(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda CHP ile AK Parti arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ekrem İmamoğlu'nun diplomaları üzerinden sözlü tartışma yaşandı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasını ibraz edemediğini üzülerek izlediklerini söyleyerek "Tartışmaları rahatlıkla bitirebilecekken kendisi tavla oynayacak kadar üniversite arkadaşı bulamadığı için ve diplomasını ibraz edemediği için böylesine örnekler ortada dolaştığı için, bu örnekler üretilirken bunu yapan noterler hakkında cezalandırma yapıldığı için tartışma da bitmiyor" dedi. AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ise "Çıkın açıklıkla varsa Ekrem İmamoğlu'nun diplomasıyla ilgili bilgilerinizi, doğrularınızı paylaşın. Üniversite sınavında hak etmeyerek girdiği bir üniversiteyi okuyup da diploma diye önümüze koyduğunuz şeyin de bir hırsızlık olduğunu çok açık, net söylüyoruz. O dönemki öğrencilerin hakları çalınarak gasbedilerek bu diploma elde edilmiştir" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşmek üzere toplandı. Grup Başkanvekilleri Genel Kurul'da söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, 20 yıl önce bir soru önergesi verdiğini söyleyerek "Zamanın Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Gül'e dedim ki: 'Sayın Gül, bu Büyük Orta Doğu Projesi nedir?' O zamanlar milletvekilleri ve Parlamento ciddiye alınıyordu, çok uzun bir cevap verdi Sayın Gül, cevap da burada, Parlamentonun kayıtlarında: Büyük Orta Doğu Projesi bölgeye bir değişim getirecektir, kardeşlik getirecektir, barış getirecektir, istikrar getirecektir, ekonomik gelişme getirecektir, insan hakları ve özgürlükler getirecektir; getirecektir de getirecektir" dedi.
Bugün Yeni Yol Grubu'nun önemli bir önerge verdiğini belirten Çömez, "Önergeyi dikkatlice okuduk ve bu önergenin lehinde oy vereceğiz. Nedir bu önerge? Bu önerge diyor ki: Amerika'nın İsrail Büyükelçisi bir açıklama yapmış. Ben bu açıklamayı aslında bu büyükelçinin orijinal İngilizce versiyonundan takip ettim, çok vahim ifadeler var, diyor ki: 'Kutsal kitapta bahse konu bütün coğrafyanın İsrail tarafından ele geçirilmesine bizim bir itirazımız olmaz. Tamamdır, kabul ediyoruz bunu.' Kim adına söylüyor? Bunu Amerika adına söylüyor. Kim söylüyor? Bir büyükelçi söylüyor. Şunu diyebilirsiniz: Bir büyükelçiyi Parlamento muhatap alır mı? Almaması gerekir ama önemli bir konudur bu, bunun tartışılması ve konuşulması gerekir. Ne yazık ki Amerikan devleti adına konuşmuş olan bu büyükelçiye Türkiye Cumhuriyeti devletinden hakkıyla ve layıkıyla bir cevap gelmemiştir. Bugün bu konuda ortaya konacak olan tavrı önemsiyorum ve Yeni Yol grubuna teşekkür ediyorum" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, 26 Şubat 1992'de yaşanan Hocalı Soykırımı'nı anarak "İnsanlığın sustuğu, Kafkasların kara kışında bir milletin ciğerinin dağlandığı o melun gece. O gece Kafkasların karlı zirvelerinde donan yalnızca masum soydaşlarımızın bedenleri değil, bütün dünyanın kör, sağır ve dilsiz vicdanıydı. O gece Hocalı'da gözü dönmüş Ermeni çeteleri tarafından acımasızca katledilen 106'sı kadın, 70'i yaşlı, 63'ü çocuk 613 masum Türk'ün acısı aradan geçen otuz dört yıla rağmen yüreklerimizde kor bir ateş gibi yanmaya devam etmektedir" dedi.
Hocalı Soykırımı'nın geçmişte yaşanmış, tarihe gömülüp gitmiş acı bir hatıra olmadığını söyleyen Kılıç, "Bu katliam son üç asırdır dünyayı adeta bir zehir gibi sarmış olan kökleri derinlerdeki Türk düşmanlığının en vahşi, en alçak tezahürlerinden yalnızca biridir. O gece Hocalı'da süngülerin, ateş kusan namluların tek bir amacı vardı, Türk'ü o mukaddes topraklardan ebediyen silip atmak, Türk'ün yenilmez iradesini kırmak ve coğrafyamızı parçalamak ama bir şeyi unuttular: Türk milleti esaret zincirini boynuna dolamaz, dökülen kanını da hiçbir zaman yerde komaz. Hocalı'da sönen o ocaklar karda yalın ayak kaçarken şehadete yürüyen anaların feryatları Turan ülküsüne sevdalı her bir Türk'ün sinesinde aslan sönmeyecek bir ateşe dönüşmüştür" ifadelerini kullandı.
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli,12 Ağustos 2005'te dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'daki "Sorunun adını koymak lazım: Kürt sorunu" sözlerini hatırlatarak şöyle konuştu:
"Bunun çözümüne dair demokrasiden, vatandaşlıktan, eşit yurttaşlıktan, hukuktan bahsediyor. Çok önemli ve geride bıraktığımız yirmi yıl boyunca bu konuda atılmış önemli adımların Türkiye'ye nasıl katkı sağladığını, atılamayan adımların da Türkiye'yi nasıl geriye götürdüğünü çok iyi biliyoruz. Bugün de siyasetin birçok kesimi özellikle Komisyon sürecinde yan yana gelerek aynı temennileri dile getirdiler. Evet, meselenin adı nettir, mesele Kürt sorunudur ve Kürt sorununun demokratik çözümünü hep birlikte sağlamakla sorumluyuz. Halklarımıza karşı, bu ülkenin tüm vatandaşlarına karşı bu sorumluluğun gereğini yapmak zorundayız."
Yani meseleyi geçmişin kodlarıyla, geçmişin kavram setlerinin içine sıkıştırarak, 'terör terör' diyerek terör meselesini odağa koyarak değil, geleceğe bakarak, Kürt sorununun artık gerçekten çözümüne odaklanarak yol alınmasını herkes istiyordu, şimdi de yapmamız gereken budur. Evet, şimdi önemli bir aşamadayız, bir yasal sürece geldik, raporun sonrasına geçtik; yasal adımları atmak artık hepimizin sorumluluğudur. Evet, şubatın yine son günlerindeyiz. Önümüzde mart, mayıs, bahar ayları var ve bu bahar aylarında Meclis kapanana kadar çok hızlı bir şekilde bizden beklenen yasaları muhakkak toplumla buluşturmalıyız. Nedir onlar? Bir kere bu kayyum düzenlemesi, bu utançtan artık kurtulalım. Gerçekten düşünebiliyor musunuz, halkın iradesini gasp eden darbeci bir yöntemden bahsediyoruz, bundan kurtulmamız lazım. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var, Anayasa Mahkemesi kararı var; bunların hayata geçmesini sağlamalıyız."
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in avukat görüşmelerini kısıtlamaktan bahsettiği sözlerine değinerek "Ama aslında, Akın Gürlek'in asıl derdinin tutukluların avukatlarıyla görüşme süreleri olmadığını, ziyaretçi trafiği olmadığını, onun asıl derdinin Ekrem İmamoğlu olduğunu çok iyi biliyoruz çünkü hazırladığı iddianame fos çıktı, iddianamenin içine somut delil koyamadı; bu nedenle de savunmayı çökertmek için ve Ekrem İmamoğlu'na diz çöktürebilmek için onu cezaevinde nasıl tecrit edebileceğinin yollarını arıyor. Oysa, avukatla tutuklunun görüşmesi hem yasamızda hem Anayasa'mızda hem de evrensel hukukta savunmanın temel taşı olması dolayısıyla korunmuş bir haktır, bu hakka hiç kimsenin dokunma haddi de yoktur, hakkı da yoktur" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasını ibraz edemediğini üzülerek izlediklerini söyleyen Emir, "Tartışmaları rahatlıkla bitirebilecekken kendisi tavla oynayacak kadar üniversite arkadaşı bulamadığı için ve diplomasını ibraz edemediği için böylesine örnekler ortada dolaştığı için, bu örnekler üretilirken bunu yapan noterler hakkında cezalandırma yapıldığı için tartışma da bitmiyor Sayın Başkan. Son derece önemli bir veri daha: Burada diplomanın altını imzaladığı iddia edilen dekan 1981 yılında profesör değil, dekan değil. Tekrar ediyorum, bakın, buradaki Profesör Ömer Faruk Batırel 1982 yılında profesör olmuş. 1981 yılında ne profesör ne de dekan. Şimdi, bu belge sarih mi, doğru mu, sahte mi? Sayın Cumhurbaşkanı bu tartışmayı bitirebilir. Herhalde bitirecek cesareti yok" ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün doğum günü olduğunu belirterek "Kendisine bu ülke için, bu millet için vermiş olduğu hizmetlerden dolayı uzun ömürler diliyoruz, Rabb'im başımızdan eksik etmesin diyoruz. Böylesine güzel bir günde yine diplomasının gündeme getirilmesi ne yazık ki birilerinin hezeyanlarının bitmediğinin göstergesidir. Neden bitmiyor? Çünkü kendilerine lider olarak seçtikleri, cumhurbaşkanı adayı yaptıkları ismin diplomasıyla ilgili tartışmaların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçek bir diploması vardır ve herkes tarafından bilinmektedir. Üniversite arkadaşları çıkıp açıklamalarını da yapmıştır" diye konuştu.
Bu hezeyanlardan vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Şahin Usta, şu ifadelere yer verdi:
"Çıkın açıklıkla varsa Ekrem İmamoğlu'nun diplomasıyla ilgili bilgilerinizi, doğrularınızı paylaşın. Üniversite sınavında hak etmeyerek girdiği bir üniversiteyi okuyup da diploma diye önümüze koyduğunuz şeyin de bir hırsızlık olduğunu çok açık, net söylüyoruz. O dönemki öğrencilerin hakları çalınarak gasbedilerek bu diploma elde edilmiştir. Biz her zamanki gibi hırsıza hırsız deriz, yolsuzluk yapana yolsuzluk yaptığını da söyleriz, gerekli davaların, hukuki süreçlerin takibini de aynen yaparız. Kimsenin hakkına ve hukukuna sığmayacak işlemlerin yapılmasına hiçbirimiz müsaade etmeyiz ama adaletin tecelli etmesine de yargıya müdahale etmenize de müsaade etmeyiz. Bırakın yargı işini yapsın, yargıdan çıkan kararları da işinize gelmediği zaman tu kaka diye ilan etmeyin lütfen. Yargıya olan saygınlığı, itibarı bitirmeden, bu ülkedeki kurumların itibarlarını bitirmeden siyaset yapmayı, doğru dürüst siyaset yapmayı, polemiğe girmeden siyaset yapmayı, herkesin doğru ve usturuplu bir siyaset yapması gerektiğini de hatırlatmak isterim. Yalanlar üzerinden, algılar üzerinden ne Sayın Cumhurbaşkanımıza ne de AK Parti'ye yapmaya çalıştığınız, yapıştırmaya çalıştığınız iddiaların hiçbiri doğru değildir, gerçek değildir. Bunların hepsinin kendi partinizde yaşananlarla ilgili gerçekleri örtmekle ilgili olduğunun farkındayız. Böyle bir siyaset anlayışının doğru bir dil olmadığını, böyle bir siyasetin de doğru bir siyaset olmadığını çok net görüyoruz. Kendi içinizdeki kavgalarda boğuşmaktan maalesef milletin işine, milletin sorunlarına eğilmiyorsunuz. Yönettiğiniz belediyelerdeki sorunları, yolsuzlukları, rüşvetleri görmezden geliyorsunuz, yapılan yanlış uygulamaları görmezden geliyorsunuz. İşçilerin maaşlarını ödemiyorsunuz, yeri geliyor işçi hakları diye de konuşuyorsunuz. Bu gerçeklerle biraz yüzleşip kamuoyunun önüne gerçeklerinizle çıkmanızı tavsiye ediyorum."
Yeni Yol Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, birtakım ihalelerle ilgili olarak "Beşli Çete" diye bir tanımlamanın olduğuna değinerek "Ama aslında siyasi literatürümüzde 'Beşli Çete' ilk olarak o dönem iktidar üzerinde tahakküm kurmaya çalışan sivil toplum örgütlerinden beşinin ismi nedeniyle girmişti. O gün sivil toplum örgütlerinin iktidar üzerinde tahakküm kurması ya da kurmaya çalışması ne kadar yanlış ise bugün Türkiye'nin en büyük meslek örgütlerinin kendi üyelerinin sorunları hakkında dahi konuşamaz hale gelmesi o kadar sakıncalıdır. Bugün sivil toplum alanının adeta kamulaştırılarak sivil toplumun neredeyse tamamen iktidara ve devlete angaje edilmiş olması da yine aynı şekilde yanlıştır. Dün Genel Kurmay "andıç"ları ne kadar yanlış ise bugün de devletin başı sıfatıyla Sayın Cumhurbaşkanının her vesileyle yargı mensuplarına sürekli hitap etmesi, onlara bir çerçeve vermesi ve yargının bu çerçeve neticesinde kendi kendini kontrol mekanizmasının bu kadar gelişmiş olması aynı şekilde yanlıştır" dedi.
Eski Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok'un Anayasa Mahkemesi üyeliğine atandığında CHP üyeliği nedeniyle bu görevi reddettiğini hatırlatan Ekmen, şöyle konuştu:
"Bu asil davranışın ne kadar önemli olduğunu bugün Anayasa Mahkemesi'nde AK Parti üyeliğinden gelen birçok arkadaşın varlığını gördüğümüzde daha iyi anlıyoruz. Keza İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının Adalet Bakanlığı'na geçişinin bu kadar kolay olması, yargı ve yürütme arasındaki çizginin tamamen ortadan kalkmış olması yine dünden bugüne almamız gereken derslerden biridir. O gün yargı erkini kullanarak sivil siyaseti dizayn etmek, iktidarı işlevsiz kılmak ne kadar yanlış ise bugün mahkemelerin adeta bir karar verememesi, talimatla çalışması, hasbelkader verilen kararların da iktidarın işine gelmemesi halinde uygulanmaması ve yargının başka bir boyutuyla işlevsizliği aynı şekilde büyük bir yanlıştır ve bir ders alınması gerekir. O gün başörtüsü başta olmak üzere dini inançlar ve pratikler üzerinde baskı kurmak ne kadar yanlış ise bugün dini değerlerin siyasi alanda tüketilmesi de o kadar yanlıştır."
Ekmen'in konuşmasının bitmesinin ardından AK Partili Şahin Usta'nın ifadelerine yönelik söz talebinde bulunan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, "'Akın Gürlek, Adnan Oktar suç örgütü derken haklarında hüküm kesinleştiği için suç örgütü diyorum' diyor. Masumiyet karinesinde söz konusu olan Adnan Oktar olunca biliyor ama söz konusu olan Ekrem İmamoğlu olunca masumiyet karinesini unutuyor ve her yerde 'suç örgütü' diyor. 'Suç örgütü lideri' diyor. Herkesin gözü önünde sanki Ekrem İmamoğlu hüküm giymiş de suçu kesinleşmiş gibi konuşuyor. Bu tutarsızlığı da Türk milletine takdirine bırakıyorum" dedi.
Şahin Usta'nın İmamoğlu'nun diplomasine yönelik sözlerine ilişkin Emir, "Ekrem İmamoğlu'nun kapı gibi diploması var" diyerek şöyle konuştu:
"Kapı gibi 35 yıllık diploma var. Bu diplomayı alabilmek için Ekrem İmamoğlu Erdoğan'ın karşısına çıkamasın diye, seçimlere katılamasın diye her yolu denediler. İptal ettirmeye çalıştılar. Dekan dedi ki: 'Olmaz, hukuksuz bu.' Dekanı zorladılar. Dekan emekli olmak zorunda kaldı. İdare Mahkemesi heyetini dağıttılar. Hukuku altüst ettiler ve böylesine bir düşman hukukuyla var olan 35 yıllık diplomayı hem de kendi diplomasını gösteremeyen bir cumhurbaşkanı siyasi nedenlerle iptal ettirmiştir. Olay bu kadar basittir."
Bunun üzerine yeniden söz talebinde bulunan Şahin Usta, "Bir konuya açıklık getirelim. Diploma yok demiyoruz. Diploma var ama diploma usulsüz bir şekilde elde edilmiş bir diploma. Söylediğimiz çok net ve açık bu. Belgeler de bunu ortaya koyuyor. Üniversite sınavında kazanılmamış bir bir fakülteye uydurma bir yatay geçişle var olmayan bir bir üniversite kaydı olmadan başka bir üniversiteye usulsüz bir yatay geçiş gösterilerek bir diploma elde edilmiş. Diploma var evet ama bu diploma usulsüz elde edilmiş, hak yenerek elde edilmiş. Bunu söylüyoruz biz. Bununla ilgili belgeler çok açık ve net ortada" ifadelerini kullandı.
Tekrar söz alan Emir, Şahin Usta'ya "Keşke Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da bir diploması olsaydı" diye cevap verdi.
Son Dakika › Güncel › TBMM Genel Kurulu'nda Ak Parti ve CHP Grup Başkanvekilleri Arasında 'Diploma' Tartışması... - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.