Son Dakika Haberleri: DHA YURT BÜLTENİ - 10

DHA YURT BÜLTENİ - 10

27 gün önce

HDP önündeki eylemde 72'nci günDiyarbakır'da, terör örgütü PKK tarafından kaçırılan çocuklarının bulunmasını isteyen 56 aile, HDP il binası önündeki oturma eylemini 72'nci günde de sürdürüyor.

DHA YURT BÜLTENİ - 10, System.String[]

HDP önündeki eylemde 72'nci gün

Diyarbakır'da, terör örgütü PKK tarafından kaçırılan çocuklarının bulunmasını isteyen 56 aile, HDP il binası önündeki oturma eylemini 72'nci günde de sürdürüyor. 5 yıl önce İstanbul'da terör örgütü PKK tarafından kaçırılıp Suriye'ye götürüldüğü iddia edilen oğlu Ömer (24) için oturma eylemi yapan Salih Gökçe, "Ben ölüsüne de razıyım. 72 gündür burada bekliyoruz. Zannetmesinler ki biz gideceğiz. Ben kapıyı kilitledim. Gerekirse burada bir ev kiralarım" dedi.

Hacire Akar, 21 Ağustos'ta kaybolan oğlu Mehmet'in (21) HDP'liler tarafından dağa kaçırıldığını söyleyip, 1 gün sonra, partinin Diyarbakır binası önünde oturma eylemi başlattı. Eylemin 3'üncü gününde ortaya çıkan Mehmet Akar, mahkemece ev hapsiyle cezalandırıldı. Oğluna kavuşup, eylemine son veren Hacire Akar, çocukları kayıp annelere çağrıda bulundu. Akar'ın çağrısıyla harekete geçen çocukları kayıp aileler, 3 Eylül'den itibaren HDP önünde oturma eylemine başladı. 56 aile, oturma eylemini 72'nci günde de sürdürdü.

'TAMAM, PKK BENİM ÇOCUKLARIMI GÖTÜRDÜ, PEKİ BU ASKERLERİN SUÇU NE?'

Ağrılı Salih Gökçe, 5 yıl önce İstanbul'da çalışırken ve askere gitmek üzereyken terör örgütü PKK tarafından kaçırılıp Suriye'ye götürüldüğünü söylediği oğlu Ömer (24) için 17 Eylül günü  oturma eylemine katıldı. Bir oğlunun da asker olduğunu vurgulayan Gökçe, terör örgütü PKK'lılar tarafından kaçırılan asker ve polislerin serbest bırakılması yönünde çağrıda bulunarak, şöyle konuştu:

"Ziyaretçiler geliyor. Türkiye'nin her yanından geliyorlar. Amerika'dan da geliyorlar. Bir sürü anne-baba burada bekliyor. Soğuk demeden, yağmur demeden burada bekliyoruz. Asker anneleri, polis anneleri var. Bizim çocuklarımızı kandırıp, dağa götürmüşler. Oğlum gittikten sonra HDP'ye de gittim, Suriye'ye de gittim. Kapıma asma kilidi taktım, geldim buraya. Bir adam, benim kapımın önüne gelse, bir gün değil 5 dakika oturursa ben o adama sorarım; 'Senin ne işin var orada?' Sezai Temelli gelince 'oy bekliyorum Kürt vatandaşlarımdan' diyor. Buradaki anne-babaların hepsi Kürt. PKK benim çocuğumu götürdü. Benim diğer oğlum asker şu anda. Asker ve polislerin suçu ne?"

'BEN ARTIK KENDİ ÇOCUĞUMDAN VAZGEÇTİM. BEN ÖLÜSÜNE DE RAZIYIM'

Gökçe, HDP önündeki eylemden vazgeçmeyeceğini belirterek, gerekirse Diyarbakır'da ev kiralayacağını söyledi. Oğlunun ölüsüne bile razı olduğunu ifade eden Gökçe, "Ben artık kendi çocuğumdan vazgeçtim. Ben ölüsüne de razıyım. 72 gündür burada bekliyoruz. Zannetmesinler ki gideceğiz. Ben kapıyı kilitledim. Gerekirse burada ev kiralarım. Çocuklarımı da buraya getiririm. Burada beklerim" diye konuştu.

EYLEME KATILAN AİLELER

1- Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde oturan Fevziye- Şahap Çetinkaya çifti, 30 Ağustos'tan beri haber alamadıkları, PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını iddia ettikleri oğulları Süleyman (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemine başladı.

2- Diyarbakırlı Remziye Akkoyun, 4 yıldır kayıp olan oğlu Azad'ın (14) PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını söyleyerek, 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı.

3- Diyarbakır'da oturan Rauf- Ayşegül Biçer çifti, 10 aydır kayıp olan tek oğulları Mustafa (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı. Kanser hastası Ayşegül Biçer, oğlunun HDP aracılığıyla PKK'lı teröristlere götürüldüğünü iddia ediyor.

4- Mardinli olan ve Diyarbakır'da oturan inşaat işçisi Celil Begdaş ile eşi Hediye Begdaş, ramazan ayının ilk günü olan 5 Mayıs'ta ortadan kaybolan oğulları Yusuf'un (16) HDP'liler aracılığıyla düğün aracı olarak süslenen minibüsle dağa kaçırıldığını iddia ederek, 4 Eylül akşamı oturma eylemine katıldı.

5- Gaziantep'te oturan Şevket- Songül Altındaş çifti, vatani görevi için usta birliğine giderken 2 Ekim 2015'te Tunceli'nin Pülümür ilçesinde teröristlerce kaçırılan oğulları Müslüm (24) için 5 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

6- Mersin'in Anamur ilçesinde yaşayan Rahime Uymaz, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 28 Temmuz 2015'te eşi ve kızının yanında PKK'lı teröristler tarafından aracından indirilerek, kaçırılan yeğeni polis memuru Sedat Yabalak (34) için oturma eylemine katıldı. Polis Sedat Yabalak'ın hasta annesi Ünzile Yabalak ise 8 Eylül akşamı Diyarbakır'a gelip nöbete başladı. Solunum hastası Ünzile Yabalak'a, PKK'lı teröristler tarafından 23 Eylül 1995'te şehit edilen Astsubay Murat Namdar'ın eşi Yıldız Namdar refakat ediyor.

7- Mardin'in Derik ilçesinden gelen Emine- Şeyhmus Kaya çifti, İstanbul'da polis memuruyken, Muş'ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine dönerken, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan oğulları Vedat Kaya (28) için 5 Eylül'de oturma eylemine başladı.

8- Malatyalı Sadiye Özbey, 17 Eylül 2015'te Rize'den kendisini ziyarete gelirken Tunceli'nin Pülümür ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından aracı yakılıp kaçırılan oğlu Astsubay Semih Özbey için 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

9- Bursa'da yaşarken eşini 17 Ağustos depreminde kaybedince Diyarbakır'a taşınan Meryem Savur, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Fırat (22) için 5 Eylül günü oturma eylemine başladı.

10- Diyarbakırlı Sabiha Balta, 5 yıl önce kaybolan oğlu Arafat'ın (25) PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını belirtip, 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

11- Diyarbakır'ın Dokuzçeltik köyünde oturan Aysel Koyun, 5 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını belirttiği oğlu Neşat (22) için 6 Eylül günü oturma eylemine başladı.

12- Diyarbakırlı Güzide Demir, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırılan oğlu Aziz (20) için 7 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

13- Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinde 4 yıl önce çobanlık yaparken PKK'lı teröristlerce kaçırıldığı belirtilen Vahit Çur'un (19) anne ve babası Bedirhan-Necla Çur çifti de 7 Eylül günü eyleme katıldı.

14- Diyarbakırlı Hüsniye Kaya, 5 yıldır haber alamadığı ve sonrasında arkadaşlarından Suriye'de olduğunu öğrendiği kızı Mekiye'yi (19) bulmak için 8 Eylül günü oturma eylemine başladı.

15- Ayten-Şadin Elhaman çifti, 2 yıl önce kaybolan oğulları Bayram (21) için 8 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

16- İstanbul'da 5 yıl önce HDP Kağıthane ilçe binasına gittikten sonra dağa kaçırıldığını ileri sürülen Yakup Edizer'in (19) anne ve babası Salim ve Saliha Edizer çifti de 9 Eylül günü eylemdeki yerini aldı.

17- Diyarbakırlı Süleyman Aydın, 4 yıl önce terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği oğlu Özkan (19) için 9 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

18- Diyarbakırlı Mevlüde Üçdağ, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Ramazan (22) için 9 Eylül günü HDP önüne gelip eyleme katıldı.

19- Mardinli olan, ancak Diyarbakır'da oturan Salih- Mülkiye Aylu çifti, 22 Mart 2019'da kaybolan ve HDP kongresine katılan M.I. tarafından Irak'ın Metina bölgesindeki PKK'lı teröristlerin yanına kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Mehmet (20) için 10 Eylül sabahı oturma eylemine başladı.

20- Aslen Siirtli olan, ancak Ordu'da yaşayan Latife Ödümlü, Dicle Üniversitesi Kimya Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi oğlu Özgür'ün (22), 10 ay önce PKK'lı teröristler tarafından Irak'ın kuzeyine kaçırıldığını söyleyerek, 10 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

21- Diyarbakırlı Mehmet Karaman, 1999'da kandırılarak dağa götürüldüğünü belirttiği oğlu Ercan (40) için 11 Eylül'de oturma eylemine başladı.

22- Diyarbakırlı Fatma Akkuş, 28 Ağustos 2015'te kaybolan ve internette terörist kıyafeti giydiği videosunu gördüğü kızı Songül için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

23- Erzurum'dan gelen Macide Uslu ile Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinden gelen Halime Şehitoğlu, 2015'te Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğenleri Sedat Sorgun (28) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı. Annesi vefat eden Sorgun'un, Van'da vatani görevini yaparken, izinli olarak Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesindeki teyzesi Şehitoğlu'nu ziyaret edip, memleketi Erzurum'daki akrabalarının yanına giderken Lice'de yol kesen PKK'lılarca kaçırıldığı belirtildi.

24- Diyarbakırlı Nihan Çiçek, 2015'te eşinin akrabaları tarafından dağa kaçırıldığını iddia ettiği nişanlı kızı Hatun (23) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

25- Diyarbakırlı Ömer Tokay, 2011'de Şırnak'a pikniğe gidip dönmeyen, 3 yıl sonra da terör örgütüne yakın bir televizyonda gördüğü oğlu Mehmet (22) için 12 Eylül'de oturma eylemine başladı.

26- İstanbul'da yaşayan Şevket-Fatma Bingöl çifti, 2014'te Arnavutköy'de 'Bana iş buldular, işe gidiyorum' diyerek evden çıkıp dönmeyen oğulları Tuncay (19) için 13 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

27- Diyarbakır'ın Hani ilçesinde fırında çalışan oğlu Fatih Demir'in (24), 2015 yılında terör örgütünce dağa kaçırıldığını ifade eden anne Sevdet Demir (55), 13 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

28- Bitlis'te eşinden boşanan Saliha Mert (42), 2015 yılında dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Yetiş Top (23) için 13 Eylül günü Diyarbakır'a gelip oturma eylemine başladı.

29- Bitlis'te yaşayan Ubeydullah Yolaçan, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Çetin (31) için 14 Eylül'de Diyarbakır'a geldi. Baba Yolaçan, gelini Gülcemal, torunları Ecrin ve Abdulsamet ile birlikte oturma eylemindeki yerini aldı.

30- Bitlis'in Mutki ilçesinden Diyarbakır'a gelen Hurinaz Omay (83), 24 yıl önce dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Rıfat (43) için 14 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

31- Bitlis'ten Diyarbakır'a gelen Fadıl Kılıç, Ahlat Üniversitesi öğrencisiyken 3 yıl önce dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Faruk için (25) 14 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

32- Elazığ'dan Diyarbakır'a gelen Muhittin Avunan, usta birliğine giderken yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğeni Bingöllü Emrah Avunan (24) için 13 Eylül'de oturma eylemine başladı. Emrah'ın annesi Leyla Avunan, babası Bilal Avunan ve akrabaları da 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

33- Erzurum'un Horasan ilçesinden gelen Mehmet Emin Coşkun (49), Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 2'nci sınıf öğrencisiyken 29 Aralık 2014'te PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını belirttiği 3 çocuğunun büyüğü olan İbrahim (24) için 15 Eylül'de oturma eylemine başladı.

34- Bursa'dan gelen Türkan Mutlu, 7 yıl önce Balıkesir'de üniversiteyi kazanıp kayıt yaptırmayan ve kandırılarak dağa götürüldüğünü iddia ettiği kızı Ceylan Şeyma Tekin (24) için 16 Eylül akşamı oturma eylemi başlattı.

35- Diyarbakırlı Vahide Sunar, 5 yıl önce Dicle ilçesine gidip PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını düşündüğü oğlu Ahmet (22) için 16 Eylül'de oturma eylemine başladı.

36- Ağrılı Salih Gökçe, 5 yıl önce İstanbul'da çalışırken ve askere gitmek üzereyken terör örgütü PKK tarafından kaçırılıp Suriye'ye götürüldüğünü söylediği oğlu Ömer (24) için 17 Eylül'de oturma eylemine başladı.

37- Batmanlı Cabir Taş, 4 yıl önce tekstilde çalışırken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği, o dönem 14 yaşında olan kızı Ece için 17 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

38- Diyarbakırlı Üzeyir Nergiz, 5 yıl önce Kars Kafkas Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okurken, 2014'te terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırılan kayınbiraderi Osman Etik (29) için 17 Eylül'de oturma eylemindeki yerini aldı.

39- Muşlu Selma Kan, 4 yıl önce Muş'ta terör örgütü PKK'ya katıldığını belirttiği oğlu Onur (28) için 18 Eylül'de oturma eylemine başladı.

40- Şirin Sungur, 2015'te Bingöl'de vatani görevini yaparken memleketi Siirt'e bayram iznine dönerken Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan oğlu Süleyman (24) için 18 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

41- Muşlu Halit Altun, 2015'te Malatya'da üniversite öğrencisiyken kaybolan ve terör örgütü PKK'nın elinde olduğunu belirttiği oğlu Muhsin (27) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.

42- Konya'dan gelen Yıldız Ballı, 2014'te İstanbul Esenyurt'ta tekstil fabrikasında çalışırken kaybolan, PKK'lı teröristlerin kaçırdığını iddia ettiği kızı Yasemin (21) için 19 Eylül'de oturma eylemine başladı.

43- İstanbul'dan Diyarbakır'a gelen Fahrettin Akkuş, 2015'te Sultangazi ilçesinde 19 yaşındayken kaçırıldığını söylediği oğlu Erkan için 20 Eylül'de oturma eylemi başlattı.

44- Kütahya'dan gelen Hatice Levent, 18 yaşındayken, 2015 yılında Bitlis'te üniversite öğrencisiyken terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını belirttiği kızı Fadime için 22 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

45- Muş'tan Diyarbakır'a gelen Güzel Aslan, 5 yıl önce mobilyacıda çalışırken kaybolan oğlu Turan Aslan (26) için 23 Eylül'de oturma eylemine başladı.

46- Batman'dan gelen Zehra Çak, 5 yıl önce kaybolan oğlu Azat Çak (23) için 26 Eylül'de oturma eylemine başladı.

47- İstanbul Sultangazi'den gelen İmmihan Nilifırka, Ege Üniversitesi Gazetecilik bölümü son sınıf öğrencisiyken, 21 Mart 2015'te kaybolan oğlu Mehmet (22) için 27 Eylül'de oturma eylemine başladı.

48- Gaziantep'ten gelen Cennet Kabaklı, 2015'te usta birliğine giderken Tunceli Pülümür yolunda PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan asker oğlu Adil Kabaklı (24) için 28 Eylül'de oturma eylemindeki yerini aldı.

49- Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinden gelen Sıddıka Tatlı, Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık bölümü son sınıf öğrencisiyken 2014'te kaybolan, terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırıldığını söylediği oğlu Aziz Tatlı (27) için 29 Eylül'de oturma eylemine başladı.

50- Batman'dan gelen Melike Akdoğan, 14 yaşında lise öğrencisiyken geçen yıl ortadan kaybolan ve dağa götürüldüğünü düşündüğü oğlu Abdulkadir için 2 Ekim'de oturma eylemi başlattı.

51- Ağrı'nın Hamur ilçesinden gelen Süheyla Demir, 2014'te lise 3'üncü sınıf öğrencisiyken PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını belirttiği kızı Hayal için 3 Ekim'de oturma eylemine başladı.

52- Muş'tan gelen Süheyla ve eşi Maşallah Yenilmez, 2015'te Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Hizmetler bölümünde okurken, ortadan kaybolan kızları Sümeyye Yenilmez (24) için 5 Ekim'de oturma eylemine katıldı.

53- Diyarbakır'ın Kulp ilçesinden gelen Menfiye Yıldırım, 2017'de kaybolan, dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Mesut Yıldırım (25) için 5 Ekim'de oturma eylemine başladı.

54- Diyarbakırlı Hatice Ceylan 2015'te, 15 yaşındayken Kur'an kursunda hafızlık okurken kaybolan oğlu Cafer için 8 Ekim günü oturma eylemine katıldı.

55- Ağrı Taşlıçay ilçesi Kumluca köyünden gelen Yasin Kaya, kızı Çiğdem Kaya'nın (21) Ağrı Anadolu Lisesi 2. sınıf öğrencisiyken PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını söyleyerek 15 Ekim günü oturma eylemine katıldı.

56- Hakkari Şemdinli'den gelen Necibe Çiftçi, oğlu Roşat Çiftçi'nin 5 yıl önce PKK'lı teröristler tarafından dağa kaçırıldığını ve büyük oğlu 4 çocuk babası Sami Çiftçi'nin (21) de terör örgütüne destek vermediği gerekçesiyle kaçırılarak şehit edildiğini belirterek 8 Kasım günü oturma eylemine katıldı.

Görüntü Dökümü

------------

-HDP il binası

-Ailelerin bekleyişi

-Salih Gökçe'nin röportajı

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Emrah KIZIL, Nurettin FİDANCAN/DİYARBAKIR,

=========================

Kazada ölen Aleyna'nın babasından imza kampanyası

Antalya'da, kazada yaşamını yitiren Aleyna Hatun Budanır'a (17) çarpan otomobilin sürücüsü Hakan Kara (19), 2 yıl 1 ay hapse mahkum edildi. Kara'nın aldığı cezaya tepki gösteren baba Şahimerdan Budanır, internette imza kampanyası başlattı.

Olay, 16 Ağustos 2017 günü Burdur- Antalya karayolunda meydana geldi. Döşemealtı Halil Akyüz Anadolu Lisesi 12'nci sınıf öğrencisi Aleyna Hatun Budanır, okul harçlığını çıkarmak için çalıştığı çamaşırhaneden çıkıp, servise bindi. Servis sürücüsü Mahmut Y., iddiaya göre Aleyna Hatun Budanır'ı yan yola girmeden ana yol üzerinde indirdi. Yolun karşısına geçmek isteyen Budanır'a, Hakan Kara yönetimindeki 07 FC 645 plakalı otomobil çarptı. Vücudunda birçok kırık, iç organlarında hasar oluşan Aleyna Hatun Budanır, ambulansla Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırıldı.

ORGANLARIYLA HAYAT VERDİ

Hastanede bbeyin ölümü gerçekleşen genç kızın organları, babası Şahimerdan Budanır'ın onayıyla bağışlandı. Aleyna Hatun Budanır'ın kalbi, böbrekleri, karaciğeri, akciğeri, pankreası ve 2 korneası, organ bekleyen hastalara nakledildi.

'Taksirle ölüme sebebiyet verme' suçundan tutuksuz yargılanan otomobil sürücüsü Hakan Kara, davanın karar duruşmasında 2 yıl 1 ay hapse mahkum edildi. Servis sürücüsü Mahmut Y. ise beraat etti.

BABADAN İMZA KAMPANYASI

Şahimerdan Budanır, kararı temyiz edeceklerini söyledi. Verilen cezanın yeterli olmadığını belirten Budanır, internet üzerinden imza kampanyası başlattı. Kampanyanın muhatabı olarak ise Adalet Bakanlığı seçildi. Kampanyanın çağrı metninde, "Aleyna Hatun Budanır, 17 yaşında onu aramızdan aldılar. Kural tanımazlar tali yolda 120 ile giden maganda ve indirilmemesi gereken yerde indiren servis şoförü suçlu bulunmuyor, ama 17 yaşındaki kızım suçlu bulunuyor adalet mi bu?" ifadeleri yer aldı. Kampanyaya şimdiye kadar 500'e yakın kişi imza vererek destekte bulundu.

'AÇLIK GREVİ YAPACAĞIM'

Adaletin yerini bulmasını istediklerini söyleyen baba Budanır, "Sanıklara verilen cezalar yeterli değil. Suçlular resmen ödüllendiriliyor. Türkiye'de bir insanın canı bu kadar ucuz mu? İmza kampanyasını da sesimizi duyurabilmek adına başlattık. TBMM'de gündem olsun istiyoruz. Suçlulara gereken ceza verilmezse davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacağım. İleriki zamanda, sanıklar gerekli cezayı alana kadar da açlık grevi ve oturma eylemi yapacağım" dedi.

Görüntü Dökümü

------------

Şahimerdan Budanır'ın içli köfte tezgahında çalışırken görüntüsü

Şahimerdan Budanır'ın yolda yürürken görüntüsü

Şahimerdan Budanır'ın kazanın yaşandı yolda video çekerek olayı anlatması

Şahimerdan Budanır ile röp.

Haber:  Cavit AKGÜN - Kamera: Aykut KURT/ ORTACA, (Muğla),

=================================

Geri manevra yaptığı kamyon dereye devrildi

Rize'de sürücüsünün geri manevra yaptığı kamyon, kontrolden çıkarak dereye devrildi. O anlar kameraya yansıdı.

Kaza, Küçükçayır Köyü'nde meydana geldi. Dar yolda sürücüsünün geri manevra yaptığı kamyon kontrolden çıkarak dereye yuvarlandı. Sürücü yaralanırken, kamyonda maddi hasar oluştu. Kamyonun dereye devrildiği anlar bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı.

Görüntü Dökümü

------------

-Kamyonun dereye devrilmesi

Haber: RİZE-DHA

===============================

Cinayeti çözmek için kurulan özel ekip 2 ay delil toplamış

Zonguldak'ta, 18 Eylül'de evine 200 metre uzaklıktaki ormanlık alanda cesedi bulunan Sultan Biryan'ın (69) cinayet şüphelisi olarak komşusu Ahmet Sarı'nın(53) tutuklanmasıyla ilgili polisin cinayeti çözmek için kurduğu özel ekip yaklaşık 2 ay boyunca delil topladı. Şüphelinin, ölen Biryan'ın üzerindeki bilezik ve iki küpeyi sattığı iş yeri 20'yi aşkın kuyumcunun güvenlik kameraları incelenerek tespit edildi. Ahmet Sarı'nın mahkemedeki ifadesinde, kadını bahçede ölü olarak gördükten sonra bilezik ve küpesini alarak sattığını kabul ettiği, ancak kendisinin öldürmediğini söylediği öğrenildi.

Geçen 14 Eylül'de, Yeni Mahalle Dilektepe Sokak'ta yaşayan Sultan Biryan, kestane toplamak için evden ayrıldı. Eşi ve engelli kızıyla birlikte yaşayan 5 çocuk annesi Sultan Biryan, akşam eve dönmeyince ailesi tarafından polise kayıp başvurusunda bulunuldu. Biryan'ın cesedi, kaybolduktan 4 gün sonra evine 200 metre mesafedeki ormanlık alanda üzeri çalılarla kapatılmış şekilde bulundu. Cumhuriyet Başsavcılığı, Biryan'ın ölümüyle ilgili soruşturma başlattı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Bürosu ekipleri, cinayeti çözmek için özel ekip kurdu. Mahalledeki komşuların ifadelerini alan polis, işsiz olan Ahmet Sarı'nın cinayetle ilgisi olabileceğini düşünerek çalışmasını sürdürdü. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın verdiği izinle Ahmet Sarı'nın telefonu dinlemeye alındı. Ayrıca HTS kayıtlarından olay günü nerede olduğu araştırılan Ahmet Sarı'nı, Sultan Biryan'ın kaybolduğu gün kent merkezindeki kuyumcular çarşısının yakınlarında olduğunu tespit etti. Polis ekipleri, bölgedeki 20'ye yakın kuyumcunun güvenlik kamerasını inceledi. Ahmet Sarı, bir kuyumcuda ziynet eşyası bozdurduğu tespit edildi. Ahmet Sarı'nın bozdurduğu bilezik ve iki küpe, Sultan Biryan'ın yakınları tarafından teşhis edildi. Bilezik ve iki küpenin maddi değerinin yaklaşık 5 bin lira olduğu öğrenildi.

'BİLEZİK VE İKİ KÜPEYİ ALDIM ANCAK BEN ÖLDÜRMEDİM'

Polis, toplanan tüm delillerin ardından savcılık talimatıyla Ahmet Sarı'yı önceki gün gözaltına aldı. İfadesinde Sultan Biryan'ı öldürmediğini söyleyen Ahmet Sarı, güvenlik kamera kayıtlarını izlediğinde ise susma hakkını kullandı. Dün öğle saatlerinde adliyeye sevk edilen Ahmet Sarı, mahkemedeki ifadesinde ise Sultan Biryan'ı bahçede yerde yatarken gördüğünü, bilezik ve iki küpeyi alarak sattığını kabul etti ancak kendisinin öldürmediğini söyledi. Ahmet Sarı, nöbetçi mahkeme tarafından 'kasten öldürme' ve 'gasp' suçlarından tutuklandı.

CENAZEDE AĞLAYARAK BAŞSAĞLIĞI DİLEMİŞ

Sultan Biryan'ın damadı Yahya Kasımfırtına ise gazetecilere yaptığı açıklamada şüphelinin evlerine girip çıkan komşuları olduğunu öğrendiklerinde üzüntülerinin iki katına çıktığını söyledi. Ahmet Sarı'nın cenazelerine de katıldığını söyleyen Kasımfırtına, "Çalışmayan biriydi. Bilezikleri almak için yaptı diye düşünüyoruz. Her zaman evlerine giden yemeğini yiyip içen biriymiş. Benim tarafım ondan şüphelenmişti baştan beri açıkçası. Olayın olduğu gün bilezikleri bozdurmuş. O sabah hemen saat 10.00 da bozdurmuş bilezikleri. Bana geldi başsağlığı diledi. Eşime başsağlığı dilerken titremiş.  Aynı zamanda cenazesinde ağlamış. Katil içinde olur derler ya gerçekten içimizdeymiş. Cenazeye katılmış. O anda tabi biz üzüntümüz var. Ağlamış orada" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------

-Şüphelinin adliyeden çıkarılışı

-Polis aracının gitmesi

-Ölenin damadı Yahya Kasımfırtına ile röp.

-Cesedin bulunduğu yer

-Cesedin cenaze aracına konulması

-Eşi ile röp.

-Ölen kadının fotoğrafı

Boyut: (861 MB)

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK,

=========================

'Uyuyor' diye üzerini örttüğü ölen eşiyle 2 gün yaşamış

Antalya'da yerleşik yaşayan ve kanser hastası olan Alman Hundsdorfer Reinholdhilmar (74), hayatını kaybetti. Sylva Waltraud Umissky'nin (51), eşinin uyuduğunu düşünerek, üzerini çarşafla örtüp, 2 gün cansız bedeniyle kaldığı ortaya çıktı.

Alanya ilçesine bağlı Oba Mahallesi'nde yerleşik yaşayan Alman Hundsdorfer Reinholdhilmar ve Sylva Waltraud Umissky'nin bir süredir evden çıkmaması üzerine şüphelenen komşuları, polise haber verdi. İhbarla gelen ve savcılık izniyle eve giren İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, oturma odasında yatan Hundsdorfer Reinholdhilmar ve Sylva Waltraud Umıssky ile karşılaştı. Yapılan kontrolde, Hundsdorfer Reinholdhilmar'ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Sylva Waltraud Umissky ise bu sırada uyandı. Hundsdorfer Reinholdhilmar'ın cansız bedeni, otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu'na götürüldü.

Cenaze aracıyla Antalya'ya gelen Sylva Waltraud Umissky, kanser hastası eşinin sürekli uyuduğunu belirterek, "Hastalığı yüzünden devamlı uyuduğu için onu yine uyuyor sanmıştım. Bu yüzden üşümesin, diye üzerine çarşaf örttüm. 2 gün son sonunda eve polisler geldi, eşim ölmüş" dedi.

Hundsdorfer Reinholdhilmar'ın cansız bedeni, otopsinin ardından toprağa verilmek üzere Alanya'ya götürüldü.

Görüntü Dökümü

-------------

-Cenazenin morgdan alınması

-Sylva Waltraud Umıssky'in polisle birlikte görüntüsü

-Sylva Waltraud Umıssky'in cenaze arabasına binmesi

-Cenaze arabasından görüntü

-Ölen Hundsdorfer Reinholdhilmar'un opağı

-Adli tıp genel görüntü

'167 MB 1 DK 34 SN'

Haber Kamera Bülent TATOĞULLARI/ANTALYA,

======================

Sivaslı ustanın ürettiği bıçaklar, kabzalarıyla dikkat çekiyor

SİVAS'ta, bıçak ustası İsmail Gölebatmaz'ın (47), 1500 derece sıcaklıkta şekil vererek çelikten ürettiği bıçaklar geyik ve karaca boynuzlarından oluşan kabzalarıyla ilgi çekiyor.

Küçük yaşlarda başladığı baba mesleğini Demircilerardı Mahallesi'ndeki Eski Sanayi Sitesi'nde 35 yıldır sürdüren evli ve 2 çocuk babası bıçak ustası İsmail Gölebatmaz, doğal yollardan temin ettiği geyik ve karaca boynuzlarını bıçak sapına dönüştürüyor. Gölebatmaz, 1500 derece sıcaklıkta şekil verdiği çeliği örste döverek inceltip, parlattıktan sonra boynuza açılan oyuğa yerleştiriyor. Göletbatmaz'ın uzun uğraşlar sonucu hazır hale getirdiği geyik ve karaca boynuzlu kabzalarıyla dikkat çeken bıçaklar 500 ile 1500 lira arasında satışa sunuluyor. Çeşitli aşamalardan geçirilip hazırlanan bıçaklar yoğun ilgi görüyor.

İlkokulu bitirdikten sonra baba mesleği bıçakçılığa gönül verdiğini ifade eden bıçak ustası İsmail Gölebatmaz, "1984 yılından günümüze kadar bıçak yapmaya devam ediyorum. Genelde yöresel ev bıçağı, el çakısı gibi bıçaklar yapıyordum ama meraktan dolayı geyik boynuzundan, karaca boynuzundan, yapan hayvanlarının boynuzundan farklı, otantik ve kendi tasarımlarım olmak şartıyla bıçaklar yapıyorum" dedi.

Karaca ve geyik boynuzlarını her zaman temin edemediğini söyleyen Gölebatmaz, "Bu boynuzlar avlanma yoluyla elde edilmiyor. Bazen doğada kendi düşen boynuzlar oluyor. Avlananlar da getirebiliyor. Vatandaşlar getiriyor, iş karşılığı yapıyorum. Bunları yaparken önemli olan çeliğin kalitesi. Birinci sınıf malzeme kullanıyorum. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Önemli olan bunu yapmaktan ziyade boynuzu bıçağa yerleştirmektir. Birer bir ölçüsünde olması gerekir. Fiyatları kullandığım malzemeye göre 500 ile bin 500 lira arasında değişiyor. Genelde şark köşesi olanlar, antikacılar ve süse merakı olanlar tercih ediyor" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

---------------

-Atelyöden görnütüler

-Bıçakların üretim aşamasından görüntüler

-Geyik ve karaca saplı bıçaklar

-Ustanın konuşmaları

Haber-Kamera:  Uğur YİĞİT- Rahmi MEYVECİ/SİVAS,

======================

'Türkiye'de aktif olan yangın alarm ve söndürme sistemi oranı çok düşük'

Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özgen, Türkiye'de aktif olan yangın alarm ve söndürme sistemi oranının çok düşük olduğunu söyledi. Özgen, "Özellikle gökdelen ve tarihi binalarda bu sistemlerin çalışmaması, faciayı beraberinde getirme olasılığı yüksektir" dedi.

Olası bir yangın sırasında binadaki can ve mal kaybını en aza indirgemek için kullanılan yangın algılama ve uyarı sistemleri, özellikle binanın kör noktalarında çıkan yangınların erken fark edilip söndürülmesinde büyük katkı sunuyor. Bu sistemlerin aktif olması, olası birçok yangına büyümeden müdahale edilmesini sağlıyor.

Türkiye'deki birçok yangın algılama ve söndürme sisteminin bakım yapılmaması, odada sigara içilmesi gibi nedenlerle çalışır vaziyette bulunmadığını belirten Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Burak Özgen, bu sistemlerin denetimlerinin yeterince yapılmadığını söyledi.

Yangın algılama ve uyarı sistemlerinin işlevine değinen Özgen, "Bu sistemleri meydana gelebilecek bir yangını engellemek amaçlı değil, yangın oluştuktan sonra bunu bir an önce algılayıp ardından gerekli tahliye işlemlerinin yapılabilmesi için kullanıyoruz. Türkiye'de binaların yangından korunması hakkındaki yönetmelik ve bu yönetmeliğin atıfta bulunduğu 54- 14 standardı üzerinden biz yangın ve gaz algılama sistemlerinin projelendirilmesini ve uygulamasını yapıyoruz. Yönetmelikte de gerek konutlar için, gerek endüstriyel tesisler ve iş merkezleri için birçok alanda yangın algılama sistemlerinin kullanılması zorunlu. Kurulan yangın algılama sistemlerinde işletilmesi, bakım ve arızaların takip edilmesi de yönetmelikler çerçevesinde zorunlu" dedi.

'BELLİ PERİYOTLARDA BAKIMLARININ YAPILMASI GEREKİYOR'

Yangın algılama ve söndürme sistemlerinin bakımlarının çok önemli olduğunu dile getiren Özgen, "Yangın algılama sistemlerinin standart yönetmeliklere göre projelendirilip uygulamasının yapıldıktan sonra belli periyotlarda bakımının da yapılması gerekiyor. Genel olarak, 'Bize bir şey olmaz, başımıza bir şey gelmez' mantığıyla hareket ettiğimiz için bu sistemlerin bakımından uzak duruyoruz. Kolayımıza gelen olası asılsız bir ihbarın ardından sistemi kapatarak sorunları halının altına gömüyoruz. Bu çok yanlış bir uygulama. Çünkü yangın algılama sistemlerini bir binada hayatımız boyunca belki bir sefer kullanacağız. Bu bir defa da sistemin çalışır vaziyette tutulması gerekiyor. Birçok yaşanmış örneği var" diye konuştu.

'20 EVİN YALNIZCA 1'İNDE AKTİF OLARAK ÇALIŞIYOR'

Aktif olan yangın algılama ve söndürme sisteminin oranının çok düşük olduğunu söyleyen Özgen, "Konutlarda bu sistemler aktif olarak çalışmıyor. 20 konutun belki 1'inde çalışıyordur. Kurumsal yapıdaki endüstriyel tesislerdeki bu sistemlerin bakımları ya yetkili servisler tarafından, ya da tesisin kendi teknik ekibi tarafından yapılıyor. Endüstriyel tesislerde de yüzde 10 seviyede bakım yapıldığını düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

'GÖKDELENLER İÇİN AYRI BİR ÖNEM TAŞIYOR'

Bu sistemlerin yüksek katlı binalar için ayrı bir önem taşıdığını belirten Özgen, "35'inci katta bir yangın çıktığı zaman aktif çalışan bir yangın algılama sistemi yoksa ortamda bir kaos olacaktır. Dışarıdan bir alev topu görüldüğü zaman insanlar yangının farkına varacaktır. Dolayısıyla bir kaos ortamı, kaçışmada bir izdiham ortamı, itfaiyeye geç haber gittiği için yangına müdahalede bir gecikme söz konusu olacaktır. Ancak aynı binada standartlara ve yönetmeliklere uygun olarak çalışan bir yangın algılama sistemi tahsis edilmiş olsaydı, kaçış planları daha önceden yapılacağı için bir izdiham ortamı oluşmayacak. İtfaiyeye daha erken haber gidip, itfaiyenin müdahale hızı artacaktır" dedi.

'TARİHİ BİNALARDAKİ SİSTEMLER DAHA HASSAS AYARLANMALI'

Bu sistemlerin tarihi binalarda aktif olarak kullanılması gerektiğini vurgulayan Özgen, "Dünyada en fazla tarihi eseri barındıran bir coğrafyadayız. Buralardaki yangın algılama sistemlerinin normal sistemlerden daha farklı olması gerekir. Dumanı daha erken algılayıcı, alev dedektörleri gibi daha hassas algılayıcıların kullanılarak yangını daha ilk oluştuğu aşamalarda yakalayabilecek ve müdahaleyi bir an önce yapabilecek sistemlerin kullanılması gerekir. Çünkü tarihi binalarda can kaybının yanı sıra tarih kaybı da yaşanacağı için buralara daha fazla önem verilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

'BİRÇOK YANGIN MERDİVENİNİN KAPISI KİLİTLİ'

Yangın merdivenlerinin amacına uygun kullanılmadığını da belirten Özgen, "Yangın algılama sistemindeki can kurtarıcı en önemli nokta yangın merdivenleri. Bundan 3-4 yıl önce Adana'da çıkan bir yangında evlatlarımızı kaybettik. Bizde genelde yangın merdivenleri sigara içme alanı olarak, yurtlarda, okullarda, kaçış alanı olarak kullanıldığı için işletmeciler veya yöneticiler tarafından kilitleniyor. Bu insanları ölüme terk etmek gibi bir durum oluyor. Yangın merdivenlerinin kapısının sürekli açık olması gerekiyor" dedi.

Görüntü Dökümü

--------

-Alarm sisteminden detaylar

-Yangın merdiveninden detaylar

-Yüksek binalardan drone görüntüleri

-Genel detaylar

-Süre: 7.26 Boyut: 832 MB

-Haber: Muammer İRTEM - Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,

=====================

Şiddete karşı yüzlerce balon gökyüzüne bırakıldı

Edirne'nin Keşan ilçesinde Emniyet Müdürlüğü tarafından şiddet sorununa dikkat çekmek için gerçekleştirilen etkinlikte üzerinde 'şiddetsiz yeryüzü' yazılı yüzlerce balon gökyüzüne bırakıldı.

Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği'nce 'şiddetin her türlüsü ile mücadele' sloganıyla şiddet sorununa dikkat çekmek amacıyla etkinlik düzenlendi. Keşan Belediyesi Pazaryeri Kompleksi'nde yapılan etkinliğe Keşan Kaymakamı Nuri Özder, Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, Keşan İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Tekin, kurum müdürleri, STK temsilcileri, muhtarlar ve öğrenciler katıldı. Etkinlik alanında şiddet sonucu hayatlarını kaybeden kadınların isimleri temsili olarak sokaklara verilerek, isimlerinin yazılı olduğu tabelalar asıldı.

Keşan İlçe Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği'nde görevli polis memuru Umut Cem, şiddeti önlemek adına emniyet teşkilatının 'önleyici hizmetler' adı altında hizmet verdiğini belirterek, "Şiddetin her türlüsüne karşı çıktığımızı belirtmek isteriz. Çünkü şiddetin hiçbir şekilde çözüm olmadığı ve şiddet mağduru insanların hayatlarının karardığı, gelecekte şiddete maruz kalıp, şiddet uyguladığı bilinmektedir. Gerek aile içi, gerekse sporda, her türlü fiziksel ve sözlü şiddete karşı olduğumuzu belirtir, şiddetsiz bir gelecek için genç arkadaşlarımızdan temennimiz eğitim hayatlarında ve yaşamlarında şiddeti çıkartıp, şiddetsiz bir gelecek için ebeveynleriyle birlikte ortak çalışmalarımıza katkı sunmalarıdır" dedi.

'ORTAK BİR MÜCADELE YÜRÜTMEKTE KARARLI OLMALIYIZ'

Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu ise farklı toplum ve kültürlerde yaşayan, gelir ve eğitim düzeyi ne olursa olsun kadınların ortak sorununun şiddet olduğunu ifade ederek, "Bu maalesef gündemimizden düşmüyor. Şiddet, bireyin ruhsal ve bedensel bütünlüğüne zarar veren bir halk sağlığı sorunudur. Fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü ve ekonomik türü ne olursa olsun bu ortak sorun yalnız özel alanlarda değil, maalesef toplumsal ve kamusal alanlarda da yaşanıyor. Bu sorununun yaygınlığının farkında olarak gerek ülkemizde, gerekse dünyada kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, meslek örgütleri, özel sektör ve medya kuruluşları gibi toplumun tüm kesimlerinin dahil olduğu ortak bir mücadele yürütmekte kararlı olmalıyız" diye konuştu.

Daha sonra ise motosikletli yunus timleri tarafından gösteri sürüşü yapıldı. Katılımcılar, şiddet karşı mücadelede düşüncelerini içeren notları ise dilek ağacına astı. Etkinlik, üzerinde 'şiddetsiz yeryüzü' yazılı yüzlerce balonun gökyüzüne bırakılmasıyla son buldu.

Görüntü Dökümü

-----------

-Dilek ağacına asılan şiddet karşıtı notlar

-Şiddet sonucu ölen kadınların isimleri yazılı tabelalar

-Yunus ekiplerinin gösterisi

-Polis Memuru Umut Cem konuşması

-Keşan Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu konuşması

-Etkinliğe katılanların ellerindeki balonlar

-Geri sayım yapılarak balonları gökyüzüne bırakılması

-Gökyüzündeki balonlar

-Detaylar

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-

===================

Mersin'deki Miyav Park yenilendi

Mersin'de sahipsiz kedilere ev sahipliği eden Miyav Park yenilendi. Yapılan çalışmalar kapsamında parka, kedilerin rahatça dinlenebileceği ve uyuyabileceği 24 girişi bulunan bir Miyav Palace da yerleştirildi.

Her gün yüzlerce kediyi besleyen ve oyun alanı sunan Miyav Park, sahipsiz kedilere daha iyi hizmet verebilmek adına Büyükşehir Belediyesi ekiplerince yenilendi. Sokak kedilerinin daha konforlu ve keyifli bir ortamda yaşaması için Miyav Park'ın zemini, aydınlatma sistemleri ve etrafını çevreleyen tel örgüler elden geçirildi. Özel olarak tasarlanan ve kedilerin oyun oynadıkları alanlardaki korkuluklar da halatlarla kaplandı.

Miyav Park'ın zeminin altındaki toprak suyu emmediği için yaşanan su birikmesinin önüne geçilmesi amacıyla da gerekli işlemler yapıldı. Bu kapsamda zemin beton parke ve kumla doldurularak, 13 santim yükseltilmesi sağlandı. Yapılan çalışmalar kapsamında parka, kedilerin rahatça dinlenebileceği ve uyuyabileceği 24 girişi bulunan bir Miyav Palace da yerleştirildi.

Kediler için özel olarak tasarlanan oyun alanları, uyku evleri, otomatik değişen su kapları, günde 2 kez tazelenen mamaları ve doğal çim alanları gibi özellikleriyle öne çıkan park, yenileme çalışmaları sonrası sahipsiz kediler için daha konforlu ve güvenli bir ortam sağlayacak.

Görüntü Dökümü

------------

-Parkın drone ile çekilen görüntüsü

-Parktan genel ve detay

-Parkta çalışan görevliler

-Kulübelerin yerleştirilmesi

-Zemin için yapılan çalışma

-Kedilerin görüntüsü

-Personel tarafından taşınan kulübe

-Genel ve detay

Haber-Kamera: MERSİN;

===============================


Haber Yayın Tarihi: 13.11.2019 01:19 Kaynak: DHA



Son Dakika

Şeyma Subaşı'dan "Namazı bıraktın mı?" sorusuna cevap: Hayat şartlarından dolayı kılamıyor oldum
Fatih Terim Arda Turan'a Galatasaray kapılarını kapattı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "İdolünüz kim?" diye sordular, verdiği yanıt salonda büyük alkış aldı