(TBMM) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, "Siyaseti siyasetçilerin değil şirket yöneticisi bir başsavcının yaptığı, kararların mahkemede değil başsavcılıkta verildiği bir tuhaf düzendeyiz. Bu tuhaf düzenin tabii ki meşruiyeti halktan gelmez, başka yerde aranır, o laflara cevap da veremezsiniz. Gülşah'ımızı uğurlayan o meydanda ben tekrar gördüm. Bu ülke nefretin ve zorbalığın ülkesi değil. Öyle de olmayacak. Bu ülkenin neşesini söndürenlerin bütçesine hayır oyu kullanacağız" dedi.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ'ın başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2026 yılı bütçeleri görüşülüyor. Bütçeler üzerinde grubu olan siyasi partiler görüş ve önerilerini dile getiriyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, kolon kanseri nedeniyle hayatını kaybeden Manisa'nın Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ı anarak konuşmasına başladı. Gökçen, acıyı yaşamanın ve yas tutabilmenin bir insan hakkı olduğunu belirterek, bu hakkın da insanların elinden alındığını söyledi.
Adalet ve barış talebine dikkati çeken Gökçen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmişteki bazı açıklamalarını hatırlattı. Metin Lokumcu, Berkin Elvan, 10 Ekim, Suruç, Güvenpark, Ali İsmail Korkmaz, Oğuz Arda Sel, Özgecan Aslan ve Rojin'i anan Gökçen, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kendisi bir gün bile tutuklu yargılanmamış, cezaevine miting yaparak gitmiş, koğuş arkadaşını seçmiş, cezaevinde şiir kaseti çıkarmış, 4 ay sonra da çıkmış, siyasi yasağı rakipleri tarafından kaldırılmış bir siyasetçinin sadece ona karşı seçim kazanacak diye Ekrem İmamoğlu'nun sesini, görüntüsünü, sosyal medyasını bile yasaklama cüretine, 'parti kapatmaların mağduruyuz' diye başlanan bir yolun son seçimlerde birinci olan partiyi kapatma, İstanbul İl Başkanlığımıza kayyum atama girişimlerine bakıyorum. Hem de kanser hastası arkadaşımıza iftira atanların ifadelerine dayanarak, belediye başkanlarımızı sıraya dizip darbe görüntüleri verenleri, yalnızca gizli tanık ifadelerine dayanarak suç isnat edenleri hepimiz görüyoruz.
'560 milyar yolsuzluk' diye başlandı yalan çıktı. 'Kasalarda paralar' dediniz stok görüntü çıktı. Kurultayımızda atılan 'Özgür Başkan' sloganlarını suç gibi iddianamelere yazdınız. 'Casus' dediğiniz o kişi AKP'li siyasetçilerle Londra'da Lordlar Kamarası'nda çıktı. 'Cumhurbaşkanı adayı olmak' diye suç ürettiniz. Şimdi de mahkemenin açıklaması gereken duruşma tarihini bile başsavcılığın açıkladığı bir yerdeyiz. 12 yıl bekleyecekmişiz, öyle derler. İnsan merak ediyor. Bu yargılama sırasında tutukluluk kararlarını da bu başsavcılıktan mı öğreneceğiz, yargılama sonucunu da mı? Siyaseti siyasetçilerin değil şirket yöneticisi bir başsavcının yaptığı, kararların mahkemede değil başsavcılıkta verildiği bir tuhaf düzendeyiz. Bu tuhaf düzenin tabii ki meşruiyeti halktan gelmez, başka yerde aranır, o laflara cevap da veremezsiniz. Gülşah'ımızı uğurlayan o meydanda ben tekrar gördüm. Bu ülke nefretin ve zorbalığın ülkesi değil. Öyle de olmayacak. Bu ülkenin neşesini söndürenlerin bütçesine hayır oyu kullanacağız."
Derici: Baskıcı ve adaletsiz sistemlerde bir terör örgütünü bitirirsiniz ama bir başkası oluşur
CHP Muğla Milletvekili Süreyya Öneş Derici, Türkiye gibi jeopolitik açıdan kritik bir bölgede yer alan bir ülke için bağımsız, tarafsız ve profesyonel kurumların varoluşsal bir zorunluluk olduğunu söyledi. Siyasallaşmış kurumların iç siyasi muhalefeti tehdit olarak algıladığını belirten Derici, "Vatandaşın vergileriyle maaşı ödenen, sadece devletin menfaatine odaklanması gereken, güvenlik kurumlarına siyasi talimat verirseniz siyasi atamalarla liyakati arka plana koyarsınız. Dosyalarınız, verileriniz sosyal medyada, basında, yönlendirme amaçlı dolaşıma sokulursa bu kurumlar esas yapması gereken işi yapamaz. Terör örgütleri adaletsizlik ve devletin keyfi uygulamalarını propaganda malzemesi olarak kullanır, insan devşirir. Baskıcı ve adaletsiz sistemlerde bir terör örgütünü bitirirsiniz ama bir başkası oluşur" ifadesini kullandı.
Kılınç: Sadece Emniyet ve Jandarmada bulunması gereken bilgiler mobil uygulamalarda satışa çıkarılmıştır
Buna rağmen ülkede güvenlik sorunlarının yıldan yıla arttığını kaydeden Kılınç, "Güvenlik devletin tepelerinden küçük kenar mahallelere kadar yüksek derecede alarm vermeye başlamıştır. Cumhurbaşkanından milletvekiline, güvenlik ve istihbarat kurumlarının yetkililerine, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kapı numaralarına kadar adres bilgileri yabancı internet sitelerinde yayınlanmıştır. Ele geçirilmeyen, sızdırılmayan veri neredeyse kalmamıştır. Sadece Emniyet ve Jandarmada bulunması gereken bilgiler mobil uygulamalarda satışa çıkarılmıştır" dedi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 2026 yılı için talep ettiği bütçenin geçen yıla göre yüzde 135 arttığını belirten Avşar, bütçenin 175 milyar liraya ulaştığını söyledi. Bu bütçenin yaklaşık 150 milyar lirasının personel giderlerinden oluştuğunu kaydeden Avşar, bakanlıklardan daha büyük bir personel giderinin din hizmetlerine ne ölçüde katkı sağladığının ve yapılan atamaların ne kadarının liyakate dayandığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade etti.
23 yılda faize ödenen tutarın 604 milyar 674 milyon dolar olduğunu, 2 trilyon 712 milyar dolar cari açık verildiğini ifade eden Tahtasız, özelleştirme politikalarıyla fabrikaların satıldığını, hazine arazilerinin yandaşlara devredildiğini söyleyerek kamu kaynaklarının belirli kesimlere aktarıldığını dile getirdi. Tahtasız, şu ifadeleri kullandı:
Son Dakika › Güncel › 2026 Bütçesi TBMM Genel Kurulu'nda... Gökçe Gökçen: Siyaseti Siyasetçilerin Değil Şirket Yöneticisi Bir Başsavcının Yaptığı Tuhaf Düzendeyiz - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.