
Antibakteriyel kumaştan maske üretti
DENİZLİ'de antibakteriyel kumaş üretimi yapan bir tekstil firması, dünyaya yayılan koronavirüs nedeniyle maske talebinde patlama yaşanınca, üst düzey koruma sağlayan çok kullanımlık, anti bakteriyel kumaştan maske ve eldiven üretti. İlk etapta 10 bin adet üretilen maske ve eldiven kısa sürede tükenince yeni üretimlere başlandı.
Çin'de ortaya çıkarak dünyaya yayılan, ölümlere neden olduğu için korkutan koronavirüs sonrası maske ve eldiven gibi ürünlerde talep patlaması yaşandı. Özellikle üretimin maske ihtiyacını karşılamaması üzerine bazı firmalar, normalde yaptıkları ürünleri bırakıp, bu ürüne yönelmeye başladı. Antibakteriyel kumaş üretimi yapan ve AR-GE'ye önem veren Denizli'deki tekstil firması da, 3 yıldır üzerinde çalıştıkları ve uluslararası bakteri testlerinden geçen yüzde 100 pamuktan antibakteriyel kumaş geliştirdi. Uluslararası patenti alınan ve Evolution Of Cotton (EOC) adı verilen kumaştan, koronavirüs'ten korunmak için maske ve eldiven üretildi. İlk olarak 10 bin adet üretilen maske ve eldivenlere, internet üzerinden talep patlaması yaşandı. Maskenin yapımı için üretilen kumaş, Türkiye'nin en inovatif kobisi ödülü, İstanbul Sanayi Odası çevre ödülü ve İstanbul Altın Değerler ödüllerini de aldı. Firma, talepler üzerine ödüllü kumaştan, 10 bin adet daha eldiven ve maske üretmeye başlandı.
Firmanın AR-GE ve üretim sorumlusu Ali Taner Özyurt, şirket olarak tekstil ürünlerinin yanı sıra AR-GE'ye de önem verdiklerini belirterek, "Antibakteriyel koruma özellikli yüzde 100 pamuklu kumaş üzerinde 3 yıldır çalışıyoruz. Bu kumaştan ürettiğimiz maske, tek kullanımlık maskeler gibi değil, yıkanıp tekrar kullanılabilir. Tamamen yerli ve milli bir üretim. Biz maske virüsü engeller demiyoruz. Önemli olan hijyenik olmak. Daha iyi bir sonulum sağlaması için bu ürünü ortaya çıkardık. Piyasadaki maskelere göre antibakteriyel özelliği olmasıdır. Bu özellikleri ile birlikte organik olduğu için yoğun talep gördü. Ürettiğimiz kumaş, uluslararası üst düzey 2 bakteri testinden başarıyla geçti. Son bir ayda üretime yoğun bir talep geldi ve 10 bin adet ürettik. İnternet üzerinden tamamı perakende olarak satıldı. Şimdi de talep üzerine 10 bin adet daha üretiyoruz" dedi.GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Maske ve eldivenlerden detay-Bir kadının maskeyi yüzüne takma detayı-Ali Taner Özyurt ile röportaj-Genel ve Detay görüntü
Haber- Kamera: Ramazan ÇETİN/ DENİZLİ,
Haber Kodu : 200313091==============================İzmirliler, kolonya sırasına girdi
TÜRKİYE'de ilk Koronavirüs vakasının görülmesinin ardından, İzmir'de bulunan bir kolonya satış mağazası önünde metrelerce kuyruk oluştu. Bunun üzerine firma, satışları her kişiye bir litre kolonya vererek sınırlandırdı.Ülkemizde görülen Koronavirüs vakasının ardından vatandaşlar, kolonyalara ve el dezenfektanlarına akın etti. İzmirli vatandaşlar da sabahın erken saatlerinde Konak'ta bulunan bir kolonya satış mağazasının önünde metrelerce kuyruklar oluşturdu. Litresi 25 TL'den satılan kolonyalara, ilginin fazla olması sebebiyle satışlarda sınırlamaya gidildi. Her müşteriye yalnızca bir litre kolonya satılırken, içeride olası bir izdiham yaşanmaması için müşteriler mağazaya üçer üçer alınmaya başlandı. Dışarıda bazı esnafların fiyatlarda fırsatçılık yaptıklarını belirten vatandaşların büyük çoğunluğu ise kolonya sırası beklemeyi dert etmediklerini söyledi. Kolonya alan vatandaşların mutluluğu yüzlerinden okundu.'FIRSATÇILIK YOK, SIRA VAR'Bir buçuk saat sıra bekledikten sonra kolonya alabildiğini belirten Hüdayi Çetin (65), "Virüse karşı tedbir almaya çalışıyoruz. Bir buçuk saat süren mücadelenin ardından kolonyamızı da aldık. Aynı kolonyayı başka dükkanlara 50 liradan satıyorlar. Maske ve el dezenfektanlarında da bu fırsatçılığı yapan var. Ben böyle bir durumla karşılaşırsam mobil uygulamadan şikayetçi olacağım" ifadelerini kullandı.Bazı esnafların fırsatçılık yaptığını belirten Hüseyin Kabadayı (54), "Burada fırsatçılık yapılmıyor ve aslında kuyruğun asıl sebebi de bu. Kemeraltı'nda aynı kolonyalar daha fahiş fiyatlara satılıyor. Devletimiz buna da el attı. Şikayet mercilerine fırsatçıları şikayet etmeliyiz. Telefonuma bakanlığın uygulamasını indireceğim ve fırsatçılık yapanları ben de şikayet edeceğim" dedi.Geçmiş yıllarda farklı ürünler için kuyruğa girdiklerini aktaran Mehmet Güneş (66), ilk kez kolonya için sıraya girdiğini belirterek şunları söyledi: "Sabahın erken saatlerinde kolonya almak için geldim ve aldığım için mutluyum. Virüs ile etkili olduğuna inanıyoruz ve tüm ev halkı olarak kullanacağız. 1970'li yıllarda kuyruklarda çok dolaştım. Aklınıza ne gelirse hep kuyruğa girip alırdık. Ancak kolonya için kuyruğa gireceğim aklıma gelmezdi. Hayatta her şey olabiliyor" şeklinde konuştu.Sırada bekleyen vatandaşlardan Cengiz Kocabaşı (70) ise virüsün kendisini korkutmadığını ifade ederek, "Bayramdan önce genellikle kolonya için sıra olurdu ancak bugün sıra olacağını hiç tahmin etmemiştim. Ben virüsten dolayı değil, evde kolonya bittiği için gelmiştim. Çünkü bu virüsten korkmuyorum" dedi.'KADİM DOSTUMUZU TERK ETMEMELİYİZ'Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Üyesi, ilaç ve kozmetik firmasının sahibi, eczacı Enver Olgunsoy, koronavirüs tehdidi nedeniyle satışlarında patlama yaşanan kolonyanın Türk halkından hıncını aldığını öne sürerek bundan sonra Türk halkının kadim dostunu daha çok seveceğini dile getirdi. Olgunsoy, "Kolonya kullanımı içinde alkol olması nedeniyle düşüşe geçmişti. Halbuki alkol İslam'da içildiği zaman sıkıntı yaratır. Türk halkı kolonyayı misafir karşılama ritüelinde baş köşeye koymuştur. Nereye giderseniz gidin elinize kolonya dökülür. Nedeni çok eskilere dayanır. Kolonya hiçbir ülkede Türkiye kadar sevilmez. Bugün bile bu gerçek. Kadim dostumuzu terk etmemeliyiz" dedi. Kolonyada yüzde 60 oranından itibaren alkol bulunduğunu kaydeden Olgunsoy, kozmetik yönetmeliğine göre daha az miktarda alkol içeremeyeceğine dikkat çekti. Alkol yokluğu nedeniyle dezenfektan da yapamadıklarını anlatan Olgunsoy, "Kolonya nedeniyle alkol bitmiş değil. El dezenfektanları yaparken kolonya bitti. Kolonyanın bir suçu yok. Raflarda yüksek fiyatla satılmasını doğru bulmuyorum. Yüksek fiyatlı alkolle ürün yapılmadı. Onlar eski ürün eski fiyatla satılmalı. Kolonyayı terk etmemeliyiz. Her zaman yararlı. Hastanede bakteriler var. Bunları öldürmek için hep kolonya götürülür" diye konuştu. Kolonyanın ilk olarak İzmir'de üretildiğini hatırlatan Enver Olgunsoy, koronavirüs nedeniyle satışları artan ve esnafın tedarikte zorlandığı kolonyanın yeniden raflarda görülme sıklığının artması için en az 6 aya ihtiyaç olduğunu savundu. Olgunsoy şöyle konuştu: "Tüm dünyada bitti alkol. Olanlar da yüksek fiyatla veriyor. Alkol bulununca kolonya yeniden yapılacaktır. Dolayısıyla kolonyanın raflardaki sıklığının artması 5-6 ay sürer."
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ---------------Kolonya kuyruğundan görüntüVatandaş röportaj görüntüleriKolonya alanlardan görüntüEnver Olgunsoy ile röportajMağazadan genel ve detay görüntüler
Haber: Tolga TAHÇI, Nevra UÇKAÇ -Kamera: Tekin GÜRBULAK/İZMİR,
Haber Kodu : 200313034===============================Koronavirüs, ipek kese ihracatını 5 kat artırdı
Bursa'da 6 yıldır ipek kese üretimi yapan Koray Gümüşnaz, koronavirüs salgınından sonra kese ihracatının 5 katına çıktığını söyledi. Konuyla ilgili açıklama yapan Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar ise, "Yıkanırken kese kullanmak koruyucu önlem olarak değerlendirilebilirö dedi.Bursalı kese üreticisi Koray Gümüşnaz, koronavirüs salgınının çıkmasının ardından kese satışlarının arttığını söyledi. 6 yıldır ipek kese üretimi yaptığını belirten Gümüşnaz, Çin'in Vuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs salgınından sonra, bazı ülkelerin kese ithalatını 2-3 katı arttırdığını belirtti. Aylık 50 bin metre kumaştan kese ürettiğini ve Katar, Kuveyt, Fas, Tunus, Rusya gibi ülkelere ihracat yaptığını belirten Koray Gümüşnaz, "Çin'de meydana gelen Korona Virüs'ten sonra ihracatlarımızda artış oldu. Kesenin vücuda birçok faydası var. Kan dolaşımını hızlandırıyor ve ölü deriyi arındırıyor. Biz üretim ve ihracatımızın artmasını buna bağlıyoruz. Üretimimiz haftalık 1 TIR civarındaydı ama koronavirüsten sonra bu sayı 3 TIR'a çıktı. Kese ihracatındaki artışı buna bağlıyoruz. Kazakistan, Fas, Katar, Kuveyt, Rusya gibi ülkelere haftalık 1 TIR ürün gönderiyorduk. Şimdi ise haftalık ortalama 4 TIR bazında değişiyor" dedi."YIKANIRKEN KESELENMEK, VİRÜSLERİN TEMİZLENMESİNDE DOĞRU YÖNTEM"Kesenin vücutta bulunan ölü deri ve virüsleri temizlediğini belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, "Dünyada akarsuyla yıkanma kültürü bizim medeniyetimizde var. Akarsuyla yıkanmak bir avantajdır. Vücudumuza yapışan virüsler sadece el ve yüz yıkamayla uzaklaşmaz. Eğer duş alıyorsak ve duş alırken keseleniyorsak, insanın yüzündeki deriler her gün değişir. Yeni hücreler gelir. Deride kalan ölü hücreler içerisinde barınan virüsleri eve taşımamıza kese engel olacaktır. Doğru bir yöntem olarak kullanılabilir. Yıkanırken kese kullanmak koruyucu önlem olarak değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Kese dokuma fabrikasından detaylar-Fabrikada dokuma yapan makinalardan detaylar-Çalışan işçilerden detaylar-Genel detaylar-Kese üreticisi Koray Gümüşnaz röportajı-Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar röportajı
Haber-Kamera: Semih ŞAHİN/ BURSA,
Haber Kodu : 200313037
===================================Yunanistan sınırında 3 bin göçmen tedavi gördü
EDİRNE'de Pazarkule Sınır Kapısı'nda Yunanistan'a geçmek için tampon bölgede ve çevresinde beklerken, Yunan güvenlik güçlerinin saldırılarına maruz kalan göçmenlere bölgede kurulan Sahra Çadır Hastanesi'nde müdahale ediliyor. Edirne İl Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan, "Bugüne kadar burada kurulan sahra çadırlarımızda 3 bine yakın kişi muayene oldu. Atılan gaz bombaları, gaz fişekleri sonrasında. Yaralılarımız olduğunda burada bulunan ambulanslarımızla hastanelerimize sevk ediyoruz" dedi.Yunanistan'a geçmek için Edirne'ye akın eden göçmenler Pazarkule Sınır Kapısı çevresinde yoğunluk oluşturmayı sürdürüyor. Meriç Nehri üzerinden lastik botlarla, göçmenlerin Yunanistan'a geçişleri sürerken, Yunan güvenlik güçleri Pazarkule Sınır Kapısı'nın tampon bölgesinde ve çevresinde geçiş için bekleyen göçmenlere şiddeti sürüyor. Yunan güvenlik güçlerinin, gerçek mermi, plastik mermi, gaz bombası, biber gazı ile yaptığı müdahalelerde 3 göçmen ölürken, çok sayıda kişi de yaralandı.Pazarkule Sınır Kapısı yakınlarında Sağlık Bakanlığı tarafınra kurulan Sahra Çadır Hastanesi'nde, Yunan müdahalesiyle yaralanan ve hasta olanların tedavisi yapılıyor. Edirne İl Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan, Yunan polisinin sert müdahalesine maruz kalan 3 bin düzensiz göçmenin olduğunu belirterek, "Bugüne kadar burada kurulan sahra çadırlarımızda 3 bine yakın kişi muayene oldu. Atılan gaz bombaları, gaz fişekleri sonrasında. Yaralılarımız olduğunda burada bulunan ambulanslarımızla hastanelerimize sevk ediyoruz. Burada 24 saat esaslı acil tıp doktorlarımız ve sağlık personelimiz var. Yaklaşık bu çadırlarda 20 sağlık çalışanımız hizmet vermekte. Şu anda sizde gördüğünüz gibi gaz bombaları atıyor ve birazdan gözlerimiz yaşaracak. Maalesef bu tarafta insanlık hizmetleri verilirken karşı tarafta yapılanları dünya insanlığının vicdanlarına havale ediyoruz. Günlük burada 500 hasta bakıyoruz. Hasta çocuklara,çocuk uzmanları doktorlarımız müdahale etmektedir" dedi.Yunan askerlerinin müdahalesinin çok sert olduğunu belirten Kalkan, "Buraya gelenler arasında sırtından ateşli silahlı yaralanmaları, sırttan vurulmalar, plastik mermi ile yaralanmalar olmakta. Şu anda 13 yaralı göçmenin tedavisi hastanelerimizde sürüyor" dedi.'SAHA TEMİZLİĞİ YAPILIYOR'İl Sağlık Müdürün Kalkan, göçmenlerin bulunduğu alanın temizliğinin yapıldığını ifade ederek, "Her türlü ilaçlama dezenfeksiyon sağlanmakta. Hem halk sağlığımız önleyici hizmet yapmakta, hem müdahale eden kamu hastaneleri ekimizle müdahale yapılmakta. 112 sağlık hizmetleri sayın valimizin koordinesi ile burada tüm ekipler bir iş birliği içinde insanlığa ve göçmenlere hizmet etmek için konuşlanmış durumdayız. Koronavirüsü ile de tedbirlerimiz aldık gerekli temizlik önlemleri alınmaktadır" diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Çadır hastaneye gelen göçmenler sırada-Tedavi edilen çocuklar-Doktorun çalışmasından detaylar-Muhabir Ali Can Zeray anons-Çadır hastane içinden detaylar-Sağlık Müdürü Kalkan ile röp.-Personel hastane önünde-Detaylar
Haber-Kamera: Ali Can ZERAY - Resul ORUÇOĞLU/ EDİRNE,
Haber Kodu : 200313051
=================================Türkiye'nin en büyük baraj projesine 'kadın eli'
ARTVİN'de, Çoruh Nehri üzerinde yapımı süren ve tamamlandığında 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, çift eğrilikli ince kemer baraj tipi kategorisinde ise dünyanın 3'üncü en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı ve HES Projesi'nde sona yaklaşılıyor. Dev proje aralarında mühendis, tekniker ve iş güvenliği uzmanlarının da yer aldığı 25 kadın da görev alıyor.Türkiye sınırları içerisinde 410 kilometrelik uzunluğa sahip Kuzeydoğu Anadolu'nun en büyük nehirlerinden olan Artvin'deki Çoruh Nehri üzerinde, 26 Şubat 2013 tarihinde, dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından telekonferans bağlantısı ile temeli atılan Yusufeli Barajı ve HES Projesi inşaatı sürüyor. 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, dünyanın ise çift eğrilikli ince kemer baraj tipi kategorisinde 3'üncü en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı'nda, 558 megavat kurulu güce sahip santral ile 650 bin nüfuslu bir şehrin elektrik ihtiyacı karşılanabilecek. Türkiye'nin kendi öz kaynakları ile tamamı Türk mühendisler tarafından inşa edilen baraj projesinde, 193 metre gövde yüksekliğine ulaşıldı. 2 milyar 130 milyon metreküp su depolanacak ve 2,5 milyar liraya mal olması planlanan proje ile günlük 3 milyon lira elektrik enerjisi geliri elde edilecek. Projenin 2021 yılında devreye girmesi planlanıyor.KADIN ELİ DEĞİYORYusufeli'nde, 4500 kişinin 3 vardiya halinde gece gündüz çalıştığı baraj ve HES projesinde aralarında mühendis, tekniker ve iş güvenliği uzmanlarının da yer aldığı 25 kadın görev alıyor. Kadın mühendisler, inşaatın her safhasını yakından takip edip, planlıyor, ekibi yönlendiriyor.İnşaat mühendisi Mina Turkun, böylesine büyük bir projede görev almanın müthiş bir duygu olduğunu belirterek, "Çalışanları kadın erkek olarak ayırmak istemiyorum ama hemcinslerimi görmek beni mutlu ediyor. Buraya yeni mezun olarak geldim ve kendimi burada geliştirdim" dedi.İnşaat mühendisi Nihan Akkaya ise "Burada çalışmak, bu projenin inşaatında yer almak ve bu puzzle'ın bir parçası olmak gurur verici. Bunun sorumluluğunu taşımak zor. İlk başladığımda bu yükü kaldıramayacağımı düşünüyordum ama şimdi gurur duyuyorum. Bundan sonra yine hidroelektrik alanında kendini geliştirmek istiyorum" diye konuştu.'KADININ DEĞDİĞİ YER GÜZELLEŞİYOR'İş güvenliği uzmanı inşaat mühendisi Gizem Şirin ise "Türkiye'nin en büyük projelerinden birini yapıyoruz. Biz kadınlar için burada çalışmak çok özel, gurur verici aynı zamanda. İnsanlara örnek olmak cidden çok güzel bir duygu. Burada çalışmak başlarda zor olsa da zamanla alışıyorsunuz. Hatta kadının olduğu her yer güzelleşiyor. Bence her yer bir kadın çalışana sahip olmalı" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ------------------Baraj inşasından detay-Çallışanlardan detayProje müdürü röp.Kadın mühendisler röp.-Muhabir Anonsu (Mehmet Can PEÇE)
HABER: Mehmet Can PEÇE, Nusret Durur KAMERA: Tolga Sağlam/ YUSUFELİ, ARTVİN
Haber Kodu : 200313055==============================
Sivas'ta 30 bin bitkilik 'Herbaryum'
SİVAS Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan 'Kurutulmuş Bitki Müzesi' olarak da adlandırılan 'Herbaryum'da farklı bölgelerden toplanmış yaklaşık 30 bin kurutulmuş bitki yer alıyor.1981 yılında SCÜ Fen Edebiyat Fakültesi içerisinde kurulan 'Herbaryum'da, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden, araştırmacılar tarafından toplanmış 30 binin üzerinde bitki ve 47 yıl önce kurutulmaya bırakılan bitki örnekleri bulunuyor. Müzedeki bitki örnekleri mevsime bağlı kalmaksızın biyoloji, tıp, eczacılık, ziraat ve ormancılık gibi birçok alandaki araştırmalara hizmet ediyor. Bitkiler özenle toplandıktan sonra gazetelerde kurutulup güvenli bir şekilde saklanıyor. 13 yıldır herbaryum ile özel olarak ilgilenen 'Kurutulmuş Bitki Müzesi' hakkında bilgi veren SCÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Erol Dönmez, 1991 yılında göreve başladığını ve o tarihten bu yana kurutulmuş bitki örneklerinin belli bir sistemle düzenlenerek saklandığı yer olan herbaryumun hem kurulmasında hem de geliştirilmesinde aktif rol aldığını söyledi.'TÜRKİYE'NİN BİRÇOK YERİNDEN BİTKİMİZ VAR'Sivas ve çevresi başta olmak üzere Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yapılan arazi çalışmalarında toplanan bitki örneklerini üniversiteye getirdiğini belirten Dönmez, doğadan toplanan taze bitkileri kağıtlar içinde presleyerek kuruttuklarını, daha sonra bunları özel kartonlara yapıştırdıklarını söyledi. Dönmez, "Herbaryum bitki müzesidir. Belli amaçlara uygun olarak toplanmış kurutulmuş bitki örneklerinden oluşan bir bitki müzesidir. İnsanlık tarihiyle birlikte herbaryum yapma yani bazı bitkileri kurutup saklama gibi olaylar çok eskiye dayanmaktadır. Bizim bölümümüz 1978 yılında Hacettepe Üniversitesi bünyesinde kurulmuş, 1981 yılında ise burada faaliyete geçmiş bir bölümdür. 1981 yılından bu zamana kadar bu herbaryumda birçok bilim adamının çalışmaları var. Bu bilim adamlarının bitki örnekleri var. Genellikle Sivas yöresine özelleşmiş durumdayız. Ama çevre illerde de çalışmalar yaptık. Bunun yanında Karadeniz yöresi, Hatay yöresi ve İç Anadolu bölgesine ait bitkiler elimizde var. Türkiye'nin bir çok yerinden bitkimiz var. Şu anda 30 bin bitki örneğimiz var" dedi. 'HERBARYUMLAR MİLLİ SERVETTİR'Bitkileri korumak için yoğun çaba gösterdiklerini söyleyen Dr. Dönmez, "Bazen böcek türleri ve kurtçuklar bitkilere zarar verebilmekte. Bunlardan korumak için her yıl herbaryumu elden geçirip bakıyoruz. Şüphelendiğimiz örnekler olursa bu böcekler ya da kurtçukları öldürmek için bitkileri derin dondurucuda 1 gün bekletiyoruz. Bu uygulama aslında yeterli oluyor ama garanti olsun diye 3 gün boyunca eksi 24 derecede derin dondurucuda saklıyoruz. Herbaryumun ışık görmemesi lazım. Devamlı perdeleri kapalı tutuyoruz. Nemden korumamız gerekiyor. Bir de herbaryumların steril olması gerekiyor. Bir çok herbaryuma girebilmek için galoş giyilmesi gerekiyor. Dondurma işleminden ve kurtçuklardan arındırılmamış hiçbir bitkiyi herbaryuma sokmuyoruz. Bilmeyen kişileri sokmuyoruz. Bunları korumamız gerekiyor. Bu herbaryumlar milli servettir" diye konuştu. 'BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİMİZ FAZLA'Farklı yerlerden herbaryuma ilginin olduğunu belirten Dr. Dönmez, "Başka herbaryumlardan gelip Sivas'taki herbaryumu şirin bulanlar oluyor. Fotoğrafını çeken çok kişi var. Buradaki herbaryumda bitki çeşitliliğimiz fazla olarak biliniyor. Bitki olarak çok zenginiz. Ülkemizdeki bitkileri tespit edersek envanterini çıkarmış oluruz. Bu bitkiler şu anda tıbbi ve ekonomik olarak işe yarıyor olabilir. Ama gelecekte bilimsel gelişmeler olduğunda bunların bir işe yarayıp yaramayacağı ortaya çıkacaktır. En azından bunlar bizim zenginliğimizdir. Turizm açısından da herbaryumlar kullanılabilir" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Bölümden görüntü-Bitkilerin saklandığı kısım-Kurutulmuş bitki örnekleri-Öğretim üyesinin açıklamaları-Detaylar
Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI-Mert Taha VAROL/SİVAS, Haber Kodu : 200313122==========================Yatlar turizm sezonuna hazırlanıyor
Türkiye'nin en önemli günübirlik yat turizm merkezlerinden Antalya'nın Demre ilçesinde, kış mevsiminde karaya çekilen yatlar, yeni turizm sezonuna hazırlanmaya başladı.Havanın ısınmaya başlaması, 2020 yılı turizm sezonunun yaklaşması dolayısıyla yatların bakımına başlandı.Çayağzı Limanı bölgesindeki yatların bulunduğu alanlar şantiyeye döndü. Demre'nin Çayağzı Limanı'ndaki alanlara çekilen yatların, öncelikle alt bölümleri tazyikli suyla yıkanıyor. Ardından yatların eskiyen boyaları yakılarak, kazınıyor. Eskiyen ve çürüyen ahşap bölümler yeni tahtalarla değiştiriliyor. Kazınan bölümler zımpara ile temizleniyor. Yatların alt bölümlerindeki açılan tahta araları 'kalafatlama' denilen yöntemle pamukla kapatılıyor. Kazınan ve kalafatlanan ahşap bölümlere önce astar, sonra macun çekiliyor. Macun çekilen bölümler yağlı boyayla boyanıyor. Yatların suyla temas etmeyen üst bölümleri, zımparalanarak eski vernikler temizleniyor. Ardından makineyle temizleniyor. Temizlenen bölümlere yeni vernik çekiliyor. Yatın tüm bölümleri, yenileniyor ve pırıl pırıl hale getiriliyor. Bazı yatlarda boy büyütme çalışması yapılıyor. Yatlar baştan başa yenileniyor. Yeni sezon öncesi, farklı boyutlarda yeni yatların yapımı gerçekleştiriliyor. Demre'nin Çayağzı Limanı'nda her taraf bir şantiye gibi. Yatların arasından, üstünden farklı makine sesleri geliyor. Herkes yatını umutla beklediği turizm sezonuna yetiştirmeye, Akdeniz'in mavi sularıyla buluşturmaya hazırlanıyor.Çayağzı Bölgesi'ndeki karaya çekilen günübirlik ve mavi yolculuk olmak üzere yaklaşık 90 yatın sahibi, yat ustaları harıl harıl çalışıyor. Yenilenen ve bakımı yapılan yatlar nisan ayı başından itibaren Akdeniz'in mavi sularıyla buluşmaya başlayacak. Tüm yatlar mayıs ayı başında denize indirilmiş olacak.'TEKNE SU ALMAZ'İlçede çalışan ve nadir bulunan kalafat ustası Ercan Altan, "Buna kalafatlanma denir. Her yıl bunu yaparız. Bu aralara kalafatı yaparız. Tekne su almaz. Bunun üzerine macun yapılır" dedi. 'GELİN GİBİ SÜSLEYİP, HAZIRLIYORUZ'Teknesini yeni sezona hazırlayan yat kaptanı Mehmet Kucur, "Kasım ayı itibariyle teknelerimizi karaya çektik. Şimdi de sezon yaklaştığı için bakımlarına başladık. Çürük olan yerlerini değiştirdik. Gereken yerlerini zımparaladık. Macun yaptık. Vernik yapılacak yerlere vernik yaptık. Sezona bir gelin gibi süsleyip, hazırlıyoruz. Zamanı gelince denize indireceğiz" diye konuştu.'İNŞALLAH İYİ BİR SEZON GEÇER'Demre Deniz Taşıyıcıları Kooperatifi Başkanı Hayrettin Özkan da şöyle dedi: "Geçen yıl kasım ayında sezonumuzu kapattık. Teknelerimizi karaya çektik. Yeni sezonumuz için teknelerimizin bakımını yaptık. Dünya cenneti Kekova bölgesinde hizmet vermeye devam edeceğiz. İnşallah iyi bir sezon geçer."
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Çayağzı'ndaki yatların karada hava görüntüleriYatların değişik yerlerde karada görüntüleriYatlarda yapılan hazırlık çalışmalarının değişik bölümleriRöportajlar
HABER-KAMERA: Ahmet ACAR/DEMRE (Antalya),
Haber Kodu : 200313052==============================Zeytinpark'ta papatya şöleni
Antalya kent merkezinde 2 bin 600 dönüm alanda 25 bini aşkın ağacın bulunduğu Zeytinpark'ta, baharın habercisi papatyaların görsel şöleni başladı. Her yıl şubat ayı sonlarından itibaren açan papatyaların, bu yıl Zeytinpark içinde çok daha geniş alanlara yayıldığı görüldü. Papatyaların açmasıyla zeytinliğin ziyaretçi sayısı da arttı. Eski adıyla Vakıf Zeytinliği olan Zeytinpark'ın yine baharın habercisi papatyalarla süslendiğini belirten Zeytinpark Genel Müdürü Vahdet Narin, "Antalya şehir merkezinde 2 bin 600 dönüm. Türkiye'de bir şehir içindeki en büyük, dünyada da bir şehir merkezindeki dokuzuncu en büyük yeşil alan. Biz bu araziyi korumak, Antalya'ya kazandırmak ve doğal yapısını yaşatmak için kurulmuş bir şirketiz. Başta Antalya Ticaret Borsası olmak üzere Antalya'daki belediyeler ve kurumların birleşerek kurduğu bir şirket" dedi. 610 MİLYON METREKÜP HAVAYI TEMİZLİYORZeytinpark'ın bir şirket olsa da aslında sosyal sorumluluk projesi olduğunu dile getiren Vahdet Narin, "2 bin 600 dönüm alanda 22 bini zeytin olmak üzere, 25 binin üzerinde ağaç var. Bozulmamış doğal ortamıyla onlarca çeşit ağaç, bitki ve yabani hayvan türüne de ev sahipliği yapıyor. Sahip olduğu ağaç yapısıyla kent merkezinde her yıl 2 bin 600 ton toz ve 610 milyon metreküp karbondioksiti temizleyen Zeytinpark'ta, doğa akademisi ve doğa yürüyüşü şeklinde etkinlikler gerçekleştiriliyor" diye konuştu.100 TONA YAKIN ZEYTİN HASADIZeytinpark'ta bu yıl 100 tona yakın zeytin hasadı gerçekleştiğini belirten Narin, hem zeytinyağı hem de salamura zeytinlerin satışının başladığını kaydetti. Şubat ayının son haftaları itibarıyla açmaya başlayan papatyaların bu yıl alanda çok daha fazla görüldüğünü belirten Narin, "Papatya şöleni yaklaşık 1- 1.5 ay sürüyor. Bu da bize çok keyif veriyor. Doğanın, yaptığımız çalışmalara bir lütfu olsa gerek. 1.5 aya yakın bu güzelliği göreceğiz. Ziyaret eden herkes de bu güzelliği görebilecek" dedi. DOĞA AKADEMİSİZeytinpark'ta, Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Valiliği ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile imzalanan Doğa Akademisi protokolü kapsamında çocukların doğayla bağlarının güçlendirilmesi de sağlanıyor. Çocuklara doğa eğitimlerinin verildiği zeytinlik, papatya haricinde dağ lalesi olarak da bilinen çeşitli renklerde anemon, ekşi yonca çiçeği, mor yıldız, sarı papatya ve çeşitli türlerdeki kır çiçekleriyle süslendi. Antalya'da hava sıcaklığının 20 dereceyi bulmasıyla doğa canlandı.1200'LÜK ZEYTİN AĞACI VE ASIRLIK ARDIÇ TÜNELİİçerisinde Manisa'da yol yapım çalışmaları nedeniyle kesilecekken, köklenerek Antalya'ya taşınan 760 ve 1200 yaşında iki zeytin ağacının da bulunduğu Zeytinpark'a gelenler, ağaçlar arasında oluşturulan patika yollarda doğayla iç içe yürüyüş yapabiliyor. Alan içerisindeki tüneli andıran ardıçlar ve patika yol, yürüyüşlerin en güzel noktalarından birini oluşturuyor. Doğa yürüyüşü ve bisiklet parkurları da bulunan alanda, toplam uzunluğu 29.3 kilometrelik 7 parkurlara, sincap, tavşan, kelebek, karınca, kertenkele, kuş ve kaplumbağa adları verildi. Tamamen doğal alandaki bisiklet parkuru ise 6 kilometre.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------Vahdet Narin'le röportajÇocuklar ve papatyalardan detay görüntüparkın drone görüntüsüParkı ziyaret turislerle röp1200 yıllık zeytin ağcının detay görüntüsü HABER: Mehmet ÇINAR -KAMERA: Emrah GÜL/Antalya
Haber Kodu : 200313030=================================Baraj suyu çekildi, minare ortaya çıktı
DENİZLİ'nin Buldan ilçesinin Derbent Mahallesi, 1967 yılında istimlak edilerek, baraj alanı ilan edildi ve yerleşim başka bölgeye taşındı. Sulama amacıyla baraj yapılan bölge içinde kalan eski yapılar ise su altında kaldı. Kuraklık nedeniyle suyun çekilmesiyle yıkılan eski yapılar ve ayakta kalan cami minaresi, gün yüzüne çıktı. Buldan ilçesine yaklaşık 15 kilometre mesafede bulunan Derbent Mahallesi'nin bulunduğu bölge 1967 yılında baraj yapılacağı için istimlak edildi. O dönem yaklaşık 1000 nüfusa sahip, 250 hane olan içinde jandarma karakolu, sağlık ocağı ve caminin de bulunduğu Derbent Mahallesi, Buldan-Sarıgöl Karayolu kenarına taşındı. Mahallenin taşınmasının ardından barajda da su tutulmaya başlanınca, eski mahallenin olduğu alan sular altında kaldı. Zamanla kuraklık nedeniyle baraj göletinde su azalmaya başlayınca, eski yapılarda ortaya çıktı. Suyun tamamen çekilmesiyle ayakta kalan cami minaresi ve yıkık evlerin kalıntıları 53 yıl sonra gün yüzüne çıktı. Daha önce balıkçılıkta yapılan barajın bulunduğu bölgede minare yanındaki terk edilen bir kayıkta dikkat çekti. Gün yüzüne çıkan minarenin inşaatında çalışanlardan biri olan 79 yaşındaki Duran Büyükgürsoy, suların çekilmesiyle inşaatında çalıştığını minarenin ortaya çıktığını belirterek, "Ben gençken burası baraj ilan edildi. Evlerimizi yeni yere taşıdık. Daha sonra eski evlerimiz baraj suyu altında kaldı. Kuraklık nedeniyle sular yaklaşık 300 metre geriye kadar çekildi. Eskiden su seviyesi minarenin şerefesi hizasına kadar çıkıyordu. Kuraklık olunca sular çekildi. İnşaatında çalıştığım minare ortaya çıktı" dedi. Çocukluğunun sular altında kalan mahallede geçtiğini ifade eden 64 yaşındaki Mustafa Akten ise, "Kuraklık nedeniyle sular yükselmiyor. Aksine geriye çekiliyor. Buradan taşınanların bazıları yeni mahalleye bazıları da başka yerlere gitti. Eskiden 1000'e yakın nüfus vardı. Jandarma karakolu, sağlık ocağı, tarım kredi kooperatifi vardı. Burası merkez bir köydü, ilçenin en büyük ikinci köyüydü. Ayakta kalan minarede suların çekilmesiyle tamamen ortaya çıktı" diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Kurak baraj alanından detay-Yıkık haldeki evlerden detay-evlerin kalıntılarından detay-Ayakta kalan minareden detay-Baraja girmenin tehlikeli ve yasak olduğu gösteren tabeladanDuran Büyükgürsoy ve Mustafa Akten ile röportaj
Haber: Ramazan ÇETİN - Kamera : Deniz TOKAT/DENİZLİ,
Haber Kodu : 200313032================================Muhtar sözünü tuttu: mahalleli zeybek ve harmandalı öğreniyor
AYDIN'ın İncirliova ilçesinin Kurtuluş Mahalle'si muhtarının yerel seçim vaadi gerçekleştirmesinin ardından açılan halkoyunları kursuna katılan mahalle sakinleri, zeybek ve harmandalı öğreniyor.Kurtuluş Mahalle Muhtarı Mustafa Göçer (39), yerel seçim öncesi muhtar olması halinde mahallede halk oyunları kursu başlatacağı vaadinde bulundu. Göçer, Halk Eğitim Merkez Müdürlüğü desteği ve İncirliova Belediyesi'nin katkısıyla, bu sözünü yerine getirdi. Bu ayın başında mahalledeki düğün salonunda halk oyunları kursunun startı verildi. Haftada 2 gün kadınlar, 2 gün ise erkekler zeybek ve harmandalı öğreniyor. Günde 2 saat süren kurs, 6 ay devam edecek. Bugün 35'i kadın 71 kişinin katıldığı kursta her geçen gün sayının artığı belirtildi. Ücretsiz etkinlikte kursiyerler hem öğreniyor hem de güzel vakit geçiriyor.HEM ÖĞRENİYORLAR HEM EĞLENİYORHalk oyunları eğitmeni Atagül Kapucu, "Kursa katılanlara Aydın zeybeği ve harmandalı oyunlarını öğretiyoruz" dedi. Kursiyer Tülin Aydın, "İncirliova'da Halk Eğitim Merkezi'nin açmış olduğu halk oyunları kursuna katılıyoruz. Boş zamanlarımızı hem değerlendirelim hem de yöremizin oyunlarını uygun bir şekilde kurallarıyla birlikte öğrenmek istedik. Hem eğleniyoruz hem de çok verimli geçiyor. Çok güzel vakit geçiyor, bizim için güzel bir kurs oldu" dedi. Kursiyer Zeynep Özcan, "Mahalle muhtarımızın düzenlediği etkinliğe katılmak istedim. Düğünlerde oyunlarımızı sergilemek istiyorum. Onun için kursa katıldık, çok eğleniyoruz. Güzel oyunlar öğreniyoruz. Hocamızda bize en iyi şekilde öğretmeye çalışıyor, çok memnunuz" dedi. Kursiyer Pınar Yaman, "Bizim için güzel bir etkinlik oldu. Hep birlikte etkinliğe katılıyor yeni bir şeyler öğrenmiş oluyoruz" dedi. Kurtuluş Mahalle Muhtarı Mustafa Göçer, "Kursumuz 6 ay sürecek. İlk oyunumuz harmandalı, ikinci oyunumuz Aydın zeybeğidir. Şu anda 35 kadın ve 36 erkek olmak üzere 71 kursiyer var" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -----------------------------Kadınlar ve erkeklerin zeybek ve harmandalı öğrenmesinden görüntü; genel ve detay görüntüKurs Eğitmeni Atagül Kapucu Röp.Kursiyerlerden Tülün Aydın, Zeynep Özcan ve Pınar Yaman ile röp.Kurtuluş Mahalle Muhtarı Mustafa Göçer ile röp.
Haber- Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN,
Haber Kodu : 200313031================================Okul personeline tekerlekli sandalye için kapak topluyorlar
SAMSUN'da Yakakent Çok Programlı Anadolu Lisesi öğrenci ve öğretmenleri 'Her kapak bir adım' projesi kapsamında plastik atık ve mavi kapak topluyor. Toplanan kapakların karşılığında alınacak tekerlekli sandalye, şeker hastalığı sonucu iki bacağını kaybeden ve koltuk değnekleri ile yürüyebilen okul personeli Tekin Tiryak'a tekerlekli sandalye alınacak. Samsun Yakakent Çok Programlı Anadolu Lisesi öğrencileri ve öğretmenleri 'Her kapak bir adım' projesi kapsamında okulun her köşesine atık plastikler ve mavi kapakları toplamak için geri dönüşüm kutuları yerleştirildi. Okulda öğretmenler ve öğrenciler mavi kapak toplamaya başladı. Çevre okullardan da projeye destek olan öğretmenler ve öğrenciler oldu. Bazı öğretmenler büyük restoranlar ile anlaşarak plastik atıklarını ve mavi kapakları okulun deposunda topladı. Projede yaklaşık 300 kilogram plastik atık ve 100 bin adet mavi kapak toplandı. Toplanan malzemeler Türkiye Sakatlar Derneği Samsun Şubesi'ne verilerek yerine bir adet tekerlekli sandalye alındı. Sandalye ise bir öğrencinin engelli yakınına bağışlandı. Projeyi sürdüren öğrenci ve öğretmenler, şeker hastalığı sonucu iki bacağını kaybeden okul personeli Tekin Tiryak'a tekerlekli sandalye alacak. Bir bacağında protez olan Tiryak, koltuk değnekleri yardımıyla yürümeye çalışıyor. Yaptıkları proje ile hem geri dönüşümü amaçladıklarını hem de öğrencilerinin duyarlı bireyler olmasını hedeflediklerini dile getiren okul müdürü Osman Şafak, "Sakatlar Derneği Samsun Şubesi ile yaptığımız görüşme yaptık ve topladığımız geri dönüşüm malzemelerini alabileceklerini ve bizim de bunun karşılığında bir engellimize tekerlekli sandalye alabileceğimizi düşündük. Geçen bu çalışmamızda çok başarılı olduk. Yılsonunda bir kamyonet dolusu plastik ve kapak toplayıp, ulaştırdık onlar da bize bir tekerlekli sandalye hediye ettiler. Biz de bu sandalyeyi bir öğrencimizin engelli olan yakınına hediye ettik. Bu yılki hedefimizde okulumuzun bir personeli olan ve şeker hastalığı nedeniyle bacaklarını kaybeden personelimiz için çalışıyoruz" dedi.'KARİYERİM BOYUNCA EN MUTLU OLDUĞUM AN'Geçen yıl başladıkları projenin bu yılda devam ettiğini ifade eden Çocuk Gelişimi ve Eğitimi öğretmeni Sade Altuntaş da "Öğrencilerimizde bir farkındalık oluşturmak istiyorduk. Kapak biriktirme olayını da daha önceden duymuştum. Geçen sene projenin ortalarına doğru bir öğrencimiz yanıma gelip engelli bir akrabası olduğunu söyledi. Biz de tekerlekli sandalyeyi onun için alabileceğimizi söyledik. Yürüttüğümüz projenin tanıdığımız birine faydalı olması bizim için çok daha anlamlı oldu. Öğretmenlik kariyerim boyunca en mutlu olduğum anlardan biriydi" şeklinde konuştu.12'inci sınıf öğrencisi Seda Nur Akkuş ise "Gittiğimiz her yerde mavi kapakları ve plastik atıkları toplamaya başladık. Çevremizdeki insanlarda bize çok yardımcı oldu. Geçen yıl topladığımız kapaklar ile bir arkadaşımızın yakınına tekerlekli sandalye alabildik. Bu yıl da topladığımız kapaklarla ile okulumuzda çalışan engelli bir abimize tekerlekli sandalye alabilmeyi hedefliyoruzö dedi. 12'inci sınıf öğrencisi Kader Demir "Her kapak her şişe çöpe gideceğine bizim için toplayarak bir engelli vatandaşımıza yardımcı olunabilir" dedi.Tekerlekli sandalye bekleyen okul personeli Tekin Tiryak ise "Hastalık sonucunda önce sağ ayağımı kaybettim. Daha sonra ise sol ayağıma geçti ve sol ayağımı da kaybettim. Bu sene okulda öğrenciler benim içim kapak ve plastik atık topluyorlar. Çok mutlu oldum. Beni düşündükleri için Allah hepsinde razı olsun. Bütün öğrencilere, öğretmenlere ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Benim için mücadele ettiklerini görünce çok duygulanıyorum" dedi.
Görüntü Dökümü: ----------------------Toplanan mavi kapaklar ve plasik atıklardan detay-Sınıfta öğrencilerden detay-Okul dışından detay-Mavi kapak toplama kutuları-Tekin Tiryak'tan detay-Röportajlar-Detaylar
Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/YAKAKENT(Samsun),
Haber Kodu : 200313054============================='Teksas' hayranı temizlik işçisi
İZMİT Belediyesi'nde görevli temizlik işçisi Selami Gündoğdu (54), çöp kovasına, süpürgesinin sapına ve yanında taşıdığı defterine yaptığı çizimlerle kendisine hayran bırakıyor. Üzerinde 'Gringo Selo' yazan kovboy çiziminin olduğu kovasıyla sokaklarda gezerek temizlik yapan Selami Gündoğdu çocukluğunda okuduğu çizgi romanlardan etkilenerek çizimler yaparken, çizgi roman da yazıyor. İzmit Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde çalışan temizlik işçisi 'Gringo Selo' lakaplı Selami Gündoğdu, çizim yeteneği ile usta ressamları aratmıyor. Kandıra'nın Güvenler köyünde doğup büyüyen ve maddi imkansızlıklar nedeniyle ilkokuldan sonra eğitimine devam edemeyen 3 çocuk babası Selami Gündoğdu, çocukluğunda gördüğü çizgi romanlara bakarak resim çizmeye başladı. Zaman içerisinde kendisini geliştiren Selami Gündoğdu, yanından ayırmadığı defterinde çizgi romanlar yazmaya başladı. Çok sayıda bitmiş hikayesi olan Selami Gündoğdu, aynı zamanda çalışırken kullandığı çöp kovasına ve süpürgesinin tahta sapına, hatta eldivenlerine bile çizgi romanlarındaki karakterleri çizdi. Süpürge sapına büyüteçle yakma resimler çizen Selami Gündoğdu, çizgi romana dönüştürdüğü hikayelerinden birini yayınlamak istiyor. Üzerinde 'Gringo Selo' yazan, kovboy ve farklı karakterlerin olduğu çizimlerin olduğu çöp kovasıyla sokaklarda gezerek temizlik yapan Selami Gündoğdu, kovasındaki çizimle ilgi çekiyor. "KİTAPLAR BENİM İNSANSIZ ARKADAŞLARIMDI"Arkadaşlarının kendisine çizgi romanları çok sevdiği için 'Gringo Selo' diye lakap taktığını söyleyen Selami Gündoğdu, "İlkokul yıllarımda resim sanatı ve çizgi roman bir araya geldi. Küçükken bir arkadaşım okula çizgi roman getirmişti. Orada hoşuma gitmişti. O zamanlar benim almaya imkanım yoktu. Sonrasında ben kendime de çizgi romanlar getirtmeye başladım. Resim sanatına onlara bakarak başladım. Yazıp, çizerek kendimi geliştirdim. Yıllarca çizdim. Sonra dağlarda, ormanlarda hayvan peşindeyken kitaplar benim insansız arkadaşlarımdı. Yıllarca onlarla beraber gidip geldim." dedi. "HAYVAN SOPALARINA ÇİZDİĞİM RESİMLER BU SEFER SÜPÜRGE SAPLARINDA ORTAYA ÇIKTI"Temizlik işlerinde çalışmaya başladıktan sonra çizgi romanlarından ayrılmadığını söyleyen Gündoğdu, "2008 yılında temizlik işlerine girdim. Sanatımla da kendimi koparmadım. Boş zamanlarımda yine resim çizdim. Önceleri hayvan sopalarına çizdiğim resimler bu sefer süpürge saplarında ortaya çıkmaya başladı. Ondan sonra sanatımı değerlendiremesem bile sevdiğim için bu resim iş benim için bir teselliydi, arkadaştı. Fırsat buldukça devam ediyorum. Çünkü ilk önce ekmek yediğim işe önem veriyorum. Bu işte sanatı boş kaldıkça, istirahat saatlerinde yazıp, çiziyorum. Hayal dünyamla iş hayatım bir araya gelmiş oluyor. Serbest olmasam bile böyle romanlar çıkıyor. Kitap yazıp, çizmek, konusu, öyküleri kendi hayal dünyama ait. Ama iş yayına ve basım işine gelince bu maddi bir meseleye dönüşüyor. Ben ticari bir meseleye dönüşünce maddi durumum müsait olmadığı için yayınlama durumum olmadı. Bir kitabımı yayınlamak isterdim." diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Selami Gündoğdu'nun sokakta temizlik yapması Çöp arabasının üzerindeki resimler Gündoğdu'nun üzerinde resimler olan eldivenleri Gündoğdu'nun mola saatinde defterine çizim yapması Defterin sayfalarından görüntü Büyüteç ile süpürge sapına resim çizmesi Selami Gündoğdu ile röp. Detay
HABER: Dinçer AKBİR-KAMERA: Alişan KOYUNCU/İZMİT(Kocaeli),
Haber Kodu : 200313046======================================Şırnak'ta 500 yıldır süren baharın gelişini kutlama geleneği
Şırnak'ın Balveren beldesi sakinleri, her yıl mart ayının ortalarında baharın gelişini kutlamak için bir araya geliyor. 500 yıldır süren geleneksel etkinlikte yüzlerce kişi, yapılan yemekleri yiyip, sergiledikleri yöresel oyunlarla baharın gelişini kutluyor.Türkiye'nin farklı şehirlerinde yaşayan Şırnaklılar, her sene gerçekleştirdikleri geleneksel 'Adarok' etkinliği için Cudi Dağı ve Bestler Dereler arasında kalan Besta bölgesinde buluşuyor. 500 yıldır sürdürdükleri 'Adarok' etkinliğini bu yıl da gerçekleştiren bölge sakinleri, büyük tencerelerle yemek yaptıkları yemekleri yüzlerce metre uzunluğundaki sofraya dizildi. Etkinliğe katılan yüzlerce kişi, aynı sofrada buluşarak, geçmişi yad edip, baharın gelişini halaylar çekerek, kutladı.'BU GELENEK BİRLİKTELİĞİMİZİ SAĞLIYOR'Sürdürdükleri gelenekle bölge halkının bir araya getirilmesini amaçladıklarını anlatan Nurettin Atak, "Balveren beldesinde yıllardır bu gelenek sürdürüyor. Bahar ayı geldiğinde bizler kırlara gelip, çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. İnşallah bu gelenek devam eder. Bu gerçekten güzel bir gelenek. Bu gelenek insanların kaynaşmasına, birlikteliğimizi sağlıyor. Bu bir kardeşlik ilkesidir. Bu kardeşliğin devam etmesi için inşallah bunu daha yıllarca devam ettireceğiz" dedi. '500 YILDIR BUNU KUTLUYORUZ'Atalarının 500 yıl önce başlattığı bu geleneği sürdürmeye kararlı olduklarını anlatan Mesut Artuç ise "Bu buluşmayı 500 yıl önce dedelerimiz. medrese talebeleri ve bütün köy halkı ile beraber gelenek haline getirmiş. Köydeki herkes piknik havasında bir ortamda, hiçbir siyasi amaç taşımamakla beraber imece usulü ile bir şenlik, eğlence yapılıyor. Buraya her aileden, her kesimden hiçbir fark gözetmeksizin herkes gelip, kutlamalara katılıyor. 500 yıla yakındır biz bunu kutluyoruz. Hocalarımız bir yanda sohbet edip, vaazlarda bulunuyorlar. Namaz kılıp, ibadet yapıyorlar. Gençler türlü türlü oyunlar oynuyorlar. Bu geleneğimizi her sene aynı hafta içerisinde gerçekleştiriyoruz. Burada herkes birbirini kırmadan, incitmeden güzel bir şekilde eğlenir. Yemeğini yer, oyunlar oynar ve güzel bir şekilde evine döner" diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Alandan görüntüPişirilen yemeklerOyunların oynanmasıYaşlıların sohbet etmesiNurettin Atak ve Mesut Artuç'un konuşmasıGenel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Sekvan KÜDEN/ŞIRNAK,========================================Çocukların petrol atığı kuyusunda kurtardıkları köpeği sahiplendiler
DİYARBAKIR'da Özekli köyünden geçen petrol boru hattı üzerindeki petrol atığının bulunduğu kuyuya düşen 2 yavru köpek çocuklar tarafından çıkarıldı. Çocukların kurtardığı yavru köpeklerden biri telef oldu, diğeri ise köy halkı tarafından sahiplenildi.Merkez Sur ilçesine bağlı Özekli köyünden geçen petrol boru hattı üzerindeki atık petrol kuyusuna 3 gün önce 2 yavru köpeğin düştüğünü fart eden köy sakinleri kurtarma çalışması başlattı. Köy sakinlerinden Halis Karacadağ, yavru köpeklere ulaşmak 10 yaşındaki Enes Taylan'ın bacağından tutarak, kuyuya sarkıttı. Enes, petrol atağı kuyusundaki 2 yavru köpeği çıkarmayı başardı. Kuyudan çıkarılan köpeklerden biri telef oldu, sağ kurtulan köpek için ise köy sakinleri seferber oldu. YAVRU KÖPEKLERİ KURTMAK İÇİN TÜM RİSKLERİ GÖZE ALDIYavru köpekleri kurtarmak için tüm riskleri göze alarak kuyuya sarkıtılan Enes Taylan, o esnada heyecan yaşadığını ifade ederek, "Biz arkadaşlarla buraya geldik, bir baktık ses geliyor. İtfaiyeyi aradık o esnada. Sonra ekipler geldi, bu kapağı kaldırdılar ve beni sarkıttılar. Ben köpeği tuttum kendimle dışarı çıkardım" dedi. 'KÖPEĞİ ŞAMPUANLA YIKAYIP, SÜT İLE BESLEDİM'Köpekleri kurtarmak için Enes'i sarkıtan ve kurtarılan köpeği sahiplenen Halis Karacadağ ise, "Köpek kuyuya düştüğü sırada gittiğimizde kuyuda küçük bir delik fark ettik. Çocuklar orayı kırıp genişletmişler, köpekler de oradan girip düşmüş içine. Belediyeye ve itfaiyeye haber verdik. Belediye tarafından iş makinesi gönderildi. İş makinesiyle kuyunun kapağı kaldırdı. Ben de Enes'i ayağından sarkıttım. Bu sırada o da köpekleri alıp kuyudan çıkarttık. Bir köpek telef olmuştu. Sağ kurtarılan köpeği eve getirip yıkadım şampuanla, sütünü vererek besliyorum. Daha sonra bir köpek daha düştü. Onu da aynı yöntemle kurtarmayı başardık" diye konuştu. Sosyal medyada yayınlanan görüntülerle köpeklerin durumunu görüp, destek girişiminde bulunan Diyarbakır'da yaşayan hayvansever Şilan Aslan, "Köylülerden biri bana ulaşarak yardım talep etti. Köydeki köpekler ile ilgili hayvan barınağını aramışlar, henüz gelen olmamış. Buradaki kedi ve köpekler çok zor durumda. Ben de gelip müdahale etmek istedim" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ----------------Köpeklerin kurtarılma anıSağ kurtarılan köpeğin temizlenmesiPetrol kuyusuMuhabir Mehmet Mucahit Ceylan anonsuKöpeği kurtaran Enes ile röportajKöpeği sahiplenenle röpartajKöpekten görüntüGenel ve detay görüntüler
Haber-Kameara: Mehmet Mucahit CEYLAN-Nurettin FİDANCAN/DİYARBAKIR,
Haber Kodu : 200313040============================
Son Dakika › Güncel › İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.