Bodrum'da göçmen botu battı, kaçaklar kurtarıldı
Muğla'nın Bodrum ilçesi kıyılarından yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan göçmenlerin içinde bulunduğu lastik bot battı. Sahil Güvenlik ekiplerince 15 göçmen ile 1 organizatör kurtarılırken, su yutan 2 çocuk hastaneye kaldırıldı.
Sahil Güvenlik ekipleri, dün (cuma) saat 20.45'te gelen ihbarla, Bodrum ilçesi Gümbet açıklarında bir lastik botun battığını öğrendi. İhbar üzerine bölgeye 2 Sahil Güvenlik Botu ve 1 Dalış Emniyet Güvenlik ve Arama Kurtarma (DEGAK) ekibi sevk edildi. Bölgeye giden ekipler, suda hayatta kalma mücadelesi veren 11'i Suriye ve 4'ü Filistin uyruklu toplam 15 göçmen ile Türk organizatör Hasan C.'yi kurtardı. Göçmenler, Sahil Güvenlik Botu'na alınarak kıyıya getirildi. bu yutan iki çocuk, kıyıda bekletilen ambulansla hastaneye kaldırıldı.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
--------------
- Kurtarılan göçmenlerden görüntü
- Genel ve Detay görüntü
Haber- Kamera: Cavit AKGÜN/ BODRUM (Muğla), DHA)
=====================
İklim değişikliklerine karşı topyekün mücadele önerisi
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental Panel for Climate Change, IPCC) tarafından hazırlanan 'Değişen İklimde Okyanuslar ve Kriyosfer 2019 Raporu'na göre dünyanın okyanus, buz ve kar örtüsü iklim hareketlerine bağlı olarak değişiyor. Dünyayı ve Türkiye'yi olumsuz yönde etkileyeceği belirtilen iklim hareketlerini değerlendiren Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay, bundan sonraki süreçte buzulların erimesi, sera gazı emisyonlarının artmasıyla birlikte kıyı kentlerinde su seviyelerinin yükseleceğini, aşırı soğuklar ve sıcakların yaşanacağını söyledi. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Sunlu ise İzmir Kuş Cenneti gibi sulak alanların karbondioksitin emilmesi ve kontrol edilmesi açısından birer depo havzası konumunda olduğunu, bu nedenle mutlaka korunması gerektiğini belirtti.
Değişen İklimde Okyanuslar ve Kriyosfer 2019 Raporu'na göre hava olayları artıyor, deniz seviyesinin yükselmesi hızlanıyor. İklim değişikliklerinin özellikleri kıyı kentlerini etkileyeceği tahmin ediliyor. 2100 yılından itibaren deniz seviyesinde 84 santimetrelik bir yükselme yaşanacağı, ardından bazı kıyı yerleşimlerinin kaybolacağı öngörülüyor. Rapora göre İstanbul ve İzmir'de deniz seviyesi 50 santimetre yükselecek. Türk Mühendis ve Mimar Odalarına (TMMOB) bağlı Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay, iklim değişikliğinin artık kabus haline dönüştüğünü belirterek, topyekün mücadelenin önemine dikkat çekti. Nüfus artışı ve sonsuz tüketimin getirdiği bir süreçle iklimin değiştirildiğini söyleyen Helil İnay Kınay, bu durumun artık yaşamsal bir sorun haline dönüştüğünü ifade etti. Kınay, "Bundan sonraki süreçte buzulların erimesi, sera gazı emisyonlarının artmasıyla birlikte kıyı kentlerinde su seviyelerinin yükselmesi, aşırı iklim olayları, aşırı soğuklar ve sıcaklar, yağış rejimlerindeki değişiklikler, sel, doğal afetler bunun yanı sıra su ve gıda sorunu aslında yaşamsal olarak bizi tehdit eder hale gelecek. Biz de kendi ülkemizde, kendi kentimizde iklim değişikliklerinin bu etkilerini yaşamaya başlayacağız. Eğer gerekli önlemleri almazsak, iklim değişikliği sürecinde planlamalarımızı, politikalarımızı buna uygun olarak gerçekleştirmezsek, bu süreci yönetebilmek mümkün olmayacak" dedi.
'FAZLA TÜKETİMDEN UZAK DURMALIYIZ'
Kınay, bireysel olarak tüketim çılgınlığından uzak durmak gerektiğine dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Raporlar, iklim değişikliği ile ilgili sürecin çok da uzun zaman almayacağını gösteriyor. Beklenenden çok daha hızlı bir şekilde felakete doğru ilerliyoruz. Su seviyesinin yükselmesi ile birlikte özellikle İzmir, İstanbul gibi kıyı kentlerinin sular altında kalması, alan kayıpları, gıda, açlık sorunu, hava kalitesindeki değişiklikler ve bunların yan etkileri ile birlikte yaşam kalitemiz çok ciddi bir şekilde etkilenecek. Bütün bilimsel raporlar geri dönülmez noktaya ulaştığımızı gösteriyor. Eğer çok acil bir şekilde bu önlemleri yerine getirmez, bireyden başlayarak birey, kent, ülke ve dünya genelinde ortak bir çaba ve çağrıyı büyütmezsek, her birimiz bu yaşam kaosunun içerisinde kaybolacağız. Kentlerimizde de planlama süreçlerini, yürüttüğümüz tüm faaliyetleri, bireylerden başlayarak tüketim ve üretim dengemizi, iklim değişikliğine göre yönlendirmek, planlarımızı bu doğrultuda değerlendirmek, iklim değişikliğinin etkilerini de hesaba katarak yaşam dönümüzü gerçekleştirmek zorundayız. Yöneticilerin aldıkları her kararda, yaptıkları her planlamada bu etkileri de dikkate alması gerekiyor. Ayrıca bizlerin de bireysel olarak kendi tüketim alışkanlıklarımızı değerlendirmemiz ve tüketim çılgınlığının getirdiği kaynakların fazla tüketimden uzak durmamız gerekiyor."
'DENİZLERDEKİ BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİNDE AZALMALAR VAR'
Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Sunlu da, 'Değişen İklimde Okyanuslar ve Kriyosfer 2019 Raporu'nda Ege'deki balık türlerinin yaklaşık yüzde 20'sinin yok olacağı yönündeki bilgileri değerlendirdi. Dünyada iklimi kontrol eden en önemli unsurların denizler olduğunu belirterek, "Atmosferde artan sera gazı dediğimiz karbondioksit gibi gazların miktarlarının artması, sonuçta bu gazların değişik süreçlerde denizlere geçmesine neden oluyor. Atmosfer ve deniz arasında gaz transferi açısından ciddi bir etkileşim var. Atmosferde sera ve karbondioksit gazlarını artırdıkça, bunların denizlerdeki konsantrasyonu da artıyor. Ancak denizlerimizde bunu kontrol eden bazı mekanizmalar var. Orman alanları gibi düşünün, denizlerin altında da makrofit dediğimiz büyük, solunum ve fotosentez yapan bitki toplulukları var. Bu bitki toplulukları da ne yazık ki çevresel kirlenme ve çevresel faktörlerden meydana gelen kirlilikten dolayı her geçen yıl denizlerdeki bitki çeşitliliğinde ciddi bir azalma var" dedi.
'MERCAN RESİFLERİNİN YÜZDE 50- 60'ININ YOK OLMA TEHLİKESİ VAR'
İklim değişikliğinden dolayı yaşanan ve gelecekte yaşanacak olan sorunlara da değinen Prof. Dr. Sunlu, "Bu değişimlerin fiziksel ve biyolojik, kimyasal etkileri de var. Bunlardan en önemlisi su seviyesinde meydana gelen yükselmeler olacak. 2100 yılında şuandaki deniz seviyesinin 50 ile 75 santimetre civarında yükselmesi bekleniyor. Bu da deniz kıyısında olan bir çok yerleşim alanının sular altında kalması demek. Böylece insanın yaşam habitatları daralacak. Bu fiziksel bir süreç. Suyun kimyasal özelliklerine etkisi de olacak. Yine ortamın Ph dediğimiz kavramı gittikçe düşmeye başladı ve bunun sonucunda su içerisinde yaşayan, kalsiyum-karbonat içeren örneğin karides, midye, istiridye gibi kabuklu canlıların kabuk yapılarında erimelere rastlandı. Özellikle mercan resiflerinin (kayalıklar) yüzde 50-60'ının yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu görüyoruz. Mercan resifleri dünyanın en önemli biyolojik rezerv alanları. Bu alanları kaybettiğimiz an denizdeki biyolojik çeşitliliği de çok büyük oranlarda kaybedeceğiz" diye konuştu.
'İZMİR KUŞ CENNETİ MUTLAKA KORUNMALI'
Suların ısınmasına bağlı olarak tropikal denizlerden gelen 'istilacı' diye tabir edilen aslan ve balon balıklarında da artışların gözlemlendiğini aktaran Prof. Dr. Sunlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunlar aslında Akdeniz'de bulunmayan türler. Yerel ve ekonomik türlerin yok olmasına neden olarak istilacı ve yayılmacı bir davranış biçimi gösteriyorlar. Bu türler küresel iklim değişikliğinin artışına bağlı olarak Akdeniz ve Ege Denizi'nde de yoğun olarak son yıllarda artış göstermeye başladılar. Bu trend böyle devam ederse önümüzdeki yıllarda Süveyş Kanalı'nda ya da tropik sulardan gelen türlerin sayısında artış bekliyoruz. Bu da Akdeniz ve Ege Denizi'nde doğal dengenin bozulması anlamına geliyor" dedi.
Alınacak önlemlere de değinen Prof. Dr. Sunlu, "Gaz emisyonlarının belli oranlarda azaltılması gerekiyor. Sulak alanlar karbondioksitin emilmesi ve kontrol edilmesi açısından birer depo havzası özelliği gösterirler. Bu bölgelerin ne pahasına olursa olsun korunması ve gelecek nesillere aktarılması gerekiyor. Çünkü sulak alanlar havanın karbondioksitini, denizlere geçiren, depolayan, kontrol eden en önemli mekanizmalardır. Sulak alanlara geçiş zonları diyoruz. Bunlar ne deniz özelliği gösteriyor, ne de karasal ortam. İzmir Kuş Cenneti sulak alandır ve bu sulak alan ne pahasına olursa olsun gelecek nesillere aktarılması gerekiyor" dedi.
Prof. Dr. Sunlu, petrol trevlerinin kullanımının azaltılmasını şart koşarak, şunları söyledi:
"Araçlarda kullandığımız petrol türevlerini mutlaka azalmalıyız. Sadece araçlarda değil sivil havacılık ve sivil denizcilik faaliyetleri için de bu durum geçerli. Bunu sağlayamazsak karbondioksit gaz emisyonlarını azaltma şansımız azalıyor. Her geçen yıl şansımızı gittikçe yitirmeye başlıyoruz. Kesinlikle bireysel ve toplumsal bilinç çok önemli. Toplu taşıma ile gidip gelme, motorlu taşıtlardan olabildiğince uzak durmak, bisiklet, elektrikli araçlara geçebilmek gibi bireysel olarak yapabileceğimiz şeyler var. Bunları topluma yayarak bu olumsuzluktan kurtulmamız gerekiyor. Çevre hareketleri bireyden, toplumdan, aileden başlatılmalı. Çevre hareketleri uzun soluklu hareketler. Biz aracı 3 dakikada kesebiliyoruz ama o ağacın yeniden o boya gelebilmesi için en az 30-40 yıla ihtiyaç var. Çevre sorunlarına bu şekilde bakmamız gerekiyor."
Görüntü Dökümü
--------------
-Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Sunlu ile röp.
-Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay ile röp.
-Genel ve detay görüntü
Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Mücahit BEKTAŞ-Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,
================
Aranan şüpheli film gibi bir operasyonla yakalandı
Antalya'nın Manavgat ilçesinde hakkında çeşitli suçlardan arama ve yakalama kararı bulunan K.K. (30), polis tarafından düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüphelinin yakalanma anları vatandaşların cep telefonu kameralarıyla kaydedildi.
Manavgat İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekipleri, hakkında 'cinsel taciz' ve 'görevli memura direnme' suçlarından arama kararı bulunan K.K.'nın ilçede bulunduğu bilgisi üzerine araştırma başlattı. K.K.'nın adresini tespit eden polis ekipleri şüpheliyi yakalamak amacıyla çalışmaya başladı. Polisin kendisini takip ettiğini fark eden şüpheli K.K., Antalya Caddesi'nde kaçmaya başladı. Yaşanan kısa süreli kovalamaca sonucunda şüpheli, polis tarafından kıskıvrak yakalandı. Gözaltına alınan alınarak polis merkezine götürülen K.K. işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
K.K.'nın yakalanma anı ise vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla kaydedildi. Polisin, şüpheliyi yakalayıp yere yatırmasıyla başlayan görüntülerde önce vatandaşların ne olduğunu anlamadığı için caddede yürüdüğü görülüyor. Bir süre sonra vatandaşların yerde yatanın aranan bir kişi olduğunu anlamasıyla polise yardım etmeye çalıştığı ve gelen ekip otosuna şüphelinin bindirildiği görülüyor.
Görüntü Dökümü
--------------
-Şüphelinin polis tarafından etkisiz hale getirilmesi
-Vatandaşların caddede yürümesi
-Vatandaşların polise yardım etmesi
-Şüphelinin ekip otosuna bindirilmesi
-Şüphelinin polis merkezine götürülmesi
393 MB/// 03.33"
Haber-Kamera: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya),
====================
Demiri sanata dönüştürdü
Manisa'nın Yunusemre ilçesinde demirci ustası 45 yaşındaki İbrahim Erkaya, malzemeyi işleyerek adeta birer sanat eserlerine dönüştürüyor. Ortaya çıkan ürünler ilgi çekerken, yoğun talep görüyor.
Manisa Küçük Sanayi Sitesi'ndeki atölyesinde çalışan ferforje demir ustası, evli ve iki çocuk babası İbrahim Erkaya, mesleğini sanatla buluşturdu. Erkaya, demiri işleyerek tank, savaş uçağı, motosiklet ve kılıç gibi birçok araç ile eşyanın minyatürünü yaptı. Yapılan ürünlere vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. 50 liradan başlayarak 5 bin liraya kadar çıkan ürünler, satın alındı. Yapıtlarının beğenilmesinden memnun olan Erkaya'nın demirci dükkanı adeta sanat atölyesine dönüştü. Mesleğe 1985 yılında çırak olarak başladığını belirten Erkaya, "Demirciliğin basit bir iş olmadığını, farklı eserler yapılabileceğini göstermek istedim. Çok sayıda eser ortaya çıktı. Tank, üzüm, motosiklet ve kılıç gibi birçok minyatür yaptım. Atıl parçalardan kalemlik yaptım. Bazılarını görerek, bazılarını hayal kurarak tasarladım. Hedefim kendimi daha iyi tanıtmak. Ayrıca mesleğe yeni kişiler yetiştirmek. Ama maalesef çırak yok. Yapabildiğim kadar işimi yapacağım" dedi. Müşterilerden İsmail Vardaroğlu (48), "Bir demir işimiz vardı. Sanayide gezerken, İbrahim kardeşimizi bulduk. Biz kendi işimizi unutup, yaptığı eserlere daldık. Çok güzel eserler var. Ben yaptığı tankı beğendim. Çok hoşuma gitti. Pazarlık yaptık" dedi.
Bir diğer müşteri oto tamircisi Burhan Hangi (42), "İbrahim arkadaşımızın eserlerinin methini duydum geldim, inceledim. Gerçekten birbirinden harika ve güzel eserler. Ben motosikleti beğendim. Çok beğendim ve satın aldım" dedi.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------
- Demirci atölyesinden görüntü
- İbrahim Erkaya'nın çalışmasından görüntü
- Yaptığı eserlerinden detaylar
- İbrahim Erkaya röp.
- Müşteriler Burhan Hangi ile İsmail Vardaroğlu röp.
- Genel ve Detay görüntü
Haber- Kamera: MANİSA,
Son Dakika › Güncel › Dha yurt bülteni -2 - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.