Son Dakika Haberleri: Dha Yurt Bülteni-3

Dha Yurt Bülteni-3

13 gün önce

1)KARADENİZ YAYLALARINDA KOMANDOLAR EKSİ 7 DERECEDE TERÖRİST ARIYORKARADENİZ'de Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Tokat ve Sivas kırsalında PKK'lı teröristlerin kış üslenmesini önlemek amacıyla komandolar, eksi 7 derecede karlı ve soğuk havada operasyon yaparak her yerde terörist arıyor.

Dha Yurt Bülteni-3, System.String[]
1)KARADENİZ YAYLALARINDA KOMANDOLAR EKSİ 7 DERECEDE TERÖRİST ARIYOR

KARADENİZ'de Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Tokat ve Sivas kırsalında PKK'lı teröristlerin kış üslenmesini önlemek amacıyla komandolar, eksi 7 derecede karlı ve soğuk havada operasyon yaparak her yerde terörist arıyor.

Karadeniz kırsalında geçen yıl yaptıkları eylemlerin ardından güvenlik güçlerinin yoğun operasyonlarıyla köşeye sıkışan PKK'lı teröristler, kış üstlenmesi yapamadıkları için ormanlarda aç kalarak tek tek teslim olurken, bütün sığınakları da ortaya çıkarılıyor.  Giresun'un Dereli ilçesinde teslim olan 'Aram' kod adlı PKK'lı Mustafa Tolucan gibi, Yağlıdere ilçesi kırsal kesiminde yol açma ve temizleme çalışması yapan iş makinesinin önüne çıkarak, ardından güvenlik güçlerine teslim olup  tutuklanan 'Agit Van' kod adlı Hasan Demir'in verdiği ifadeler doğrultusunda operasyonların alanıda genişletildi.

TEDBİRLER EN ÜST DÜZEYDE

Hasan Demir'in, teröristlerin Tunceli üzerinden Karadeniz'e geçiş güzergahları, arazide saklanma koşulları, kış üstlenmeleri yöntemi ve sığınaklar gibi bir çok konularda verdiği ifadelerin ardından Erzincan'ın Refahiye İlçesi'nde hava destekli operasyonda 6 PKK'lı öldürüldü. Giresun kırsalında da çok sayıda erzak ve mühimmatların gömülü olduğu sığınaklar ele geçirilip imha edilirken, teslim olan 2 PKK'lının aynı grubundan olduğu belirlenen 2 teröristin yakalanması içinde İHA destekli operasyonlar düzenleniyor. Bölgedeki operasyonların yoğunlaşmasıyla Giresun üzerinden Tunceli'ye geri dönemeyerek kış üstlenmesi yapamayan ve bütün sığınakları da tek tek ortaya çıkarılıp imha edilen teröristlerin, Ordu ve Sivas kırsalına geçişinin önlenmesi içinde tedbirlerin artırıldığı gözlendi. 

OPERASYONA 'KOMANDO ANDI' İLE ÇIKIYORLAR

Ordu'da komandolar, Giresun-Sivas sınır bölgesinde eksi 7 derece soğuk havada, karla kaplı ormanlarla yaylalarda çetin kış koşullarına karşı terörist arıyor. Fatsa Jandarma Asayiş Komando Bölüğü komandoları, 'komando andı' ile operasyona çıkarken, teröristlerin yayla evlerinden erzak çalmalarının önlenmesi içinde yoğun güvenlik tedbirleri alıyor. Giresun'da teslim olan 2 PKK'lı teröristin ifadeleri ve telsiz kestirmesinden,  bölgede gruptan geriye kalan teröristlerin sığınaklarının yok edilmesiyle yeni sığınak yapamadıkları, erzak ve yaşam malzemesi bulamadıkları için kış üstlenmesine geçemedikleri de belirlendi. Teröristlerin kışı boş yayla evlerinde geçirme planına karşı komandolar arazi arama-tarama faaliyetini sürdürürken, zırhlı araçlardanda yayla evleri termal kameralarla kontrol altında tutuluyor. 

Görüntü Dökümü

-------------

-Muhabir anonsu

-Komando 'Kamonda Andı'ndan görüntü

-Komandoların yaylalarda denetimlerinden görüntü

-Operasyondan görüntü

-Dağlar ve yaylalardan görüntü

(SÜRE: 4.32 Dk ) (BOYUT: 257 MB)

Haber-Kamera: Nedim KOVAN-ORDU-DHA

===================================================

2)TACİZ SANIĞI ÖĞRETMENDEN MAĞDUR ÖĞRENCİNİN BABASINA MESAJ: TAĞUTA DEĞİL, ŞERİATE GİDELİM

DİYARBAKIR'daki bir kız imam hatip lisesinde Coğrafya öğretmeni olarak, evli ve 3 çocuk babası A.B. (34) hakkında, öğrencisi 16 yaşındaki öğrencisi A.D.'ye cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla 4.5 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İddia ardından Lice ilçesinde bir okula atanan A.B., şikayetini geri çekmeyen mağdurun babasına, "Bir hata işledim. Bu suçun Allah'ın şeriati doğrultusunda mahkeme edilmesi gerekir. Davayı şeriate taşımak yerine, Allah'ın yasakladığı tağut ve hükmüne havale ettin. Şeriate gidelim, cezam ölüm de olsa razıyım" mesajı çekti. A.D.'nin babası, 25 Temmuz 2016 günü Milli Eğitim Müdürlüğü'ne giderek, öğretmen A.B.'nin kızına cinsel tacizde bulunduğunu bildirdi. İddianın iletilmesi üzerine savcılık tarafından soruşturma başlatılırken, A.B., ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Hakkında idari soruşturma başlatılan A.B., daha sonra Lice ilçesindeki bir okula atandı. 

"ŞERİATE GİDELİM, CEZAM ÖLÜM OLSA RAZIYIM"

Taciz iddiasının savcılığa taşınmaması için çaba gösteren öğretmen A.B., ikna çabaları sonuçsuz kalınca mağdurun babasına çok sayıda mesaj gönderdi. Mesajlarda davayı 'şeriat yoluyla' çözmeyi teklif eden A.B., 'Devlet' için 'Allah'a karşı isyan eden' anlamına gelen 'Tağut' ve 'Tağutun mahkemesi ifadesi kullandı. 17 Ağustos 2016 günü yazdığı ve 6 kez üst üste gönderdiği mesajda aileyi şeriata davet eden şüpheli, şunları yazdı: "Bir hata işledim. Suçun Allahın şeriatı doğrultusunda mahkeme edilmesi gerekir. Allah ve şeriatına iman ettiğini söyleyen biri olarak, davayı şeriata taşımak yerine Allah'ın yasakladığı tağuta ve tağutun hükmüne havale ettin. Şeriatçı biri olarak Allah'ın hükmüne değil tağutun hükmüne müracaat ettin. Gel senin söyleyeceğin bir imama meseleyi götürelim. Allahın hükmü nedir aramızda imam hakim olsun. Şeriat benim ölümüme hükmetsin, eğer ölümden kaçarsam yerlerin ve göklerin laneti üzerime olsun. Kendi elimle tuttuğum parmak izleri bana ait bir silahla canımı sana teslim ederim ki intihar gibi görünüp sana ceza verilmesin.Tağutun hükmü adalet sağlamaz. Seni tağuta müracaattan vazgeçip Allahın hükmüne müracaat etmeye çağırıyorum. Şeriatçılık sözle olmaz, yaşantıda kendini gösterme zamanı. Şeriata gidelim, cezam ölüm de olsa razıyım. Bu rezil ve kötülerin dünyasından bir an önce defolup gitmek istiyorum. Haram olan namusuna zarar verecek bir şey yapmadım. Allahın helalini talep etmekten dolayı bu leke üzerime sürülürse bununla asla yaşayamam. Gençlerinizin bir eline keleş bir eline satır da verseniz geleceğim. Bir hiç yüzünden hayatım zehir oldu. Yaptığınız günah ve iğrençliklerin haddi hesabı yok. Helalinden bir işe yönelik adım attım. Bana zani, cani, vahşi, kafir muamelesi yapıyorsunuz. O Allahtan korkmaz iftiracı, kalleş, yalancı kızına inanarak namusuna zarar geldiğini iddia ediyordun. Bu iş uzadıkça daha çok koku verir. Bu durumda bütün köy, okul ve yakınlarınız öğrenecek."

HİZBULLAH TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİ'NDEN 4 YIL HAPİS

Dosyadaki sabıka kaydında, A.B.'nin 2000 yılında kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 'Hizbullah terör örgütüne üye olmak' suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası aldığı, kesinleşen ceza nedeniyle 2004'e kadar tutuklu kaldığı, Topluma Kazandırma Yasası'ndan faydalanıp sabıkasını sildirdiği belirlendi. A.B.'nin Facebook hesabındaki fotoğraflarda ise evine Lübnan Hizbullah örgütünün bayrağı ve Hasan Nasrallah'ın fotoğrafını astığı, en küçük oğluna Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ismini verdiği ve çocuğunun üstüne Hizbullah bayrağı örttüğü ortaya çıktı. Facebook'ta Hizbullah Terör Örgütü'nün firari lideri Edip Gümüş için "Hizbullah cemaati lideri muhterem Edib Gümüş Ağabeyimiz" diye paylaşım yapan A.B.'nin, hesabında DEAŞ terör örgütünü övücü paylaşımlar bulunduğu ortaya çıktı. 

A.B. hakkında 'Çocuğa karşı cinsel taciz' suçundan 4.5 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Şüpheli ve mağdurun 2016 yılında yakınlaşmaya başladığı belirtilen iddianamede, yakınlaşmanın cinsel istismar boyutuna varmadığı kaydedildi. Mağdura cinsel istismar suçunu işlediğine dair kanıt bulunamadığını belirten savcı, eylemin 'Cinsel taciz' olarak değerlendirildiğini kaydetti. İddianamenin kabulü ardından A.B.'nin yargılamasına 2017 yılında İlçe Asliye Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Sosyal inceleme uzmanı, olay nedeniyle psikolojisi bozulan mağdurun ifadesine itibar edilmesini istedi. Eylemin 'cinsel taciz' değil, 'çocuğun cinsel istismarı' olabileceğini belirten mahkeme, görevsizlik kararı vererek, dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. 

"HEM SENİ HEM KENDİMİ ÖLDÜRÜRÜM"

Görevsizlik kararı ardından A.B.'nin dosyası Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. 6 Temmuz günü yapılan ilk duruşmaya  katılmayan sanık A.B. hakkında zorla getirme kararı çıkarılırken, Ekim ayında yapılan 2'nci duruşmada avukatı olmadığı için savunması alınamadı. İfadesinde başından geçenleri anlatan mağdur A.D., öğretmenin tacizinin 5-6 ay devam ettiğini, korktuğu için şikayetçi olamadığını "Hem seni, hem kendimi öldürürüm" diye tehdit ettiğini söyledi.

Sanık A.B., genç kız ile evlenmeyi düşündüğü için mesajlaştığını, o sırada ve halen evli olduğunu ifade ederken, "Kendisiyle evlenecektim. Mağdura, 'Benimle kaçar mısın?' diye sorduğumda 'Evet' dedi. Kendisi mağdur olmasına rağmen, benim psikolojim bozuldu. İntihara bile teşebbüs ettim. Suçlamayı kısmen kabul ediyorum. Cezam neyse razıyım. İyi hal indirimi yapılmasın diye mahkemeye sakallı geldim. Cinsel saldırıda bulunmadım. "dedi.

Davanın son duruşmasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Remzi Atalay ve mağdur avukatı Gizem Miran, sanığın 'Çocuğun cinsel istismarı' suçundan tutuklanmasını istedi. Diyarbakır Barosu Çocuk Haklan Merkezi avukatı Ümit Asye Demir ise öğretmenin açığa alması gerektiğini belirterek, "İddia ispat olana kadar uzaklaştırılması ve tutuklu yargılanması gerekir."dedi. Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi'nin katılma talebini, suçtan doğrudan zarar görme sıfatı bulunmaması nedeniyle kabul etmeyen mahkeme, Cumhuriyet Savcısı'nın bu yönde bir talebi olmaması nedeniyle, tutuklaması istemini reddetti. 

MAAŞTAN PARA KESME CEZASI VERİLMİŞ

Sanığın tutuklanması için büyük gayret gösterdiklerini, ancak savcılık görüşü alınmadığı için tutuklanmadığını belirten mağdur avukatı Gizem Miran, şöyle dedi:

"Sanık, evli ve 3 çocuk babası olduğu halde,mağdurla evlenmeyi düşündüğünü söylüyor. Şeriata göre 2'nci kadın olarak, imam nikahlı evlilikten söz ediyor. Müvekkil ve ailesinin güvenleri büyük ölçüde sarsılmış. Travmayı daha fazla yaşamaması için müvekkili duruşmalara getirmiyorum. Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma yürütmüş. Sanığı bulunduğu okuldan alıp, Lice ilçesine göndermişler. 2 veya 3 aylık maaştan para kesme cezası verilmiş. Çocuk istismarının cezasının maaştan kesme cezası olması acıklı bir durumdur. Sanığın gönderildiği okuldaki öğrencilerin tümü lise öğrencisidir. Lise öğrencisi idol veya rol model olarak gördüğü kişiye ilgi besleyebilir, yakınlık görebilir. Adam bunu suç olarak görmüyor. 'Sizin kanunlarınıza göre suçtur, ama şeriata göre ben bu kişiyle rızaya dayalı ilişki yaşarım.'diyor. Bu durum, toplum açısından büyük tehlike arz ediyor. Maaştan para kesme cezası ve üstü kapatılmış bir soruşturmayla karşı karşıyayız. Dava karara bağlanmadığı için asla öğretmenlik yapamaması, açığa alınması gerekiyordu. Soruşturma her yönüyle eksik yürütülmüş ve sonucu fecaat niteliğindedir. Sanığın tacizden değil, istismardan ceza alması için çalışıyoruz. Çocuğa karşı taciz ifadesini kabul etmiyoruz. Çocuğa yönelmiş her cinsel hareket, istismardır. Sanık,Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını reddeden, şeriatla yaşamak isteyen ve ona göre yargılanmak isteyen bakış açısıyla mesajlar atıyor. Mahkemenin huzurunda 'Ben şeriata göre uygun birşey yaptım" cümlesini ifade ediyor. Bunlarla baş etmeye çalışıyoruz. Mağdurun ailesi çekingen bir tavırda değil ve çocuklarının arkasında. Bu bizim için toplumda çok zor bulunan bir tavırdır."

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Avukat Gizem Miran'ın ofisinde çalışması

-Gizem Miran ile röportaj

-Öğretmenin aileye çektiği mesajlar

-Genel ve detaylar

Haber - Kamera: Felat BOZARSLAN-Burak EMEK/DİYARBAKIR, -

=====================================================

(ÖZEL HABER)

2)FUTBOL TURİZMİNDEN 100 MİLYON EURO

DÜNYANIN önemli futbol takımlarının hazırlık çalışmaları için tercih ettiği Antalya, Nisan ayına kadar yaklaşık 1500 kamp faaliyetine ev sahipliği yapacak. Spor Turizm Birliği Başkanı Recep Şamil Yaşacan, kamp turizminden 100 milyon euro gelir hedeflediklerini belirterek, "2018 yılı spor turizmi açısından çok güzel geçecek" dedi.

Futbol takımlarının hazırlık çalışmaları için tercih ettiği Antalya, Ocak- Nisan ayı arasındaki süreçte yaklaşık 1500 kamp faaliyetine ev sahipliği yapacak. 20 civarında ülkeden Süper Lig, alt ligler ve farklı yaş kategorisinde takımlar yeni sezona hazırlık çalışmalarını turizmin başkenti olarak adlandırılan Antalya'da yapacak.

Spor Turizm Birliği Başkanı Recep Şamil Yaşacan, futbol takımlarının kamp döneminde ön rezervasyon sayısının fazlalığının ülke turizmine olumlu yansıyacağını vurguladı. Kesinleşmiş rezervasyon sayısının fazlalığına dikkati çeken Yaşacan, "2018 yılı spor turizmi açısından çok güzel geçecek. Ocak- Nisan dönemi rezervasyonlarının sayısı çok iyi. Nisan dönemine kadar 1500 kamp yapılmasını hedefliyoruz. Futbol takımı sayısı değil bu, kamp sayısı. Bir takım 2 defa gelebiliyor. Kamp sayısında aynı takımın farklı yaş grupları ya da farklı branşları da var" diye konuştu.   Ülke turizmi ve Türkiye'nin tanıtımı açısından spor turizminin önemine dikkati çeken Yaşacan, takımların kamp döneminde yaptığı antrenmanların kendi ülkelerinde izlenmesiyle milyonlarca dolarla ölçülebilecek tanıtıma imkan sağlandığını belirtti. Kamp döneminde önceki yıllarda Rusya, Ukrayna, Özbekistan, Kazakistan gibi belirli takımların Antalya'yı tercih ettiğini aktaran Yaşacan, bu takımlara ilave olarak Letonya, Estonya, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan gibi ülkelerden de takımların kente yoğun olarak geldiğini söyledi.

Nisan ayına kadar olan süreçte Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Hırvatistan, Çekya, Polonya'dan üst ve alt liglerden çok yoğun rezervasyon yapıldığını kaydeden Yaşacan, "Bazı nedenlerden dolayı Alman liglerinde rezervasyon yapımında geç kalındı. Bundesliga 2-3 liglerden az da olsa gelen takımlar var. Alman takımları artık yeşil ışık yaktı. Gelecek yıllarda yeniden gelmeleri bekleniyor. Avrupa'da Belçika, Hollanda, Danimarka'dan da alt liglerden takımlar geliyor" dedi. 

Arap ülkeleri, Çin, Kore ve Japonya'dan az sayıda da olsa takımların gelmesinin spor turizmi açısından çok önemli olduğuna dikkati çeken Yaşacan, "2018, 2019'un göstergesi durumunda. 2019'da çok daha iyi olacağız. Geçmişteki sayıları aşmayı hedefliyoruz. Futbol kamp turizminde Türkiye'nin rakibi ülkeler bizdeki krizi fırsat bilerek atağa geçti. Modern tesis ve tanıtım yaptılar. Teşviklerle destekleme yapıldı. Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kıbrıs, İspanya Portekiz futbol kamp turizminde önemli konuma geldiler. Bizler ülke olarak tanıtımımızı artırıp, spor turizminde en önemli tanıtım olan turnuvalar yapmalıyız. Ülke tanıtımına katkı sağlamak amacıyla kamp döneminde futbol takımları arasında turnuva düzenlemeliyiz" dedi. 

Spor turizminin kış aylarının yanı sıra yaz dönemine de yayılması gerektiğini kaydeden Yaşacan, "Antalya'da Ocak- Nisan döneminde 1500 kamp yapılmasını hedefliyoruz. Futbol takımlarının yanı sıra takımların farklı branşlarının da kamplarını düşünürsek yaklaşık 100 milyon euro spor turizmi geliri hedefliyoruz" diye konuştu. 

BAKAN BAK: SPOR TURİZMİ ENDÜSTRİ OLDU

Antalya'da TFF Merkez Hakem Kurulu tarafından düzenlenen Hakem ve Yardımcı Hakem Kış Semineri'nde FIFA Kokart törenine katılan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ise yaptığı açıklamada, Antalya'da yaklaşık 1500'ün üzerinde futbol takımının ikinci yarı kamp çalışmalarını yaptığını hatırlattı. Bakan Bak, "Antalya yaz turizmi, spor turizminde önemli bir yere sahip. Gelen takımların daha da artacağını ümit ediyoruz. Spor turizmi artık bir endüstri oldu. Bunun için de yatırım yapmanız gerekiyor. Antalya'da saha ve tesis kapasitesi her geçen gün artıyor. Bunun için de bütün takımlar Antalya'yı tercih ediyor. Bu da Antalya'ya, Türkiye'ye katkı sağlıyor" dedi.

Görüntü Dökümü

---------------------

TAKIMLARIN ANTRENMANLARINDAN  VE BAKAN BAK'I KONUŞMASI 

RÖP: Recep Şamil Yaşacan

344 MB///03.04

Haber: Tolga YILDIRIM-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

======================================================

3)LİSE ÖĞRENCİLERİ SOKAK HAYVANLARI İÇİN KULÜBE ÜRETTİ

DÜZCE'nin Çilimli ilçesinde bulunan Özel Düzce Anadolu Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri, kışın sokakta barınacak yer bulmakta zorlanan sokak hayvanları için atık malzemelerden köpek ve kedi kulübeleri üretirken, kulübelerde barınacak hayvanlar için harçlıklarından biriktirdikleri paralarla mama da aldı.Özel Düzce Anadolu Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri, kış aylarında sokakta kalan ve barınacak yer bulamayan sokak hayvanlarını gördükten sonra atık malzemelerden kedi ve köpekler için kulübe yapmaya karar verdi. Öğrenciler projelerini sınıf öğretmenlerine aktararak projelerini hayata geçirdi. Öğrenciler çevreden izolasyon malzemeleri toplayarak kulübe yapmaya başladı. Yaklaşık 40 kulübe, kurumların bahçelerine ve hayvanların bulunduğu yerlere konuldu. Öğrenciler bununla da yetinmeyerek, yaptıkları kulübelerde barınacak hayvanların aç kalma ihtimaline karşı harçlıklarından arttırdıkları paralarla mama aldı.

10'uncu sınıf öğrencisi Ebubekir Konaç, "Buralarda dolaşan sokak hayvanlarının üşüdüğünü gördük. Sokaktaki hayvanların barınması için atık malzemelerden kulübeler yaptık. Para biriktirdik ve mama aldık. İnşallah iyi bir örnek olup, bu projenin yayılmasını sağlarız" dedi.Okulun öğrencilerinden olan İremnur Topal ise sokak hayvanlarına iyi yaşam alanları oluşturmak istediklerini ifade ederek, "Sokakta yaşayan hayvanları gördük. Onların bize ihtiyacı olduğunu düşündük ve onlara iyi bir hayat sağlamak için, kalacak ortam oluşması için böyle bir projeye imza attık" diye konuştu.Okul Müdürü Ahmet Koçbay ise öğrencilerin projelerine destek olduklarını belirterek, şöyle konuştu:

"Öğrencilerimiz her sınıfta, sınıf öğretmenlerinin gözetiminde kendileri iş birliği içinde kulübeler yaptı. Kulübeleri daha sonra Çilimli ilçesinde bulunan değişik kurumların bahçelerine, kapalı cezaevinin bahçesine, kaymakamlık bahçesine, parka, caminin önüne, imam hatip lisesinin bahçesine kulübeler koyduk. Birkaç tane de okulumuzda var. Öğrencilerimiz de kendi evlerinde ve mahallelerinde olan hayvanlar için kulübeleri alıp, oralarda yerleştirdi. Bu okulumuz için çok duyarlı bir etkinlik oldu. Çok mutlu oldum. Bunun Türkiye genelinde yaygınlaşmasını temenni ediyorum"

Görüntü Dökümü

------------------------

Öğrencilerin kulübe yaparken görüntüsü

Öğrencilerin kulübeleri okul bahçesine bırakması

Öğrencilerin aldıkları mamaları kulübelerin içine bırakması

Öğrenciler ve okul müdürü ile röp.

Haber-Kamera: Tezcan SOLMAZ-DÜZCE/DHA

==================================================

4)İNŞAATIN 9'UNCU KATINDAN DÜŞEN SURİYELİ İŞÇİ ÖLDÜ

ADANA'da Suriyeli 20 yaşındaki Abdullah Y.,  çalıştığı inşaatın 9'uncu kattan düşerek yaşamını yitirdi.

Merkez Seyhan İlçesi'ndeki Cemalpaşa Mahallesi'nde bir apartman inşaatında çalışan Abdullah Y., sabah 08.30'da 9'uncu katta kalıp çakarken dengesini kaybedince düştü. Güvenlik filesine rağmen düşen işçiyi gören çalışma arkadaşları hemen sağlık ve polis ekiplerine haber verdi. Yaşamını yitirdiği saptanan Suriyeli işçinin çalışmak için Şanlıurfa'dan kente geldiği ve birkaç gün önce inşaatta çalışmaya başladığı öğrenildi. İşçinin cenazesi Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırılırken olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü

------------------------

Ambulansın görüntüsü

İnşaattan görüntü

İnşaattan düşen Suriyeli Abdullah Y.'nin cesedinin görüntüsü

Abdullah Y.'nin baretinden görüntü

İnşaat çalışanının görüntüsü

Olay yerindeki polis ve inşaatcıların görüntüsü

Olay yerinde polis ve vatandaşlardan görüntü

Genel ve detay görüntüler

SÜRE: 01'56"    BOYUT: 118MB

Haber-Kamera: Yusuf BAŞTUĞ- Gökhan KESKİNCİ/ADANA,

======================================================

5)DOÇENT ALTAŞ: BELİ AĞRIYAN SANAYİYE DEĞİL, HASTANEYE GELSİN

AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Altaş, "Bel rahatsızlığı olanlar Akdeniz Sanayi Sitesi'ne gitmesin, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne gelsin" dedi.Antalya Akdeniz Sanayi Sitesi'nde rot balans ustası İbrahim Tetik'in, bel ve sırt ağrısı olanlara iş yerinde kendi yaptığı düzenekle tedavi uyguladığı iddiasına ilişkin haberler, tıp dünyasından tepki gördü. AÜ Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Altaş, bu uygulamayı 'ilkel' olarak nitelendirdi. Doç. Dr. Murat Altaş, "Uyguladığımız tedavi yöntemi ile hastalarımızın 24 saat sonunda ayağa kalkmalarını sağlıyoruz. Bel ağrılarını, bacak ağrılarını tedavi etmeye çalışıyoruz. Ehil olmayan kişilere tedavi için gitmeyelim. Sanayide tamamen ilkel bir yöntem olan çekme işlemini uyguluyorlar" diye konuştu.

400 KAT BÜYÜTEREK İŞLEM YAPILIYOR

Ameliyat sırasında hastalara çok hassas davrandıklarını aktaran Doç. Dr. Altaş, "Ameliyatta 400 kat büyütme ile mikroskop altında çalışıyoruz. Ameliyat sırasında çok ince çalışılarak sinirlerin zarar görmemesi sağlanıyor. Ama rot balansçıda hastanın sinirlerine ne oluyor bilmiyoruz. Eğer hastaya o an bir şey olmuyorsa şansından olmuyordur. Yapılan işlem çok tehlikeli ve felce yol açabilecek bir yöntem" dedi.

TESADÜFEN ZARAR GÖRMEYEN HASTALAR OLUYOR

Omuriliğin her iki yanında sinirler olduğunu belirten Doç. Dr. Altaş, "Bu sinirlere herhangi bir temas olduğunda hasta felçle uyanabilir. Bize kırık çıkıkçılardan gelen bazı hastalarda bu durumla karşılaşıyoruz. İyileşebilen, tesadüfen hasar görmeyen hastalar olabiliyor. Bu da belki çekme yöntemi uygulamasına bağlı olabilir. Bu tür hastalar da bize geliyor, başka doktorlara gidiyor. Onları vatandaşlarımız görmüyor. Durumu kötü olanlar geliyor. Biz onları tedavi ediyoruz. O yüzden bu yöntemi ve benzerlerini tasvip etmiyoruz" diye konuştu.

HASTA FELÇ OLABİLİR

Omurgada bir çok hastalığın söz konusu olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Altaş, şöyle konuştu:

"Belde eğrilik ve kayma olabilir, kanal darlığı olabilir. Belde öne doğru eğrilikler olabilir. Filmi görmeden bile herhangi bir işlem yapmak doğru değil. Sanayideki bu kişi belde sıkışma olup olmadığını bilemez. Bir belde eğrilik olsa, buna çekme kuvvetiyle müdahale edilse hastanın felç olmasına neden olabilir. O nedenle en azından bir hekim kontrolünden geçtikten sonra, eğer cerrahilik bir işlem gerekmiyorsa çekme kuvvetini yine hekim eşliğinde fizik tedavi bölümümüzde, hekimlerin gözetiminde ve kontrolünde yaptırmaları gerekiyor. Aslında bu işlemi yapanlar, hastanelerin fizik tedavi bölümlerinde görüp, 'Biz de bunu yaparız' diye bu işe soyunanlardır. Hastanelerin fizik tedavi bölümlerinde de bazen beldeki kasları gevşetmek amacıyla uygulanan buna benzer yöntemler var. Kırık çıkıkçılarda ve rot balansçılarda yapılan yöntemler tamamen ilkel ve tasvip etmediğimiz yöntemler. Bilim dışı, hastanın filmini görmeden belin içinde ne var bilmeden yapılan bir işlem. Bu işlem acı sonuçlarla neticelenebilir. Buradan halkımızı da uyarıyoruz; mutlaka doktorunuza giderek hastalığınıza çare arayın. Akdeniz Sanayi Sitesi'ne değil Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne gelin."

YERDE YATTIM, TUĞLA SARDIM SONUDA DOKTORA GELDİM

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde ameliyat olduktan 24 saat sonra ayağa kalktığını belirten bel fıtığı hastası 62 yaşındaki Recep Yalçın, son 5 yıldır çok ağrılı bir süreç geçirdiğini anlattı. Recep Yalçın, "Sert yerlerde yattım, sıcak tuğla sardım, kırık çıkıkçılara gittim. Sonunda Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde Doç. Dr. Murat Altaş hocamıza geldim ve ameliyat olmaya karar verdim. Bilimden ve ilimden şaşmamak lazım" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

--------------------------

Üniversite hastanesi dış plan görüntü

Doktor ve hastanın koridorda yüremeleri

RÖP 1: Doç. Dr. Murat Altaş

Doktor Altaş omirilik sistemini göstermesi

Hastanın yürürken görüntü

RÖP 2: Recep Yalçın  ( Hasta )

Recep Yalçın ve ailesinin görüntüsü

Detaylar

611 MB///05 28

 Haber: Erol AKKIR-Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA,

===================================================

6)EŞİ TARAFINDAN ZEHİRLENEN KOCA KARISINDAN ŞİKAYETÇİ OLMADI

DENİZLİ'nin Merkezefendi ilçesinde yılbaşı gecesi, şiddet uygulayıp kendisini aldattığını öne sürdüğü bir çocuğunun babası 6 yıllık eşi 38 yaşındaki Osman G.'yi tarım ilacıyla zehirlemeye kalkışan, ancak pişman olup sağlık ekiplerini çağıran Ümmü G. tutuklandı. Tedavisi sonrası taburcu olan, eşinden şikayetçi olmayan Osman G. ise "Eşim beni öldürmek için zehirlemiş olsa da onu çok seviyorum ve çocuğumun annesidir. Beni çok kıskandığı için zehirlediğini sanıyorum. Dövmeyi bırakın, tartışmıyorduk bile. Beni öldürmek istediğine hala inanamıyorum. Yine de şikayetçi değilim, kapım ona açık" dedi.

Olay, geçen yılbaşı gecesi, Sümer Mahallesi'nde meydana geldi. Bir çocuk annesi Ümmü G., kendisine şiddet uyguladığını ve aldattığını ileri sürdüğünü 6 yıllık eşi, mermer işçisi Osman G.'nin yılbaşı gecesi içtiği biraya, zehirlenmesi amacıyla tarım ilacı koydu. Osman G.'nin bir süre sonra fenalaşması üzerine pişman olan Ümmü G., durumu sağlık ekiplerine bildirdi. Ambulansla Denizli Devlet Hastanesi'ne kaldırılan, tarım ilacından zehirlendiği belirlenen Osman G.'in midesini yıkanarak yoğun bakıma alındı. İki gün yoğun bakımda kalan Osman G., tedavisi sonrası taburcu edildi.

İTİRAF ETTİ

Ümmü G.'nin ise olay gecesi polise verdiği ifadede, eşinin kendisini sürekli dövdüğünü ve aldattığını iddia ederek, "Polise gidersem, beni, anne ve babamı öldürmekle tehdit ediyordu, kızımızı satacağını söylüyordu. Osman'ın bunu yapabilecek kapasitesinin olduğunu bildiğim için korktum. Eşimi öldürmek gibi bir planım yoktu. Tarım ilacı aldım. Yılbaşı günü ilk birasını içtikten sonra ikinci birasını istediğinde içine tarım ilacını koydum. Biranın yarısına geldiğinde eşim 'Ben kötüyüm. Şu birayı dök içmeyeceğim' dedi. Sonra eşimin arkadaşını aradım. Kendileri bize geldi. O sırada eşimin telefonundan sağlık ekiplerine haber verdim. Ekipler geldiğinde eşimin bilinci kapanmıştı. Eşimi hastaneye kaldırdılar. Bana ne içtiğini sordular. Bira içtiğini söyleyince şişeleri istediler. Şişeleri getirince her şey ortaya çıktı. Onu öldürmek istemedim. Planlamadım, sadece gözünü korkutmak istedim. Zaten pişman olunca hemen komşulara, sağlık ekiplerine haber verdim" dediği öğrenildi.Suçunu itiraf eden Ümmü G., sevk edildiği adliyede tutuklandı.

"ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM"

Ölümden dönen Osman G., eşine karşı şiddet uygulamadığını, olay gecesi tartışmadıklarını belirterek, "Ölümden döndüm. 2 gün yoğun bakımda kaldım. Beni zehirlediğini hastanede öğrendim. Yılbaşı gecesi evde uyuya kalmışım, beni uyandırdı, biralarımı içmemi söyledi. Bir bira içtim, ikincisini içerken, fenalaştım. Yere düştüm, sonrasını hatırlamıyorum. Ben karımı seviyorum, dövmedim şiddet uygulamadım. İnsan sevdiğine böyle bir şeyi nasıl yapar, hala anlamıyorum. Beni kendisini dövmek ve çocuğumuzu satmakla suçlamış. İnsan evladını satar mı? Böyle bir şey asla yok. Kavga etmedik, tartışmadık bile. Aldatmakla suçlamış, asla başka kadınlarla birlikte olmadım. Beni çok seviyor ve kıskanıyordu. Dolaşırken bile kıskanıyordu. Kimseyle paylaşmazdı" dedi.

"EŞİMİN BENİ ZEHİRLEYECEĞİ AKLIMA BİLE GELMEZDİ"

Bankadan 10 bin lira kredi çektiğini ve eşinin üzerine bankaya yatırdığını belirten Osman G., "Keşke böyle olmasıydı, içim yanıyor. Kızım şimdi akrabalarımda, aklıma geldikçe sabahlara kadar ağlıyorum. Böye bir olay olmasına rağmen ben eşimi seviyorum, ondan şikayetçi olmadım. Gelse bile kabul ederim. Aklıma beni zehirleyeceği hiç gelmedi, sürekli alkol almam ama yılbaşı olduğu için içerken bira dokundu sandım. Ölümden döndüm. Şimdi kendisi beni zehirlediğini söylese yine de inanmam. Her gün önüme yemek koyuyor ben de yiyorum, onlara da zehir koyabilirdi. Öleceğimi sandığı için bu iftiraları atmış olabilir. Biz severek evlendik. Beni çok kıskandığı için yaptığını sanıyorum. Gelsin kapım açık, niye yaptın diye sorarım. Suçum ne ona karşı onu sorarım" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

----------------------

Zehirlenen Osman G.'den evinde görüntü

Çiftin evlilik fotoğrafları

Osman G.'in zehirlendiği geceyi anlatması

Osman G.'den görüntü

Çiftin birlikte fotoğrafları

Haber- Kamera: Ramazan ÇETİN/ DENİZLİ,

==================================================

7)EFSANE KALECİ TEKİN ÜSTÜNDAĞ, HUZUR EVİNDE FUTBOLDAN UZAK BİR HAYAT SÜRÜYOR

MAÇTA giydiği renkli kazağıyla, arabası ve kıyafetleriyle bir dönem fenomen olan eski Samsunsporlu kaleci Tekin Üstündağ, 4 yıldır Büyükşehir Belediyesi Huzurevi'nde futboldan uzak bir hayat sürüyor. Tekin Üstündağ, "Fenerbahçe bana 50 bin lira para teklif etti. Sonra bir arkadaşımla yemeğe gidiyorken kendimi birden Çarşamba'da buldum. Profesyonel olarak Çarşambaspor'da bir yıl oynadım" dedi.Samsunspor tarihine bir dönem damgasını vuran kaleci Tekin Üstündağ, 4 yıldır Büyükşehir Belediyesi Huzurevi'nde futboldan uzak bir hayat sürüyor. 1960 yılında başladığı futbol kariyerini 1974 yılında bırakan Tekin Üstündağ, Fenerbahçe kulübünün dönemin başkanı olan Müslim Bağcılar'ın kendisini istediğini görüştüklerini ancak arkadaşının kendisini Çarşamba ilçesine kaçırmasından dolayı gidemediğini söyleyerek, "Huzurevine geleli 4 sene oldu. Eşimle ve çocuklarımla tartıştık, sora buraya geldim. Başlarda biraz zorlandım ama şimdi bana kamp hayatı gibi geliyor. Ben, Samsun'da amatörde başladım ilk futbol hayatıma 1960 yılında. O zaman tabi Samsunspor yok. Fener Gençlik Spor vardı. Onlarda oynadım ilk. O takımda oynarken Fenerbahçe kulübü Samsun'a geldi beni izlemeye.  O dönem Fenerbahçe Kulübü Başkanı Müslim Bağcılar idi. Geldiği zaman bizim evimizde kaldı. 'Seni almadan gitmeyeceğim. Bundan sonra kendini Fenerbahçeli bil. İlk, Fenerbahçe-Galatasaray maçında seni oynatacağım.50 bin lirada para vereceğim sana' dedi. O zaman ben 18 yaşındaydım. Başkan gitti, ertesi gün en samimi arkadaşım beni Çarşamba'ya kaçırdı. 'Şurada bir yemek yiyelim. Şurada dinlenelim' dedi. Çarşamba'ya gittik. Bir hafta boyunca beni ilçede bulunan bir köyde tuttular. O dönem amatör transferi süresi dolmuştu. Köye noter getirdiler. Beni profesyonel yaptılar. Zorla imza attırdılar. Mecburen bir sene Çarşambaspor'da oynadık. O sene Fenerbahçe'ye gidemedim. Onun ardından ise Ankara Demirspor'a gittim. Sonra 1965'te Samsunspor kuruldu. Benim lisansımı Ankara Demirspor vermedi. Bir yıl Samsunspor'da sadece idmanlara çıktım. Kızdığım taraflar çok. Futbolda vefa diye bir şey yokö dedi.

TURGAY ŞEREN'DEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM

Galatasaray ve Milli Takım'ın 'Berlin Panteri' lakaplı unutulmaz kalecisi Turgay Şeren'den çok şey öğrendiğini ve çıktığı bazı maçlarda futbolculara kendi cebinden prim dağıttığını söyleyen Tekin Üstündağ, "Ben futbolculuk hayatımda kendi oynadığım maçta bile prim dağıtmış insansım. Türkiye'de değil dünyada böyle bir örnek yoktur. Samsunspor-Ankara Demirspor maçı vardı. Kulüp 2 bin lira prim veriyordu. Arkadaşlara 'yenin. 1000 lirada benden'. Bizim zamanımızda sponsor yoktu. Herkes kendi malzemeseni kendisi alırdı. Bir yeşil, beyaz ve kırmızı renkte olan kaleci kazağı yaptırmıştım. Gelen takımın rengine göre renkli kazakla maça çıkıyordum. feneomendim o dönem. Ama birde o dönemki Samsunspor'un şimdiki haline bakın insan üzülüyor. Benim hocam Galatasaray ve Milli Takım'ın 'Berlin Panteri' lakaplı unutulmaz kalecisi Turgay Şeren'di. Ben ondan çok şey öğrendim. O beni çalıştırdığı zaman zevk alıyordum. Allah rahmet eylesin" diye konuştu.

1974 senesinde oynanan Samsunspor-Mersin İdman Yurdu maçında çıkan olaylar sonrasında futbolu bıraktığını söyleyen Tekin Üstündağ, "Futbolu'da 1974 senesinde bıraktım. Daha oynardım ama Samsun'da Samsunspor-Mersin İdman Yurdu maçında olaylar çıktı. Kulüp başkanları, yöneticiler, futbolcular ve bende ceza aldım. Hakemle saha içinde olaylar çıktı. Hakem 'Tekin, beni kurtarır' düşüncesiyle bana doğru koşmuş. Bende bana koşarken ona vurdum. Spordan men edeceklerdi. Bende 'bırakıyorum'  dedim ve bıraktım" şeklinde konuştu.

Görüntü dökümü

--------------------

-Detaylar

-Tekin Üstündağ ile röportaj

(Süre: 04.42 dk) - (boyut: 526 mb)

Hakan AKGÜN-Yaprak KOÇER/SAMSUN, 

=======================================================

8)SAHTE BELGE DÜZENLEYİP KARDEŞİNİN 280 BİN LİRASINI ALDI

ADANA'da 55 yaşındaki İnci K., işbirliği yaptığı kişilerle düzenledikleri sahte evrakla, öz kardeşinin 280 bin lirasını aldı.

İnci K.,'nın kardeşi Soner Yonat'a babasından 21 dönüm tarla miras kalınca iki kardeş arasında anlaşmazlık çıktı. Tarlayının satılıp parasının kendisine verilmesini veya tapusunun kendi adına yapılmasını isteyen İnci K., iddiaya göre, kadeşi Yonat'ı tehdit etmeye başladı.

SAHTE BORÇ BELGESİ DÜZENLEDİ

Ablasının tehditlerini aldırmayan Soner Yonat, tarlanını kendisinin olduğunu söyledi. Bunun üzerine abla İnci K., Murat K., (32) Cengiz K., (28) Murat Y., (42) ve Nihat Y., (45) ile işbirliği yaparak, sahte bir borç belgesi hazırladı. Sahte mühür ve kaşelerin olduğu borç belgesini kardeşine yollayan İnci K., tehdit ettiği Soner Yonat'ın 280 bin lirasını aldı. Belgenin üzerinde imzasının olmadığını fark edip, Maliye'ye giden Yonat, evrağın sahte olduğunu, adına hiç bir borç olmadığını öğrenince ablasından şikayetçi oldu. Soruşturmayı yürüten Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Gasp Büro Amirliği ekipleri, İnci K. ile birlikte 4 kişiyi gözaltına aldı. Emniyet Müdürlüğü'ne getirilen şüpheliler, sorgularının ardından mahkemeye sevk edildi.

Görüntü Dökümü

------------------------

Zanlıların Adli Tıp Birimi'den çıkarılması

Polis aracına bindirilmeleri

Adli Tıp Birimi genel görüntüsü

SÜRE: 38"  BOYUT: 38,8MB

Haber-Kamera: Çağlar ÖZTÜRK/ADANA,


Uludağ'da Sömestr Tatili Öncesi Olağanüstü Güvenlik! JÖH Ekipleri Kuş Uçurmuyor Aç Kalıp Üniversiteye İnen Domuzlar Cep Telefonu Kamerasıyla Görüntülendi
Rusya'dan Afrin Operasyonunun Seyrini Değiştirecek Yalanlama: Askerlerimizi Çekmedik!