınç:  Sadece Emniyet ve Jandarmada bulunması gereken bilgiler mobil uygulamalarda satışa çıkarılmıştır

CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, 2026 yılı için güvenlik ve savunma alanlarına ayrılan bütçenin yaklaşık 2 trilyon lira olduğunu, bunun toplam bütçenin yaklaşık yüzde 10'una karşılık geldiğini belirtti. Söz konusu bütçenin bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 34 oranında artırıldığını ifade eden Kılınç, güvenlik ve savunma alanlarındaki insan kaynağının da 1 milyon kişiyi aştığını söyledi.

Buna rağmen ülkede güvenlik sorunlarının yıldan yıla arttığını kaydeden Kılınç, "Güvenlik devletin tepelerinden küçük kenar mahallelere kadar yüksek derecede alarm vermeye başlamıştır. Cumhurbaşkanından milletvekiline, güvenlik ve istihbarat kurumlarının yetkililerine, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kapı numaralarına kadar adres bilgileri yabancı internet sitelerinde yayınlanmıştır. Ele geçirilmeyen, sızdırılmayan veri neredeyse kalmamıştır. Sadece Emniyet ve Jandarmada bulunması gereken bilgiler mobil uygulamalarda satışa çıkarılmıştır" dedi.

Bulut:  Tele1'e kayyum atama olayı Türkiye siyasi tarihi ve basın tarihi için bir utanç vesilesi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının kendi stratejik planında yer alan "yerli ve yabancı basın yayın organlarının meşru çalışmalarını kolaylaştırmaya yönelik düzenlemeleri yapmak ve gerekli tedbirleri almak" tanımına işaret ederek, bunun gerçeği yansıtmadığını söyledi. Yaşananlara bakıldığında basının kolaylaştırılmadığını ve desteklenmediğini savunan Bulut, basının baskı altında olduğunu, korunmadığını, susturulduğunu ve boğulduğunu ifade etti.

Bu uygulamaların muhalefetin sesini kısmaya yönelik olduğunu dile getiren Bulut, soru soran, eleştiren ve gerçekleri yazan gazetecilerin baskı altına alındığını söyledi. Attığı gazete başlığının dahi tepki çekmesi halinde gazetecilerin akreditasyonlarının iptal edilebildiğini belirten Bulut, bu tür uygulamaların 28 Şubat döneminde yaşanmadığını dile getirdi. Bulut, şu ifadeleri kullandı:

"Elinizde bir sopa, eleştirilen bir gazeteci var ise ensesinde boza pişirmeye devam ediyorsunuz. O gazeteci sadece saraydan değil, aynı zamanda işinden de edilebiliyor. Öyle bir düzen kurmuşsunuz ki eskiden bir basın kartı olan her türlü etkinliğe, her türlü basın açıklamasına gidebiliyordu. Şimdi ise Anıtkabir'e bile gidemez halde. Anıtkabir, Erdoğan'ın sloganını atmak için gidenlere açık, gazetecilere kapalı. İletişim Başkanlığı ne işe yarıyor? Tarihinde ilk defa bir gazeteci bir eylemi takip ettiği için tutuklandı. O arada İletişim Başkanlığından çıt çıkmadı. Yine ulusal gazeteler, televizyonlar engelleniyor. Sözcü TV 10 gün, Halk TV 5 gün kapatıldı. İletişim Başkanlığı'ndan tek ses çıkmadı. Tele1'e kayyum atama olayı Türkiye siyasi tarihi ve basın tarihi için bir utanç vesilesi. Merdan Yanardağ'ın ifadesi dahi alınmadan Tele1'e kayyum atandı. Burada nerede kolaylaştırmak, nerede gazetecilerin görevini korumak, kollamak?"

Avşar:  Diyanet'in 2026 yılı için talep ettiği bütçe geçen yıla göre yüzde 135 arttı

CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, bu yıl Diyanet İşleri Başkanı'nın değiştiğini hatırlatarak, Ali Erbaş döneminin sona erdiğini söyledi. Avşar, Erbaş'ın Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir taraflılıkla, devletin laik ve çoğulcu yapısına aykırı hutbeleri ve israf tartışmalarıyla hatırlanacağını belirtti.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2026 yılı için talep ettiği bütçenin geçen yıla göre yüzde 135 arttığını belirten Avşar, bütçenin 175 milyar liraya ulaştığını söyledi. Bu bütçenin yaklaşık 150 milyar lirasının personel giderlerinden oluştuğunu kaydeden Avşar, bakanlıklardan daha büyük bir personel giderinin din hizmetlerine ne ölçüde katkı sağladığının ve yapılan atamaların ne kadarının liyakate dayandığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade etti.

Tahtasız:  Bu iktidarın kara kaplı defterinde ayakkabı kutularında doları olanlar var

CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, iktidarın 23 yıllık dönemini "kara kaplı bir defter" olarak nitelendirerek, yoksulluk, gelir adaletsizliği, faiz ve enflasyon göstergelerine dikkat çekti. Türkiye'nin yoksulluk ve gelir adaletsizliğinde dünya birincisi, faizde dünya ikincisi, enflasyonda ise dünya beşincisi olduğunu aktaranh Tahtasız, ülkede 13 milyon işsiz bulunduğunu, binlerce öğretmen, sağlıkçı, veteriner, diş hekimi ve mühendisin atanamadığını söyledi.

23 yılda faize ödenen tutarın 604 milyar 674 milyon dolar olduğunu, 2 trilyon 712 milyar dolar cari açık verildiğini ifade eden Tahtasız, özelleştirme politikalarıyla fabrikaların satıldığını, hazine arazilerinin yandaşlara devredildiğini söyleyerek kamu kaynaklarının belirli kesimlere aktarıldığını dile getirdi. Tahtasız, şu ifadeleri kullandı:

"Bu iktidarın kara kaplı defterinde saatleri 17.25'e sabitlenen bir hırsızlık düzeni var. Evdeki paraları sıkıntılı alamayan çocuklar var. Rüşvet çarkları var. Evlerinde para sayma makineleri, ayakkabı kutularında doları olanlar var. 3-5 yerden maaş alan AKP'li milletvekili, bakanlar, yandaşlar, putracılar var. Adresi teslim ihalelerle milletin 650 milyar dolarını çalan yandaş 40 haramiler var. Bu defterde kara propaganda var, sahte videolar var, mühürsüz oylar var. Gezide atılan iftiralar var. Dövülerek öldürülen Ali İsmail Kokmaz var. Berkin Elvan var. Gazeteci Metin Göktepe var. Çocuğuna pantolon alamadığı için intihar eden Baba İsmail Demir var."

Kılıç:  Millet karanlıkta bırakılırken saray aydınlıkta tutuluyorsa, ortada bütçe değil, açık bir vicdan suçu vardır

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesini eleştirerek, kurumun plan ve programlar hazırladığını ancak bu çalışmaların insan odaklı olmadığını söyledi. Enflasyonun düşük gösterildiğini, verilen sözlerin ve hedeflerin hiçbir zaman tutmadığını aktaran Kılıç, bu hataların sorumluluğunun alınmadığını ifade etti. Kılıç, bu nedenle memur maaşlarının, emekli aylıklarının ve çiftçilerin haklarının yanlış hesaplandığını ve eksik kaldığını belirterek, "Bu kurum milleti açlığa mahküm eden, yoksulluğun planını çizen asıl merkezi kurumdur" dedi. Kılıç, şöyle konuştu:

"Millet karanlıkta bırakılırken saray aydınlıkta tutuluyorsa, sarayın tek bir odasında bulunan ipek halının maliyeti bir emeklinin yıllık erzak maliyetinden fazlaysa, milletin tenceresi kaynamazken saray mutfaklarının dumanı tütüyorsa ortada bir bütçe değil, açık bir vicdan suçu vardır. Bizim önerimiz net: Bu sömürü düzenini devam ettiren bütçe anlayışının kökten değişmesi gerekiyor. Çünkü bu bütçe bir başarı hikayesi değil, milletin sırtına vurulmuş son kamçının sesidir. Bütçe emekten yana, halkın ortak refahını esas alan bir sınıf belgesi olmak zorundadır."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel 2026 Bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda... Gökçe Gökçen: Siyaseti Siyasetçilerin Değil Şirket Yöneticisi Bir Başsavcının Yaptığı Tuhaf Düzendeyiz - Son Dakika


Advertisement