Beyazgül: Darbenin Önünde Eğilmezdik - Son Dakika
Son Dakika Logo

Beyazgül: Darbenin Önünde Eğilmezdik

Beyazgül: Darbenin Önünde Eğilmezdik
01.08.2016 11:46

Beyazgül, "Biz gelip de bu darbenin önünde eğilme noktasında değildik. Bugüne kadar neyi savunduysak, darbe olsaydı yine onu savunacaktık. Köken olarak, demokratik bir anlayıştan geliyoruz, muhafazakâr bir anlayıştan geliyoruz" dedi.

15 Temmuz kanlı darbe girişiminin üzerinden yaklaşık iki hafta geçti. Türkiye'nin önemli kurumlarına sızmış Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) hayata geçirdiği sinsi operasyon Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dik duruşu ve milletin azim ve kararlılığıyla püskürtüldü. Darbe girişimimin ardından tüm Türkiye'de olduğu gibi AK Parti İl Başkanlıkları ve şehir meydanları demokrasi nöbetlerinin yaşandığı alanlara dönüştü. Yaklaşık iki haftadır meydanları terk etmeyen ve sürekli halkın nabzını tutan, demokrasi zaferinin öncülerinden AK Parti Şanlıurfa İl Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül'le darbe girişimin yaşandığı saatlerdeki hissiyatını, darbe girişimi sonrası tutuklamaları ve en önemli nasıl bir Türkiye'nin bize beklediğini konuştuk.

Darbe girişiminin üzerinden yaklaşık 2 hafta geçti. Darbe girişimini ilk duyduğunuzda sizdeki intiba ne oldu, neler hissettiniz o anda?

Birçok darbeyi görmüş bir nesiliz. Tankların köprülerde olduğunu görünce televizyondan takip ettim. Darbe olduğunu anladım, benim ilk tepkim şu oldu, evet cumhurbaşkanımıza bir şey olmadığı sürece bu darbe başarılı olamayacak düşüncesindeydim. O andan itibaren cumhurbaşkanımızı takip ettim, tabi genel merkezimizin bize bir duyurusu oldu, il ve ilçe binalarında toplanın diye. Biz hemen il ve ilçe binalarına mesaj attık, halkı da çağırdık. Bazen diyorlar ki, darbe saat 3'te olsaydı başarılı olurdu 3'te de olsaydı 4'te de olsaydı 2'de de olsaydı darbe başarılı olamazdı. Çünkü AK Parti kadrolarında ve halkta darbeye karşı durma düşüncesi fikri, direncisi mevcut. Sabah bize dışarı çıkma yasağı konulsaydı dışarı çıkacaktık. O bakımdan bu darbenin başarılı olma şansının olmadığını çok iyi bilenlerdenim.

Darbenin oluş şekline, yapılış şekline baktığımızda 'yüzsüz' bir darbe girişimi olduğunu görüyoruz. Kendi bildirilerine dahi başkasına okutturuyorlar. Böyle bir yapının böyle bir girişime başvurması ilk önce neyi, hangi kesimi hedeflemiş olabilirler?

Darbeye baktığımız zaman gerçekten amacı ne? Bu darbede halk bombalandı, halka kurşun sıkıldı. Görüyoruz ki, bu darbe Suriye'de Irak'taki gibi Türkiye'yi bir kaosa götürme darbesidir. Yoksa böyle sağlıklı bir el değiştirme darbesi değildir, ayrıca Türkiye'de yüzde 51 oy almış bir iktidar var, yüzde 52 oy almış bir cumhurbaşkanı var. Halkın tam desteğini sağlamış yeni bir hükümet var. Halk memnuniyeti olan bir hükümete karşı darbe niçin yapılsın, bunun nasıl mantığı var? Aradan 5 sene geçmiştir, o hükümet gerçekten büyük ölçüde ülkeyi kaosa sürüklemiş dersen o zaman da darbe yapmaya hakkın yok, seçim yapalım dersin. Darbenin mantalitesi yok, halkta inandırıcı bir etkisi yok. Nedir darbede amaç? Tamamen diktatör, despot bir yönetim getirmek, Türkiye'yi Mısır ve Suriye'ye benzetmek başka bir amacı yok.

15 Temmuz öncesi ve bugünü kıyasladığımızda nasıl bir Türkiye tablosu görüyorsunuz?

Bu darbenin bir milat olduğunu düşünüyorum, ne Türkiye eskisi gibi olacak ne dünya eskisi gibi olacak. Çünkü Türkiye kendi içinde birlik ve beraberliği sağladı, kendine hasta eden virüsü, FETÖ örgütünü temizliyor. Bundan sonra sağlıklı bir Türkiye olacak. Sağlıklı bir Türkiye demek artık bundan sonra Ortadoğu'da güçlü bir Türkiye demek ve dünyanın bilirsiniz ki bütün dizaynı, merkezi Ortadoğu'dur. Ortadoğu'da güçlü olan dünyaya hakim oluyor. Bakın Amerika, kaç bin kilometre öteden kaç yıldır bütün ilgisi Ortadoğu'ya, Rusya bütün ilgisi Ortadoğu'ya Çin'in bütün ilgisi Ortadoğu'ya. Demek ki Ortadoğu bir merkez, Ortadoğu'ya hakim olan nihayetinde dünyaya da hakim oluyor. Bizim bu yeni dönemde Ortadoğu'nun mazlum milletlerine sahip çıkacağımızı, dünya mazlum milletlerine sahip çıkacağımızı nasıl ki geçen gün başkomutanın artık 'sokaklara çıkın' tek bir emri ile 'darbeye karşı çıkın' dediyse ilerde çok gür bir ses bunu diyecek 'Ey mazlum milletler, yeter artık ayağa kalkın sizi sömüren bu zalimlere karşı durun'. İşte Afrika'da Tutsi ve Hutuları savaştırdılar, en modern silahları ellerine verdiler milyonlarca insanı öldürttüler. Dünyada büyük bir mağduriyet ve mazlumiyet var. Dünya bu halde olmayacak. Dünyada liderlik değişiyor artık, dünyanın süper devleti Amerika'ydı, ne yaptı şu ana kadar dünyaya manzaraya bir bakın. Nedir gözyaşı var, nedir kan var, nedir yetim insanlar, öksüz insanlar var. Bu Afrika'da da böyle, Asya'da da böyle gidin bakın, Ortadoğu'nun birçok ülkesi böyle. Balkanlara bakalım Arnavutluğu, Bosna'yı, Makedonya'yı ne hale getirdiler, Sırp'ları saldırtarak Avrupa coğrafyasında müthiş bir soykırım yaşattılar. Nedir, dünyada refah seviyesinde 5 tane ülke sayarsın İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika dersin dünya kaç ülkeden müteşekkil 5-6 ülkeden değil ama Avrupa diyorlar, modern diyorlar böyle bir algı oluşturuyorlar.

Bu sözlerinize bağlı olarak 15 Temmuz darbe girişiminin uluslararası desteği var diyebilir miyiz?

Kesinlikle uluslararası destek almadan böyle önemli bir ülkede kimse darbe yapamaz. Yani zaten buna ilişkin ipuçları ortaya çıkıyor. Uzmanların Türkiye'ye, İncirlik'e geldiği bir takım üslerde bulunduğu yazılıyor. O zaman bu darbenin öyle dış bağlantısının olmadığı söylenemez. Hatta siyasi içyapısından bahsedilmeye başlandı, bu darbe böyle bir darbe çünkü Ortadoğu'da ordusu sağlam olan, emniyeti sağlam olan tek bir ülkeydi burası ve burayı yıktıkları zaman önlerindeki önemli bir seti kaldırmış olacaklardı. Buna da muvaffak olamadılar, halkımızda bunu çok iyi gördü.

Cumhurbaşkanının Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Demokrasiyi yeniden dizayn etmek için olağanüstü hal ilan edeceğiz' demesinden sonra kurumlarda gözaltılar tutuklamalar başladı FETÖ ve Paralel Devlet Yapılanması mensuplarına yönelik. Siz bu tutuklama ve gözaltılara baktığınızda devletin içine sirayet eden bu gizli böyle yapıların temizleneceğine inanıyor musunuz?

Ben kesinlikle inanıyorum, çünkü bizim yargı ve emniyetimiz bu konuda çok titiz çalışmalar yapmaktadırlar. Elbette ki yargının kendine ait bir usulü vardır. Yargı belgelere, delillere dayanır. Bizim yargımızda bu süreçte böyle işliyor. Belge ve delillere dayanmak suretiyle yargı işlemektedir. Bugün yargıçlarımız kimseye haksızlık yapabilecek kişilerden oluşmuyor, çünkü içerisindeki o FETÖ örgütü unsurları da bu vesileyle temizlenmiş oluyor. Haksızlık ve adaletsizlik beklemiyorum. Emniyetimiz de aynı titizlik içerisinde kimseye haksızlık ve zulüm yapayım diye çalışmıyor. Ama bu arada mağdur olduklarını iddia eden insanlar var, bunların da hak arama yolları kapalı değil. 'Efendim işte böyle olağan döneme girdik, avukat tutamazsın, hakkını arayamazsın' diye bir yöntem yok. Bu arkadaşlarımızda eğer bir mağduriyetleri varsa hak arama yollarına başvurur, adalet sonunda ortaya çıkacaktır. Türkiye çok önemli bir virüsten temizleniyor, bu süreci yaşıyoruz.

Şöyle bir eleştiri var. 'AK Parti daha önce cemaate her türlü imkanı verdi, kendi bürokrasini yaratamadı ya da yaratmak istemedi. Cemaat mensupları hep önemli yerlere getirildi' şeklinde… Bundan sonra AK Parti kendi bürokrasisini yaratmak için ne gibi adımlar atacak?

Aslında AK Parti bürokrasisi değil, milletin bürokrasisi vardır, halkın her katmanının bürokrasisi vardır. Ama bugün halkımız da gördü, bu sinsi bir örgüt ve kendini çok iyi saklayabilen örgüt, perde arkasından da birilerini çok iyi kollayan bir örgüt, baba bile oğlunu fark edemeyecek noktadaki bir örgüttü. Bu örgüt bir ağ gibi girmişti ve AK Partinin 'bunları kollayalım' gibi bir durumu olmadı, bunlar milletin içerisinde yaşıyor, kendilerini çok iyi saklıyor ve bir takım yerlere gelirken de çok iyi işbirliği içerisine girebiliyorlardı. Yani AK Parti 17-25 Aralık öncesine dönseydik, dönsek bugün ki gibi bunları ben ayıklayayım desen halk diyecek ki cevşen okuyor, tesbih çekiyor siz bunlardan ne istiyorsunuz, diyecek. Ancak bu tür icraatlar görüldükten sonra bunlar anlaşılmaya başlandı. Hatta düne kadar bunların darbe yapacağı söylendiği zaman kimse inanmıyordu. Ya bunlar darbe falan yapmaz diyorlardı. 17-25 Aralık'tan dolayı Cumhurbaşkanı ile bir hesapları var ama darbe yapmaz diyorlardı. Ama bugün darbe yapıldıktan sonra buna inanmaya başladılar. 17-25 Aralık'tan sonra, cumhurbaşkanına saldırdıktan sonra bürokrasideki ve yargıdaki güçleri anlaşıldı. Bundan evvel bunlar halk tarafından iyi tanınmıyordu. Cumhurbaşkanımız bunu izah etmek noktasındaydı ama halk henüz bu noktada değildi. Bunlar oturdukları zaman, biz tesbih çekiyoruz, hizmet yapıyoruz, hizmet ehliyiz diyorlardı.

Halkın darbe girişimine karşı tepkisini nasıl buluyorsunuz?

Halk bazen geliyor, zaman zaman diyor ki benim oğlum, kardeşim eğer bunlardansa asın, bende mesajları da var. 10 kat ceza verin diyorlar. Zaten onlardansa da sahiplenmiyorlar. Yani, vatandaş da sahiplenmiyor. Bize gelen 2-3 din adamıyla ilişkin olay vardır. Biz cemaati tanıyoruz, eğer bilmediğimiz bir yönü varsa gösterin. Halkımızın onları sahiplenmediğinin göstergesi meydanlar. 15 Temmuz'da neyse bugün de aynı kalabalıklar devam ediyor. Halk bunları sahiplenmiyor. Halk bunların gerçek yüzünü gördü. Bu aslında Türkiye'ye has bir örgüt olmaktan çıkmış, dünyaya, dünyayı sarmış bir örgüt ve bunun başındaki kişi insanların itikatlarını bozdu, amellerini bozdu, inançlarıyla oynadı. Yarın bu daha da yakından görülecek, tanınacak. Ülkelerin hem dini hem de milli kimyasıyla oynandı. Bunları yakında göreceğiz, neler oynandığını da göreceğiz.

Kurumlarda tutuklamalar, gözaltılar olurken, AK Parti'nin kendi kendini sorgulaması, işte 'biz nerede hata yaptık' diyebileceği bir çalışması olacak mı?

Bizim parti yapılanması, teşkilatı Ankara'ya gider. Biz Ankara yapılanmasıyla ilişkin gelen direktifleri dikkate alırız. Tabii ki burada, parti içerisinde biz gelen şu anda direktifler şu, meydanlarda çalışın, sabahlara kadar meydanlarda olmaya çalışın. Bu demokrasi nöbeti bizim için önemlidir. Üst kademesinde neler yapılıyor, onu şu anda biz bilemiyoruz.

Meydanlardaki nöbetin devam etmesi yeni tehdit olabileceği ihtimaline karşı mı? Acaba tekrar ayaklanıp bir darbe girişiminde daha bulunabilirler mi?

Darbe girişimi gibi noktalar hiç tartışılmıyor. Cumhurbaşkanımız diyor ki, 'nöbete devam', sorgulanmıyor, nöbete devam ediliyor.

Muhalefetin tavrını nasıl buluyorsunuz bu arada?

Muhalefet şu anda darbeye karşı olduğunu ifade ediyor. Tabii ki bu olumlu bir durum. Halkımızın da beklentisi o, yani o muhaliflerin de tabanı Türkiye'de darbeyi onaylamadı. Çünkü bu darbenin gerekçesi yoktu. Muhalefet de nihayetinde kendi tabanına göre hareket etmek zorunda. Doğru bir hareket olarak yorumlanıyor.

Urfa'da meydanlarda farklı sesler duyabiliyoruz. AK Parti dışında da sesler var, bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

MHP il başkanımız geliyor, CHP il başkanımız geliyor, HÜDA-PAR il başkanımız geliyor. Cumhurbaşkanımızla görüştük, biz de sizin yanınızdayız diyor. Darbeye karşı bu siyasi partiler karşıt oldular.

Urfa'da yaşanan mağduriyetlerle ilgili size ne gibi bilgiler geliyor?

Tabii ki biz siyasi partiyiz kendi işimize bakarız. Ancak insanlar sadece bir siyasi partiye gitmiyor. Bir yakınına da gidiyor, bir akrabasına da gidiyor bir yakınması olunca. Kişisel yakınmalarda siyasi partilerin görevi kendi siyasal organizasyonları içerisinde çalışmak ve bu tür yakınmalar olunca halktan alıp bunu da üstlere duyurmaktır. Bu tür yakınmalar var, bununla ilgili bilginiz olsun deriz. Biz de bunu yapıyoruz. Kendi siyasi kademelerimiz içerisinde yukarıya bildiriyoruz. Milletvekillerimiz var, bakanımız var, kendi teşkilat yapımız var. Bu yapılanmalar içerisinde üst kademelere diyoruz ki, yakınmalardan bilginiz olsun. Çünkü halkın daha fazla biz içindeyiz. Biliyorsunuz, yargı süreci bağımsız olarak yürür. Emniyetin kendi yapısı gizlilik içerisindedir. Buna kimse müdahale edemez, karışamaz.

Kurumda çalışan personelin şöyle bir korkusu var. Her an fişlenebiliriz, her an bizi götürebilirler. Bu tür durumların önüne geçmek için ne tarz yollar izlenmeli? Bunun bir cadı avı operasyonu olmadığı algısını yaratmak için neler yapılmalı?

Böyle bir endişe varsa bu çok yaygınsa, genelsel teşkilat hiyerarşisi içinde yukarıya bildiririz. Çünkü böyle bir olayda gerçekten suç işlemeyen insanların tedirgin olmadığı bir hayatın devam etmesi gerekir.

Darbe girişimi gecesi, darbe gerçekleşmiş olsaydı sizin tepkiniz ne olurdu?

Biz meydanlarda şunu diyoruz. Allah'ın önünde başka kimseye eğilmedik diyoruz. Bizim yaşadığımız şey inandığımız şeylerdir. Biz gelip de bu darbenin önünde eğilme noktasında değildik. Bugüne kadar neyi savunduysak, darbe olsaydı yine onu savunacaktık. Köken olarak, demokratik bir anlayıştan geliyoruz, muhafazakâr bir anlayıştan geliyoruz. Ondan sonra milli görüş anlayışından geliyoruz. Bayrağımıza bağlı bir anlayıştan geliyoruz. Toprak bütünlüğümüzün bozulmamasından yana bir tavırdan yanayız. Biz bu tavrımız nedeniyle AK Parti'deyiz. En iyi koruyucusu AK Parti olduğunu düşündüğümüzden bu tavrımız nettir. Bunların da kaos çıkaracağını biliyoruz. Bozgunluk yapacağını biliyoruz. Biz darbe başarıya ulaşsa dahi o rejime karşı dururduk. Mevcut rejim otursa bile o rejime karşı dururduk.

Medyanın 15 Temmuz'dan bu yanaki tutumunu nasıl buldunuz?

Ben medyayı genel olarak olumlu buluyorum. Bizim Rabia Meydanı'nda mesela yerel gazete ve televizyonlarımızın çoğu var. Canlı yayın yapıyorlar, milletin nabzına göre hareket ediyorlar. Ben bunları çok olumlu olarak görüyorum.

Son olarak bundan sonra bizi nasıl bir Türkiye bekliyor?

Ben diyorum, artık hastalıktan kurtulan, sağlıklı ayağa kalkmış bir Türkiye ki, hedeflerine, amaçlarına ulaşacak, halkını mutlu edecek, mesut edecek, dünyada da önderlik ve liderlik yapacak bir Türkiye bekliyor. (Kaynak: Gazete İpekyol)

Kaynak: Temsilci

Son Dakika Güncel Beyazgül: Darbenin Önünde Eğilmezdik - Son Dakika


Advertisement