Karabaşoğlu: Türkiye'ye Gezi'de Yaşam Tarzı Üzerinden Müdahale Edilmek İstendi - Son Dakika

Karabaşoğlu: Türkiye'ye Gezi'de Yaşam Tarzı Üzerinden Müdahale Edilmek İstendi

02.07.2013 14:14
Karabaşoğlu: Türkiye'ye Gezi'de Yaşam Tarzı Üzerinden Müdahale Edilmek İstendi, System.String[]

Yazar Metin Karabaşoğlu, Türkiye'ye daha önce güç ve kuvvetle yapılan müdahalelerin Gezi Parkı olaylarında yaşam tarzı üzerinden yapılmak istendiğini söyledi.

Yazar Metin Karabaşoğlu, Türkiye'ye daha önce güç ve kuvvetle yapılan müdahalelerin Gezi Parkı olaylarında yaşam tarzı üzerinden yapılmak istendiğini söyledi.

Moral Dünyası Dergisi, Temmuz sayısında Metin Karabaşoğu'nun Gezi Parkı olaylarını tahlil ettiği bir yazısına yer verdi. Karabaşoğlu yazısında, insanlık tarihini belirleyen 3 temel 'kuvve' olduğunu belirterek bunların kuvve-i akliye, kuvve-i gadabiye ve kuvve-i şeheviye olduğunu kaydetti. Kuvve-i akliyenin insanın düşünme, doğruyu yanlıştan ayırma, hakikati bulabilme yeteneğini ifade ettiğini kaydeden Karabaşoğlu, "Kuvve-i gadabiye, insanın ona emanet edilmiş hayatına kasteden zararlı unsurlardan korunması içindir. Kuvve-i şeheviye de hayatının devamı için lazım olan şeylere iştiha duyabilmesi için kendisine verilmiştir. Hayatının devamı için helal dairede iffetle yol almakla yükümlüdür insan." görüşlerine yer verdi.

Modern Batı'nın İslam'a karşı mücadelesinde bu 3 kuvveyi de kullandığını belirten Karabaşoğlu, şunları dile getirdi:

"Bir yandan, Allah'ın varlığını red ve inkar eden ateistleri, öte yandan Allah'ın varlığını kabul etmekle birlikte semavi dinleri, yani ilahi vahyi ve peygamberleri reddeden deistleriyle; ayrıca, Batı'nın galip konumundan istifadeyle arada Müslümanları İslam'dan koparıp kendi inancına döndüreceği umuduna kapılmış Hıristiyan misyonerleri ve heleki bütün akademik maskesine rağmen mü'minlerin aklına dinleri hakkında türlü çeşit şüpheler düşürme ve mü'minleri birbirine düşürme gayretiyle kuşanagelmiş koskoca bir oryantalistler ordusuyla; asırlardır Batı, İslam'a karşı 'kuvve-i akliye' cihetinde bir mücadelenin içindedir, ama bu mücadeleden galibiyet devşirmeyi bir türlü başaramamış haldedir. Bilakis müntesiplerinin en zayıf durumda olduğu modern zamanlarda dahi İslam, en güçlü zamanında Batının içinden Hıristiyanlıktan veya deizmden veya ateizmden kopup İslam'ı seçen milyonlarca muhtedi devşirmiş haldedir. İslam'a karşı bu uğurda oluşturduğu muazzam güce ve dahası İslam dünyasının neredeyse tamamında eğitim müfredatlarının onların lehine oluşturulmasına rağmen 'kuvve-i akliye' üzerinden bir mücadelede başarılı olamayan Batı, 'kuvve-i gadabiye' cihetinden, yani doğrudan ordularını, silahı ve şiddeti devreye sokarak da yürütmüştür, İslam'a karşı mücadelesini. Bu ordu, bu şiddet ve silah, ya bizzat Batıya ait olup Batılı ellerle kullanılmış veya ruhunu Batıya satmış Müslüman isimli zalimler ve muktedirler eliyle. Gelin görün ki, kitabıyla, sözüyle Kur'an'ı yenemeyen, İngiltere'nin en güçlü zamanında Avam Kamarasında Gladstone'un bas bas bağırmasına rağmen Kur'an ile Müslümanların arasını açamayan Batı; orduları, tankı, topu, tüfeği, bombası, zulmü, zalimi, diktatörü ile de bunu başarabilmiş halde değildir."

İslam'a karşı yerel-küresel bir ittifak oluşturan seküler 'konsorsiyum'un elinde, en kullanışlı kuvve olarak, 'kuvve-i şeheviye' kaldığını ifade eden Karabaşoğlu, makalesinde şu ifadelere yer verdi:

"Batı, sözle ve silahla, yani küfürle ve zulümle yenemediği; 'kafirler topluluğu'nun ve 'zalimler topluluğu'nun baş edemediği İslam'a ve müntesiplerine, bundan böyle, fıskla ve 'fasıklar topluluğu'yla hükmetmeyi deneyecektir. Postmodern bir dünyada 'iman-küfür mücadelesi' yeni bir veçheye kavuşacak ve bundan böyle mücadele 'düşünce' düzeyinden ziyade 'yaşam tarzları' düzeyinde; akıl düzeyinden ziyade nefis ve haz düzeyinde şiddetlenecek. Bunun, 2 önemli ipucu var. Sözüm ona 'masum çevre duyarlılığı' ile takdim edilen, faraza öyle olsa bile savunulamaz bir çapulculuğa, başbakana odaklanmış görünse de esasen dindara ve dine yönelik rezil bir saldırıya ve sefil bir darbe girişimine dönüştüğü halde 'savunulan' bu eylemlerin 'taşıyıcısı' durumundaki unsurlarda saklıydı bu ipuçları. İlkini, Başbakan Vekili Bülent Arınç'la 5 Haziran'da yaptıkları konuşmanın basın açıklamasında Taksim Platformu verdi. Çözün bakalım: Mesele masum bir 'çevre duyarlılığı' idiyse, 'kadın bedenleri üzerinde denetim kuran muhafazakar erkek politikalarına karşı yükselen ses'in ne alakası vardı? ve tarif edilemez bir yıkıcılığa, çapulculuğa dönüştüğünde eylemleri 'masum' gösterme adına yine aynı günden itibaren başlayan, bıktırıcı bir şekilde eylemlerin yanında yer alan gazeteci, politikacı, akademisyen, sanatçı her kesim tarafından tekrar tekrar dile getirilen 'yeni gençler,' 'çiçek çocuklar' söyleminin.. Bu ülke, ümmet ve bütün yerküre, iman-küfür mücadelesinde 'postmodern' bir dönemece girdi, giriyor. Bundan böyle, bu mücadelede şer cephesi 'kuvve-i şeheviye' üzerinden bir saldırıya odaklanacak; imanla ve mü'minle olan mücadelesini nefis ve haz merkezli olarak yapacak ve bunun için özellikle kadınlar ve gençler üzerine oynayacak. Mücadele çetin ve uzun süreli olacak; evlerimiz, eşlerimiz, çocuklarımız hedef alınacak."

Karabaşoğlu: Türkiye'ye Gezi'de Yaşam Tarzı Üzerinden Müdahale Edilmek İstendi

- Kaynak: CHA

Son Dakika Güncel Karabaşoğlu: Türkiye'ye Gezi'de Yaşam Tarzı Üzerinden Müdahale Edilmek İstendi - Son Dakika


Son Dakika

Antalya depremi neden şiddetli hissedildi? Prof. Dr. Naci Görür, sebebini anlattı Kısıtlamayı ihlal eden çocuklar polisleri görünce tehlikeye aldırmadan bir duvarın üstünde saklandı Son Dakika! Antalya Gazipaşa açıklarında 5.2 büyüklüğünde deprem Kısıtlamada turistlerin keyfine diyecek yoktu! Maskelerini çıkartıp çekirdek çitleyip yerlere attılar Erdoğan'ın da katıldığı ilk milli helikopter motorunun teslim töreninde kriz: Hakkımızı helal etmiyoruz Asgari ücret toplantısında işçiler için ne talep edildi? İşte merak edilen detaylar Sokağa çıkma kısıtlaması sayesinde İspanya'da vaka sayısı 1 ayda 25 binden 5 bine düştü Oyuncu Selahattin Taşdöğen, metrobüsteki güvenlik görevlileriyle tartışıp karakolluk oldu